Ajanlık filmlerde görüldüğü gibi mi?

Ajanlık filmlerde görüldüğü gibi mi?
Kiefer Sutherland'ın ajan Jack Bauer'i oynadığı 24, 11 Eylül sonrası başlayan terör dizileri furyasının en çok ses getirenleri arasındaydı. Fotoğraf: Shutterstock

Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası dünyanın dört bir yanında gizli servis elemanlarının hayatlarına ilişkin filmler ve diziler çekilmeye başladı. Bazılarına göre bu yapımların gerçek hayatla ilgisi yok.

Bu filmlerin çok büyük bir bölümünde ya Orta Doğu kaynaklı bir terör tehdidi var veya çılgın bir Rus bilim insanı dünyayı yok edecek bir bomba tasarlıyor. Hollywood klişeler konusunda bir usta. Pek çok konuda insanların dünyayı algısını şekillendiriyorlar. Özellikle gizli ajanları konu aldıkları aksiyon filmlerinde ise yaşananların büyük bir bölümünün gerçek hayat ile ilgisi olmadığını düşünenler var. Hatta bu filmleri izleyen politikacılar zaman zaman Amerikan istihbarat örgütlerinden enteresan taleplerde bulunabiliyor.

Özellikle istihbarat örgütlerinin ofisleri bu filmlerde camdan bölmeler ile ayrılmış, personelin önündeki bilgisayar ise son model gözüküyor olabilir. Gerçekte ise duvarlar sarı renkte ve eski kahve makinaları dolu bürolar var.

HOLLYWOOD'UN TASARLADIĞI OFİS

Hiçbir ofise ne retina taramalı kilitli kapılarla giriliyor ne de ortalıkta 5 dakikada bir görebileceğiniz parmak izi okuyucular var. Bu duruma istisnalar yok değil. Örneğin ABD’de 11 Eylül sonrasında kurulmuş olan Ulusal Karşı Terör Merkezi’nin (NCTC) duvarları kocaman monitörlerle kaplı, açık ofis olarak tasarlanmış, dünyanın dört bir tarafındaki kötü adamlar takip ediliyor. Ofis Hollywood’dan çıkmış gibi. Çünkü gerçekten ofis yapılırken devlet Walt Disney stüdyolarından yetkililer tutup alanı tasarlatmıştı.

 

DİZİYİ İZLEYEN DAHA ÇOK 'SUİKAST' DİYOR

Üniversitelerde istihbarat örgütlerinin tarihini öğrenmek isteyen öğrencilerin çoğu da Kiefer Sutherland’in oynadığı 24 dizisini baştan sona izlemiş durumda. 2012 ve 2013 yıllarında 1000 kişi ile internetten yapılan bir ankete göre ABD’lilerin yarısından fazlası istihbarat örgütlerinin başında kim olduğunu bilmiyor. Düzenli olarak casusluk dizileri izleyenlerin yüzde 84’ü bir teröriste suikast düzenlenmesini destekliyor, dizileri izlemeyenler arasında bu oran yüzde 70.

Dünyanın pek çok noktasında olduğu gibi diziler ve filmler toplumdaki bazı eğilimleri de belirliyor. Örneğin 1980’li yıllarda ABD’de LA Law isimli TV dizisinin ardından hukuk fakültelerine başvurular artmıştı. Savcılar ise adli tıp yöntemlerini gösteren CSI dizi serilerinden sıklıkla şikayet ediyorlar, kanıtları dizilerden öğrendikleri taktiklerle yok etmeye çalışan sıradan katillerin varlığından yakınıyorlardı.

Türkiye’de de yayına girdiği dönemlerde Kurtlar Vadisi’nin gençleri mafyatik davranışlara özendirdiği konusunda televizyonlarda uzun uzun tartışmalar yapılırdı. (Dizide 'Aslan Bey' karakterine can veren usta oyuncu Selçuk Yöntem bu eleştirileri bir keresinde, “Dizinin girişinde ‘bu bir mafya dizisidir’ yazıyor” diyerek yanıtlamıştı.)

Tom Cruise’ın oynadığı Top Gun filmi ise 80’lerde bir fenomene dönüşmüş, deniz kuvvetlerine katılmak isteyen erkeklerin sayısında gözle görülür artışlar yaşanmıştı. Top Gun'ın devam filmi bu yıl vizyona girecek.👇

21. YÜZYIL: OYUNLAR, JAMES BOND, 11 EYLÜL

21. yüzyılda ise ünlü yazar Tom Clancy’nin ismini verdiği video oyunları, James Bond filmleri ve Jason Bourne film serileri sıradan vatandaşların gözünde casusluk ve istihbarat örgütleri algısını oluşturdu. ABD'de 2005-2006 yayın döneminde 12 casus dizisi seyirci ile buluşmuştu.

İstihbarat örgütleri de yıllar içerisinde Hollywood ile sıkı bağlar kurarak, örgütlerinin faaliyetlerinin olumlu bir şekilde beyaz perde ile buluşmasına dikkat ediyor. 1924 yılında 1972 yılındaki ölümüne kadar FBI’ın başında olan Egdar J. Hoover film yapımcıları ile her zaman görüşürdü. 2008 yılında FBI, Amerikalı yazarlar için FBI 101 adı verilen seminerler dahi düzenledi.

Fransız Ubisoft firmasının hazırladığı Splinter Cell isimli video oyunu ajan Sam Fisher'ın operasyonlarını konu alıyordu. Fotoğraf: Ubisoft

CIA’in eski vekil direktörü Michael Morell, bazı filmlerde CIA’in kullandığı aşırı sert sorgulama tekniklerinin Bin Ladin’in bulunmasına etkisi olduğu yönünde verilen izlenimlerin hatalı olduğunu ifade etmişti.

Kimilerine göre; Casusluk filmlerindeki sorunlardan biri, bu filmlerin istihbarat örgütlerini olduğundan daha güçlü göstermesi. 2002 yılında 11 Eylül’ün arkasında olan teröristleri yargılayan hakimlerden Diane Beaver mahkumları sorgulama teknikleri hakkında 24 dizisini izleyenlerin çok fazla fikri olduğunu söylemişti.

*Yukarıdaki derlemede yer alan bilgilerin önemli bir bölümü The Atlantic’te Amy Zegart imzası ile yer alan ‘How Fake Spies Ruin Real Intelligence’ isimli makaleden alınmıştır.

Ek kaynak: Expo Channel

Kaynak: Web Özel

ÖZEL HABERLER Dizi Haberleri Film haberleri