ABD'de Covid kaynaklı ölümler yarım milyonu geçti: 'Halk çok azını biliyor...'

Metin Aktaşoğlu
Metin Aktaşoğlu

Tüm dünyada nedenli ölümlerin yüzde 20'si 'de gerçekleşti. 511 bin 133 kişinin yaşamını yitirdiği ABD'de, 100'ün üzerinde hastasını kaybeden dört doktor, Covid-19'un korkunç boyutlarını aktardı.

22.02.2021 14:04 | Son Güncelleme : 22.02.2021 15:34

Koronavirüs gölgesinde geçen koca bir yıl insanlık için oldukça ağır sonuçlar doğurdu. En ağır sonuç ile karşı karşıya kalan ülke ise hiç kuşkusuz ABD... Toplamda 28 milyon 756 bin 423 vaka ile dünya sıralamasının zirvesinde bulunan Birleşik Devletler, Covid-19 kaynaklı ölümlerde ise 511 bin 133 ile en yakınındaki Brezilya'yı ikiye katlamış durumda.

Dünya genelinde 2 milyon 478 bin 409 kişi salgında yaşamını yitirirken bu ölümlerin yüzde 20.62'si ABD'de gerçekleşti. Yani pandemide hayatını kaybeden her beş kişiden biri ABD vatandaşı. Pandemi ABD tarihinin en yıkıcı olayları arasına da girdi. İkinci Dünya Savaşı'nda 405 bin 399 ABD'li yaşamını yitirmişti.

ABD basınında, ortaya çıkan acı tablo, detaylı bir şekilde değerlendiriliyor. Siyasi analizlerin, bilimsel verilerin yanı sıra insan hikayeleri de kabus gibi geçen yılın ayrıntılarını gözler önüne seriyor. Son olarak Vox, pandemi sürecinde toplamda 100'ün üzerinde hastasını kaybeden dört doktora söz verdi. Doktorlar hastaların yaşamlarını yitirirken yaşadıkları acı deneyimleri ve zorlu süreçleri tüm gerçekliğiyle aktardı.

Bir yoğun bakım servisinden görüntü. Fotoğraf: Reuters

'HALK ÇOK AZINI BİLİYOR'

Yaşamının son günlerini tamamen katı bir izolasyonda geçiren ağır hastaların durumu ve yapılan uygulamalar hakkında Vanderbilt Üniversitesi'nde yoğun bakım ve göğüs hastalıkları uzmanı olarak görev yapan Dr. Todd Rice “Aileler bile sürecin çok azını görüyorlar. Benim gördüklerimin çoğu perde arkasında yaşananlar ve kamuoyu sürecin bu tarafını çok az biliyor” ifadelerini kullanıyor.

Psikolojik alışmanın da sonucu olarak toplumun pek çoğu için neredeyse sadece rakamlardan ibaret olmaya başlayan vakalar ve ölümlerin insani boyutu, aslında virüsün ne kadar tehlikeli olduğunun her an hatırlanması için de büyük rol oynuyor.

BİNLERCE ARI SOKMASI GİBİ...

Hastalığın işkenceye dönüşen halini yaşamak için yoğun bakıma yatmak gerekmiyor. Akciğerlere saldıran virüs haliyle yeterli oksijen alımını engelliyor ve hastalar genellikle ağırlaşan nefes darlığı şikayetiyle acil servisin yolunu tutuyor. Akciğerler daha da kötüleştikçe, her nefeste yeterli oksijeni almak daha zorlaşıyor; bu da, her defasında daha hızlı ve daha hızlı (dakikada ortalama 14 kezden 30-40 defaya yükseliyor) nefes almaları gerektiği anlamına geliyor.

California San Diego Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden yoğun bakım, uyku tıbbı ve göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Jess Mandel, “Bu hissi anlamak için çok dar bir pipet kullanarak nefes alıp vermeyi deneyebilirsiniz. 15-20 saniye yapabilirsiniz ancak iki saat boyunca yapmaya çalışın” diyor.

The New York Times, 21 Şubat 2021 tarihli sayısının ilk sayfasında, 500 bin ölümün her 50 binine ne kadar sürede ulaşıldığını her vefatın bir nokta ile gösterildiği, oldukça ses getiren bir görsele yer verdi.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde doçentlik yapan yoğun bakım uzmanı Dr. Kenneth Remy ise hastaların ciğerlerinin alev alıyor gibi ya da binlerce arı ciğerlerine saldırıyor gibi hissettiklerini aktardı. Çile o kadar yoğun ki Remy, “Hastaların feryatlarını duyarsınız. İşte virüs bunu yapıyor” sözlerini kullanıyor.

YAKLAŞAN ÖLÜM HİSSİ...

Dr. Todd Rice, Covid-19'un diğer hastalıklardan farklı olarak, vakalarda “Artık ölmek üzereyim” fikrini daha net yaşattığını gözlemlediklerini belirtiyor. Nebraska Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yoğun bakım ve göğüs hastalıkları uzmanı olarak görev yapan Dr. Meilinh Thi de bu görüşe katılıyor.

İZOLASYON

Covid-19'u ağır bir şekilde geçiriyor olmak sadece bedeni değil, psikolojiyi de sert bir şekilde etkiliyor. Dr. Remy, “Virüs sadece ciğerlerinize ateş hissi veya korkunç bir baş ağrısı vermiyor. Kendinizi mutsuz hissettirmenin ve nefes darlığının yanı sıra zihinsel durumunuza da zarar veriyor” sözleriyle durumu aktarıyor.

Koronavirüs nedeniyle gerçekleşen ölümlerin çok büyük bir çoğunluğu hastanelerde meydana geliyor. Centers for Disease Control'ün verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 10'u bakım evlerinde, yüzde 6'sı ise evlerde gerçekleşiyor.

Covid-19 için "102 yıldır başımıza gelen hiçbir şeye benzemiyor" diyen ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci, Aralık ayında ise "Sanırım daha da kötüye gideceğini varsaymamız gerekiyor" ifadelerini kullanmıştı. (Fotoğraf: Reuters)

Alışık oldukları her şeyden kopan hastalar, virüsün yanı sıra yalnızlık hissiyle de mücadele ediyor. Dr. Thi, “Pek çok hastam ne kadar izole ve ne kadar yalnız hissettiklerini söylüyor” derken birçok hastanın da depresyona girdiğini aktarıyor.

Dr. Thi'ye göre tüm zorluklar, hastalığın ağır yüküyle birleşiyor: “Hastanede olmayı, iki-üç hafta boyunca nefes darlığı çekmeyi, sizi ziyaret edemeyecekleri için ailenizle iyi bir şekilde iletişime geçememeyi anlayabiliyorsanız bunun ne kadar insanı endişeye sevk eden ve korkuya düşüren bir durum olduğunu da kavrayabilirsiniz.”

HEZEYANLAR...

Hakemli bir tıp dergisi olan Annals of Intensive Care'de 2012'de yayınlanan 'Delirium in the ICU' (Yoğun bakımda hezeyan) adlı makalede yoğun bakımda tedavi gören hastaların yoğun bakıma alınış sebeplerine göre yüzde 32 ile yüzde 87 arasında değişen oranlarda hezeyan/sayıklamalar görüldüğü aktarılıyor.

Hezeyanlar, korku, öfke ve ajitasyonlarla sonuçlanan bir zihin bulanıklığı hali. Hastaları uyutmak için veya ağrıları azaltmak amacıyla verilen ilaçlar ile birlikte sürekli gözlem altında olmak, yaşanan fiziksel rahatsızlık ve uyku kesintileri de deliryum riskini artırıyor. Covid de özel olarak bu riski artırırken elde edilen verilere göre yoğun bakımda tedavi göre erişkin hastaların yüzde 65'inde hezeyan görülüyor.

Ayrıca hezeyan riskini artıran faktörlerden biri olarak da hastaların uzun süre yalnızca gözleri görünen doktorlar ve hemşireler ile temas kurmalarının altı çiziliyor. Uzmanlara göre bu durum ayırt edilebilirliği çok düşürdüğü için bir risk.

'TEKNOLOJİ HASTALARI HAYATTA TUTMAK İÇİN GÜÇLÜ ANCAK, İŞLERİ DÜZELTMEK İÇİN YETERİ KADAR GÜÇLÜ DEĞİL...'

Yoğun bakımda hastaların hayata tutunabilmesi için mevcut tüm uygulamaları kullanmaya çalışan ve farklı yöntemlere başvuran doktorlar bazen ne yazık ki çaresiz kalıyor.

Günlük tabloda adını gördüğümüz ventilasyonun yanı sıra, boğazda kesik açılarak soluk borusuna ulaşılan ve bu şekilde hastaların nefes almasına yardımcı olunan trakeostomi, iki geniş kateter ile damar yolu açılan ve kana makina yardımıyla oksijen veren kalp-akciğer makinası, uygulanan zorlu yöntemler arasında yer alıyor.

Bunlara ek olarak Covid-19, ilerleyen safhalarda böbrek yetmezliğine neden olduğu için diyaliz ve boşaltım sistemine destek olunan yöntemler de hastalarda kullanılıyor.

Tüm bu sancılı ve tarifsiz acılarla dolu sürecin sonunda dünya çapında her yüz kişiden ikisi maalesef yaşamını yitiriyor. ABD'de bu oran yüzde 1.77 iken Türkiye'de ise bu oran yüzde 1.06.

VE SON...

Dr. Remy ABD'deki durumu özetlerken ventilasyona alınan hastaların hayatta kalma oranını yüzde 40 ila 60 olarak ifade ediyor. “Yazı tura atmak gibi” diyen Remy, 21 Kasım 2020'de Twitter hesabından oldukça etkili bir video paylaşmış ve “Korku dolu gözlerinizin son gördüğü şeyin bu olmasını istemiyorsanız, maske takın ve uyarılara dikkat edin” demişti.

Dr. Remy Vox'a, bu videonun hayatını kaybeden bir hastasının isteği olduğunu aktardı:

“Öyle bir hafta olmuştu ki bir hafta içinde yoğun bakıma gelen herkes yaşamını yitirmişti. O hastalarımdan biri, 'Herkese bunun gerçek olduğunu aktarın, ciğerlerim yanıyor. Binlerce arı sokması gibi. Nefes alamıyorum. Herkese maske takmalarını söyleyin, bunu düşmanımın bile yaşamasını istemem' demişti.”

Doktorlar ayrıca uyutulmaya ve entübasyona çok yaklaşan hastalar için özel hazırlıklar yapıyor. Hastanın ailesi ile bir şekilde iletişim kurması sağlanıyor zira entübasyon sürecinde konuşamayacak olan hasta, hayatını kaybedebilir...

Ancak son zamanlarda pandeminin başlarında yaşananın aksine aileler, tam koruma sağlanarak yaşamını yitirmek üzere olan sevdiklerini son kez görebiliyor.

Dr. Thi, Covid kaynaklı ölümlerin başka hiçbir hastalığa benzemediğini aktarıyor: “Çok farklı. Hiçbir şeyle kıyaslayamıyorum. Düşmanımın başına gelmesini istemem...” Dr. Remy de bu görüşe hak veriyor: “Vücutta ve zihinde böylesi bir yıkım yaratan başka bir hastalık görmedim.”

Kaynaklar: Vox, US National Library of Medicine

Kaynak: Özel Haber

Sıradaki Haber Yükleniyor