Ozon tabakasını neden artık konuşmuyoruz? Başardık mı? Yoksa...

Ozon tabakasını neden artık konuşmuyoruz? Başardık mı? Yoksa...

Uzunca bir süre dünyanın küresel ekolojik endişelerinin başında ozon tabakası geliyordu. "Ozon tabakası deliniyor", "delik büyüyor" uyarıları zamanla ve yavaş yavaş hayatımızdan çıktı. Ozon tabakası artık gündemde değil. Peki ne oldu? Sorun çözüldü mü?

90'lar çocuklarının hatırlayacağı ilk ve en ciddi küresel çevre problemi ozon tabakasının delinmesiydi. Markalar özellikle deodorant üreticileri ozon tabakasına zarar vermediklerini reklam kampanyalarında vurguluyordu. İlerleyen yıllarda ozon tabakasını her geçen gün çok daha az dert eder olduk. Korku salan tehlike artık gündelik hayatımıza tesir edecek kadar gündemde değil.

Stratosferin üst kısmında bulunan ozonosfer veya ozon tabakası, Güneş'ten gelen morötesi ışınlardan olan UV-B ve UV-C gibi zararlı ışınları tutar. Bu ölümcül ışınları tutmasıyla ozon tabakası, yaşam için hayati açıdan önemlidir.

Peki ne oldu? Sorun çözüldü mü? Başardık mı? Neden artık ozon tabakasını konuşmuyoruz? Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Dr. Baran Bozoğlu, Haberglobal.com.tr okurları için yanıtladı.

1987'DE ADIM ATILDI

Öncelikle bir başarı elde edildiğinin altını çizmekte fayda var. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Profesör Kurnaz, Montreal Protokolü'nü hatırlatıyor:

“1987 yılında dünya devletleri bir anlaşmaya vardılar ve bu anlaşmaya Montreal Protokolü diyoruz. Bu protokol, dünyada ozon tabakasına zarar veren kimyasalların üretilmesini ve satılmasını yasakladı. Örneğin Türkiye'de 90'lardan bu yana hiçbir deodorantta o kimyasallardan bulunmuyor.”

Paris İklim Anlaşması kapsamında Türkiye'nin erken uyarı sistemine dair yapması gerekenler başlıklı doktora tezi bulunan Çevre Mühendisleri Odası Eski Başkanı Dr. Baran Bozoğlu ise CFC (kloroflorokarbonlar) ve HCFC (hidrokloroflorokarbonlar) adı verilen ve geçmişte deodorantlarda, buzdolaplarının içinde ya da klimalarda kullanılan bu gazların alternatiflerinin bulunmasına dikkat çekiyor.

'ALTERNATİF BULUNUNCA...'

“Sanayi Devrimi'yle miktarı yoğunlaşan ve daha sonra zararı anlaşılan bu gazların alternatifleri bulunduğu için tüketimi ciddi biçimde azaldı” diyen Dr. Bozoğlu, tüm dünyada getirilen düzenlemelerin yanında Türkiye'deki düzenlemeleri de “Ülkemizde de ozon tabakasını incelten maddelerin izlenmesiyle ilgili mevzuat düzenlemeleri yapıldı” şeklinde anımsatıyor.

Dünya çapında bu gazların tüketimi 1989'da yıllık 1 milyon ton seviyesinden neredeyse sıfıra indi. NASA, 2019'da Antarktika üzerindeki üst atmosferde yaşanan anormal hava durumlarının da katkısıyla ozon tabakasındaki deliğin, 1982'den bu yana en küçük seviyeye geldiğini açıkladı. Ayrıca NASA, yaptıkları modellemelerde delinmenin ve tehlikeli incelmenin yaşandığı Antarktika ozon tabakasının 2040'ta iyileşeceğini ifade ediyor.

Dr. Bozoğlu bu durumu “İnsanın müdahalesi ortadan kalkınca doğanın kendisini yenileme kapasitesi de görülüyor” diye yorumluyor.

Profesör Kurnaz, “Bu, dünyanın çoğu için önemli bir başarı” diyor ve “Çin'in bir kısmındaki fabrikalar bu kimyasalları gizlice üretmeye devam ediyorlar” ifadelerini kullanıyor. Söz konusu kimyasallar ve gazların uzun ömürlü olduğunun altını çizen Profesör Kurnaz, “Üretimi bırakmanın etkisi ancak 20-30-40 senede görülebiliyor” diye konuşuyor ve ekliyor:

Sorun ortadan tamamen kalktı diyemiyoruz ancak kontrol altında şeklinde ifade etmemiz daha doğru olacaktır. -Prof. Dr. Levent Kurnaz

Ozon tabakasının deliniyor ya da inceliyor olması sorunu ve bu soruna getirilen çözümleri, günümüzdeki küresel ısınma ve iklim değişikliği krizleriyle kıyaslamak ise pek mümkün değil.

Profesör Kurnaz, “Bir tanesinde devletlerin adeta bir ıslık çalma ile yapabilecekleri bir değişimden söz ediyoruz. Öbüründe toplumun toptan endüstriyel yapısını değiştirmek gerekiyor. Maalesef çok daha zorlu bir yol” diye konuşuyor.

ZAMANLA...

Dr. Bozoğlu ise “Dünyanın ekonomisi maalesef fosil yakıtlara dayanan bir ekonomi. Enerji sistemi bunun üzerine kurulmuş durumda. Zamanla yenilenebilir enerji teknolojilerine geçmekle ve enerji verimliliği gibi kavramların yaygınlaşmasıyla sera gazı emisyonlarında da azalma olacaktır” ifadelerini kullanıyor. Dr. Bozoğlu ayrıca Cop26 gibi toplantıların en azından umut vadettiğini söylüyor:

“Yeşil Mütabakat 6-7 yıl önce Cop'ta konuşulmuş bir konuydu ve AB bunun hayata geçeceğini deklare etmişti. Dolayısıyla geleceğe uyumlu hale gelmek için fırsattır bu toplantılar. Dünya, kararları uygularsa sorunu hızlıca çözebileceğimizi düşünüyorum, umutluyum.”

İKİLİ GÖRÜŞMELER VE ŞARTLAR...

“Şu anda sorunun giderilmesine ya da ciddi anlamda hafifletilmesine dönük atılmış önemli bir adım yok” diyen Prof. Dr. Kurnaz ise “AB mesela bir ülkeye 'Bana ürün ihraç etmek istiyorsan karbondioksit salmayacaksın' diyecek. Ancak bu şekilde ikili görüşmelerle adım adım, herkesi ikna ederek bu iş ilerleyebilir” diyor ve şöyle ekliyor:

“Ozon tabakası probleminde insanların günlük hayatlarında önemli bir değişiklik yapmaları gerekmiyordu. Şu anda insanların çok önemli değişiklikler yapmaları gerekiyor. Haliyle mutlu bir şekilde bu problemin çözümüne katkıda bulunamıyorlar.”

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr

*Ek Kaynaklar: NASA Earth Observatory, Our World In Data, Vox ('Why you don’t hear about the ozone layer anymore' ve 'When the world actually solved an environmental crisis')

Kaynak: Web Özel