Son dakika! Bahçeli'den Ekrem İmamoğlu'na balıkçı ve karla mücadele tepkisi

Devlet Bahçeli MHP

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, Ekrem İmamoğlu'na karla mücadele tepkisi göstererek, "Bizim dileğimiz İBB Başkanı'nın görevinden affını derhal istemesi, İstanbul'un önünü derhal açmasıdır" dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Bahçeli konuşmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na karla mücadele tepkisi göstererek, balıkçıdaki yemek polemiğiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "Açığı olanların MOBESE'den şikayet etmeleri gayet doğaldır. Abdulhamit Gül'ün görevden affını istemesini MOBESE'ye bağlayanların itibar suikastları asla tutmayacaktır. Bizim dileğimiz İBB Başkanı'nın görevinden affını derhal istemesi, İstanbul'un önünü derhal açmasıdır" dedi.

Bahçeli, Sezen Aksu'nun tartışılan şarkısıyla ilgili olarak yeni açıklamalarda bulunarak, "Hz. Adem ve Hz. Havva'ya cahil demek sıradan bir şarkı sözü olarak değerlendirilemez. Herkes aksini söylese de MHP bu görüşte olamaz, selin akıntısına kapılamaz" ifadelerini kullandı.

MHP lideri Trabzon'da kürsüden eline aldığı mikrofonla CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yönelik sözler söyleyen çocuk için, "Bir televizyon kanalında Cumhurbaşkanına en ağır hakaretleri sıralayan gazeteciye sessiz kalanların Trabzon'da bir çocuğun heyecanla söylediği sözlere ateş püskürmesi iki yüzlülüktür. On yaşındaki çocuğumuz cumhurbaşkanına "amca" derken, Kılıçdaroğlu'na "hain" demiştir. Yavrumuzu bu noktaya getiren nedir?" dedi.

Bahçeli'nin açıklamaları:

Türkiye ile ilgili, milletimizle ilgili her konu başlığı fikir ve siyasetimizin merak ve mücadele sahasıdır. Böyle de olmalıdır. MHP'nin siyaseti doğrudur, sistemi doğrudur, sevdası doğrudur. Türkiye'yi çevreleyen sarsıcı olayların, sıcak gerilim hatlarının milli şuurla ele alınması bize göre mecburiyettir. 

Rusya ve Ukrayna arasında kutuplaşmanın milli çıkarlarımıza hangi düzeyde tesir edeceğini, muhtemel savaş halinin Türkiye'ye nasıl etki edeceğini iyi ölçmek lazımdır. Temennimiz aklıselimin galip gelmesi, barış ve sükunetin iki ülkenin politikasına hakim olmasıdır. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne saygı zaruridir. Bu ülkenin en ciddi talihsizliği güç blokları arasına sıkışıp kalmasıdır. Ukrayna'nın akıbeti, işgale uğrayıp uğramayacağı ABD ve Rusya'nın diyalog trafiğine bağlanmıştır. Ukrayna'nın adeta sömürge ülke muamelesi görmesi bize göre değer kaybıdır. NATO Genel Sekreteri, NATO'nun olası işgal durumunda Ukrayna'ya savaş birlikleri gönderme durumu olmadığını belirtmiştir, Biden da aynı çizgidedir.

PKK/YPG'ye verilen anti tank füzelerinin aynısı Ukrayna'ya da gönderilmiştir. ABD, hem nalına hem de mıhına vurmayı tercih etmektedir. Soğuk savaştan bu yana ilk defa bir ABD uçak gemisi NATO komutasına tevdi edilmiştir. Rusya da donanmasını sayı ve kuvvet bakımından güçlendirirken askeri yığınağı da Ukrayna sınırında artırmıştır. Rusya'nın Bulgaristan ve Romanya'dan NATO'nun ayrılması çağrısı krizin Ukrayna ile sınırlı kalmayacağını göstermektedir. ABD'nin Avrupa'yı çatışmaya ikna edemediği anlaşılmaktadır. Kırım'ın ilhakına tavır gösteremeyen uluslararası toplumun siyasetçi bölgesel barışı dinamitlemektedir. Ukrayna, Biden ile Putin arasında bir anlaşmanın sonucu olmamalıdır. Rusya ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, barış ve uzlaşmanın tesis edilebilmesi ancak bu ülke ile dostane ve yapıcı ilişkileri bulunan 3. taraf ülke tarafından sağlanabilecektir. Bu ülke kuşkusuz Türkiye'dir. Cumhurbaşkanımızın aktif ilişkileri ülkemizin arabuluculuk rolünü tahkim etmektedir. Cumhurbaşkanı'nın Ukrayna'ya gidecek olması, Putin'in Türkiye'ye ziyareti bölge barışınadır. Orta Doğu'dan sonra Orta Asya ve Kafkasya'nın iç savaşa, karışıklığa çekilmesini doğru bulmuyoruz. CHP'nin, İP'in, HDP'nin çarpıtmaları beyhudedir. Türkiye büyüdükçe müfteriler vuruşacak, gücüne güç kattıkça müptezeller budanarak köşe bucak kaçacaktır. Tarihin şaşmaz geleneği, coğrafyanın şüphesiz gerçeği budur. 

EKREM İMAMOĞLU'NA BALIKÇI TEPKİSİ

Geçen hafta soğuk ve karlı hava şartları hayatın olağan akışını olumsuz etkilemiştir. Yağan kar rahmettir, berekettir. Azalan barajlarımız, kuruyan topraklarımız hepimizin yüzünü güldürecek, uyanan doğa yurdumuzun çehresini renklendirecektir. Meteoroloji uzmanları, bilim insanları günlerce İstanbul başta olmak üzere ülkede yoğun kar yağışlarını alarm zilleri çalar gibi uyarmışlardır. Sorun karın yağması değil alınmayan önlemler ve ihmaller zinciridir. Mühim olan tedbirleri kar yağmadan almaktır. Birleşik Krallık'ın elçisi ile 25 gün önceki randevusunu saat gibi hatırında tutan İBB Başkanı, Meteoroloji uyarılarını aklına getirememiştir. Kar aniden bastırdı diyecek kadar savrulmuştur. Balığa tuz dökmüştür de yollara tuz dökememiştir. İstanbul'da balık baştan, tuz da hepten kokmuştur. İstanbullu vatandaşlarımızı çileye ve çetin kış şartlarına mahkum etmiştir. Kuzeyden gelen kar dalgası İstanbul'un kuzeybatısını vurmuş, otoyollarda ulaşım durunca kentimiz 17 saat süren esaret yaşamıştır. Sel olunca denize kaçan, deprem olunca kayak yapan, kar yağınca balık masasında keyfe dalan sorumsuz ve duyarsız bir kağıt kaplana, İstanbul ve İstanbullu kardeşlerim asla müstahak değildir. İstanbul, İstanbul olalı böylesi bir zulüm görmemiştir. İstikameti şaşmış, iradesi sakatlanmış, pusulası bozulmuştur. Bir büyükelçiyi 16 milyon İstanbulludan daha çok önemseyen bir şahsa İstanbul nasıl emanet edilecek. İstanbul gibi bir kentin belediye başkanının herkesle görüşmesi normaldir. Normal olmayan, karın, kışın ortasında lüks bir balık lokantasında görüşmeye niye ve ne maksatla ihtiyaç duyulduğudur. Görüşmeden Dışişleri Bakanlığı bilgilendirilmiş midir, balık masasındaki konuşmalar tutanak altına alınmış mıdır? İBB Başkanı, kimlerin dolduruşuna gelmiş, kimlerin dolmuşuna binmiş, nasıl bir siyasi hedef konusunda ikna edilerek kafa kola alınmıştır? 

"CHP'NİN ELÇİLERLE DÜŞÜP KALKMASI DEMOKRASİ DIŞI ARAYIŞTIR"

CHP'nin elçilerle düşüp kalkması demokrasi dışı arayıştır. İBB makamını siyasi hırsları için basamak gören bir kişinin güvenliği sıfıra inmiştir. Türkiye muhalifleri ile can ciğer kuzu sarması haline gelmiştir. Belediye Başkanı balıkçıda tıka basa yerken sözcüsü de İsviçre'de karla mücadele etmiştir. Alplerde kayak yapmak, pahalı otellerde yatıp kalkmaktan oldukça hırpalanmıştır. İşte CHP'nin önü arkası, başı sonu bundan ibarettir.

"GÖREVDEN AFFINI DERHAL İSTEMELİ"

Ne utanmaları var ne sıkılmaları. İstanbul'un dramını, balıkçıyı konuşmazlar, yüzsüzce MOBESE'yi dillerine dolamaktan geri durmazlar. İzleniyorlarmış, geçin bunlar. Şiddetli fırtına varken balıkçı lokantasında hangi gizli emellerin peşinden koştuğunuzu söyleyin. Yüreğiniz yetiyorsa itiraf edin. MOBESE asayişin sağlanması, suç ve suçluların tespiti için büyük bir imkandır. Açığı olanların MOBESE'den şikayet etmeleri gayet doğaldır. Abdulhamit Gül'ün görevden affını istemesini MOBESE'ye bağlayanların itibar suikastları asla tutmayacaktır. Bizim dileğimiz İBB Başkanı'nın görevinden affını derhal istemesi, İstanbul'un önünü derhal açmasıdır. 

SEZEN AKSU TEPKİSİ

Cumhurbaşkanına hakaret düşünce özgürlüğü olamaz. Hz. Adem ve Hz. Havva'ya cahil demek sıradan bir şarkı sözü olarak değerlendirilemez. Herkes aksini söylese de MHP bu görüşte olamaz, selin akıntısına kapılamaz.

TRABZON'DAKİ ÇOCUĞUN SÖZLERİ

Bir televizyon kanalında Cumhurbaşkanına en ağır hakaretleri sıralayan gazeteciye sessiz kalanların Trabzon'da bir çocuğun heyecanla söylediği sözlere ateş püskürmesi iki yüzlülüktür. On yaşındaki çocuğumuz cumhurbaşkanına "amca" derken, Kılıçdaroğlu'na "hain" demiştir. Yavrumuzu bu noktaya getiren nedir? Terörizmin değirmenine su taşımanın neresi hukuktur. Katile katil, caniye cani, teröriste hain diyemeyen, siyasi rant için bölücülerle aynı kareye girmeyen her kim varsa, demokrasi ile arasına gece ile gündüz gibi mesafe koymuştur. 

SİYASETTE "DİYARBAKIR" TARTIŞMASI

Bizim için Yozgat neyse, Diyarbakır aynıdır. Daha güçlü bir toplumda yaşamak gayesinden doğmuş sosyal, kültürel bir uzlaşma halinin zarafetidir. Türkiye Cumhuriyeti bu millet temeli üzerinde şekillenmiştir. Mensubu olduğumuz Türk Milleti alt kimlik ve çok kültürlülük talepleri soncunda bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Kılıçdaroğlu'nun siyaseti buna yöneliktir. Partimiz etnik siyasallaşmanın bölünmeye götüreceğine inanmaktadır. Ortaya çıkacak tabloda Türkiye'nin devamı mümkün olmayacaktır. Bizim bu konuda duruşumuz nettir ve belgelidir. Bu değerleri çiğneyeme hazırlanan, bunları kabul etmiyorum diyen varsa ayaklarını denk alsınlar. Bir kere daha düşünsünler. Burada biz varız, buna izin vermeyiz. Dün vermedik, bugün de vermeyiz, yarın da vermeyeceğiz. Üstte mavi gök çökmedikçe, senin ilini, töreni kim bozabilir? Titre ve kendine dön. 

Kaynak: Haber Global TV

Devlet Bahçeli MHP grup toplantısı TBMM