Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının konuğu Metin Akpınar

Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının konuğu Metin Akpınar

Haber Global'de yayınlanan Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının bu haftaki konuğu Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu Metin Akpınar oldu.

Haber Global'de yayınlanan Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının bu haftaki konuğu Türk sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu Metin Akpınar oldu.

Programdan öne çıkanlar: 

81. yaş günümde mumları üflerken, topluma laik demokratik sosyal hukuk devletiyle yönetilmelerini diledim. Bence bu dileğim olacak gibi duruyor. Olmalı yani. Ama ben hep kamu yararını gözettim, hayatım boyunca. 

Valla onlar beni yakaladı. Bizim popülasyonun yarısı rahmetlik oldu. Bir kısım video kasetlerden izlediler. Filmler var, televizyon programlarından izlediler. Aşağı yukarı bütün üniversitelerde konferanslar verdim tiyatro kapandıktan sonra. Bir de sosyal medya. Bence oralardan yakaladılar. İki alternatif var, ya biz çok profesyonel bir ekiptik, ya da bu toplum hiç yerinden kımıldamadı. Bir tek enflasyonda abartmamıza rağmen geride kalıyoruz. Öteki her gün geçerli. 

GENÇ İNSANLAR NEDEN BU KADAR UMUTSUZ? 

Bu ülke çok güzel bir ülke, her anlamda. Bir tek iyi yönetilmiyor. Ben sadece son iktidar için söylemiyorum. Genelinde iyi yönetilmiyor. En basitinden baktığımız zaman batıda en genç kaldırım taşı 200 seneliktir. Biz de yaşlısı 10 senelik. Bu kadar çok sömürmek bu halkı, bu kadar sömürmek.. Ben Aksaray'da oturuyordum Taksim'e oyuna gidiyordum. O arada neler değişti. O yüzden bu ülke iyi yönetilmedi. Bu ülke bu hallere düşecek ülke değildi. Yoksa 83 milyon nüfusun 2,5 milyar dolar gayrisafi milli hasılası olması lazım. 780'lerde kaldık. Çok üzücü şeyler.

HANGİ ZAMANA GERİ DÖNMEK İSTERDİ?

Ben yaşadığım her şeyi anında yaşamayı tercih ettim. Anında yaşamaktan da çok mutluyum. Ah şu tarihte olsam demiyorum. Bugün de bu anımı yaşamaya çalışıyorum. Geçmişten ders almak, anı doya doya yaşamak, bu ikisine dayanarak da geleceği saptamak en doğru yöntem.

EN ÇOK NEYE GÜLER?

Uzun yıllar Zeki'ye güldüm. Ondan evvel İsmail Dümbüllü'ydü. Bizim komedyenimiz oydu. Karagöz Hacivat ile de çok ilgilendim. Son zamanlarda absürt espriye gülmeye başladım. Biraz daha rafine espri arıyorum. Her şeye gülmez hale geldim. Her şeye gülününce de kızar oldum. Babacan bir ihtiyar olacağımı düşünüyorum, öfkeli bir ihtiyar oldum. Hiç sevmediğim bir ihtiyar tipine dönüştüm.

DEVEKUŞU KABARE NEDEN KAPANDI?

Televizyonların devreye girmesi ve televizyonlarda ödenen paralar... O yüzden kimse mutlu değildi. Bu ülkede tiyatronun toplumun bir gereksinimi olduğu inancı yoktur. Ne siyasi otoritede var, ne yerel yönetimler de vardır, ne halkımız da vardır. Öyle olunca tiyatro binası yok Türkiye'de. Hep orada burada oynadık. İnanılmaz yerlerde oynadık. Yer sıkıntısı da başladı son zamanlarda. Bana göre en önemli etken yazar. Bizim yazarlarımız genellikle tiyatro yazmayı sevmez. Oyun yazdığınız zaman o yazı sürekli bozulur. O zaman insanlar Kabere yazmamayı dilediler. 

ADLİYEDE TOST YERKEN ÇEKİLEN FOTOĞRAFI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

Barış Yarkadaş çekti o fotoğrafı. Şak döndüm. Ben 10 tane ilaç alan adamım. Oraya paldır küldür geldim. Evden ekipler geldi aldı. Bir de bir şeyler yiyip aldığım ilaçlar vardı. Avukatım söyledi. Orada meğerse tost böyleymiş. Orada yalnız bu dramı yaşayan ben değilim. Çok üzücü bir fotoğraf. Beni çağırsalar gitmez miydim.. Sabah 9'da geldi ekip. Eşim daha uyuyordu, polis geldi götürecekler dedim. Avukatımı aradım, avukatımın söylediklerini söyledim. Giyindim gittim, zarif davrandılar bana. Ama şurada bir sıkıntı çektim. Basın suçları soruşturmasına gidiyorduk, yolda değişti bu. Ekibe telefon geldi. Oraya gitmeyin teröre gidin diye. Hatta Müjdat'a dedim ki galiba 15 sene yiyeceğiz. Onun dışında başka bir sıkıntı olmadı.

Ne yazık siyasi otorite de hukuk da düşünce özgürlüğüne sıcak bakmıyor. Bakamıyor, barışamadılar yıllardır. 36'da Nazım Hikmet'i bir şiirinden 4 mısradan içeri aldılar.

TÜRKİYE'DEKİ MİZAH DURUMU

Ben rafine bulmuyorum. Biraz seviyesiz buluyorum. Maalesef. Eski çizerleri de özlüyorum. Mizah yazısı yazılmaz hale geldi.

"BEN 1 BUÇUK BÖBREKLİYİM"

Bizim soframız içki için değildir, sohbet muhabbet içindir. Benim 3 böbrek aptallığımdan gelir alkolle hikayem. 3 böbreği olduğu için rakıyı süzüyor, sarhoş olmuyor diye. Tıbben mümkün değildir. O atılacak madde böbreğe geldiği zaman beyne gitmiştir gibi. Bir enzimden söz edilir, muhtemelen ben de o vardı. Bunun midede ve karaciğerde olduğu söylenir. Gerçekten miktar normalden çok fazla olmasına rağmen sarhoş olmazdım. Yıkılmazdım. Çakır olurdum ama. Ben 1 buçuk böbrekliyim. Sağ böbreğim tam süzmüyor.

METİN AKPINAR'IN BAŞARAMADIKLARI NELER?

İsteyip de yapamadığım azdır. Çıtayı çok yükseğe koymam. aşağı yukarı da hepsini yaptım. Oynamayı istediğim roller olmuştur, aktör olarak. Onlar olmadı. Kuyucaklı Yusuf'u oynamak isterdim. Yaşar ne yaşar ne yaşamaz teklifi bana gelmişti. Bir de benim için ulaşamadığım en güzel şey bu ülkenin Cumhuriyet ile yönetilmesi. Cumhuriyet'in yanında Laiksizmin olması, sekülarizmin olması, pozitvizmin olması. Ben yapamadım değil, bunlara ulaşamadım. Bunlara ulaşmayı çok istiyorum. İnşallah ölmeden de görürüm. 

"HUKUK DÜZENİ DÜŞÜNCENİN İFADESİNE KARŞIYSA SANATA DA KARŞIDIR"

İnsan her şeyi düşünebilir. Kötü şeyler de. Ama söylemeli mi den itibaren denge başlıyor. Düşünce özgürlüğü çok önemli değil. İfade özgürlüğünün olmaması kötü. Düşüncenin en soylu biçimi sanat. Bir hukuk düzeni düşüncenin ifadesine karşıysa sanata da karşıdır. Biz de sadece düşünme özgürlüğü vardır. Ötekiler maalesef özgür değildir. 

ZEKİ ALASYA İLE TANIŞMASI

Bizden evvelki ekipti Zekilerin ekibi. Biz sonra geldik, ben tiyatro başkanı oldum. Onlar bizden salon istemişti. Her şey güzeldi, kız arkadaşları gelmedi. Ben isterseniz yardımcı olurum dedim. Biz bunları konuşurken Zeki'nin rolünü oynayan bir arkadaş varmış. O geldi, Zeki de gelmeyen kız arkadaşının rolüne girdi. O da pembe kadın. Zeki'den pembe kadın yapmak çok zor bir şeydir. Karşıda bir berberimiz vardı. Bi traş yaptırdık, kaşlarını falan ben düzelttim. Güzelce oyun oynandı. Öyle tanıştık. Bizim orada bir elektriğimiz oldu. Ben diğer tiyatroya geçtiğimde 2.senesinde Zeki'yi önerdim hocaya. Hatta benden de çok maaş aldı. Biz orada kaynaştık.

"İYİ Kİ YAPMIŞIM" BELGESELİ

Belgeselin sohbet sırasında finale doğru bir yerde söylemişim. Yönetmen Selçuk Metin, abi bunun ismi bu olsun dedi. Ben de kabul ettim. Gerçekten popülasyon da kabul etti bunu. Çok güzel oldu hakkaten.

Benim yaşamımda bir sürü değişiklik oldu. Dönüm noktalarım olmuştu. Taşındığımız mahalle, karımla tanışmam, flörtümle ayrılmam. Bir ara flörtümle bir sürtüşme oldu, gelmedi yanıma. Belki yanıma gelse eşimle evlenmemiş olacaktım. Haldun Taner ile tanışmam bir dönüm noktasıydı. Ulvi hocayla profesyonelliğim dönüm noktası. Kendi tiyatromuzu kurduk. Kabarin'in kurulması, kapanması.. 

Zeki ile amaçladığımız tiyatroyu yaptık. Büyük alabalıklara gittik, komik şehir olduk. Zeki- Metin'i Türk Sanat tüketicisi yarattı. Biz öyle bir şey yaratmak için uğraşmadık. Fuar'da oynadık, gazinoya da çıkardık.

METİN AKPINAR'IN EŞİ

Hiç ön planda olmayı tercih etmedi. Belgeselde de kouşmak istemedi. Kadın erkek çok farklıdır. Onların beyin yapıları, duygusallıkları çok farklıdır. Bizim bir testesteronumuz vardır. Onunla yatar onunla kalkarız. Yani o anlatsa başka bir şey anlatacaktı, belki onun farkına vardı. Ben konuşmayım daha iyi dedi.

TIP'A İLGİSİ 

Sadece merak. Bazı yerlerde iyiyimdir, dahiliye de fena değilimdir. Kornea'nın kitabını okudum. Pratisyen hekimliğin bir kısmını aldım diyebilirim. Biraz meraktan, biraz okumaktandır. Tıp dergilerini yakından takip ederdim. Çok doktor arkadaşım vardır benim. Kalabalık bir aileyiz biz, çok hastam oldu benim. Ben diplomalı eczacı olmayı istedim. Ama ben maalesef edebiyat okudum lisede. O yüzden amatör olarak o yolu seçtim. Aksaray'da eczanede bile çalıştım. Güzel iğne yaparım hala. 

TÜRKİYE İYİ BİR SENFONİ ORKESTRASI MI?

Biz daha yaylı sazlar bile olamadık. Biz de demokrasi hep yanlış anlatıldı. Birbirinin tam zıttı olan, tam aykırı düşüncede olan, bütün popülasyonların birlikte yaşayabildikleri kurum ve kuralların olduğu sistem demokrasidir. Bu da senfoni orkestrasıdır. Hiç gürültü çıkmaz. Keşke bütün ülkeler böyle olsa.

BİRLİKTE OYNAMAKTAN EN ÇOK ZEVK ALDIĞI KADIN OYUNCU?

Nevra Serezli müthiş bir oyuncudur.

EN SIKINTI ÇEKTİĞİ DÖNEM 

Sanatın büyük popülasyonlarca bizde kabul edilip gelişmemesinden çok şikayetçi oldum. Bütün yaşamımda devam etti. Sanat dehası değilim ama beynin en iyi ürünü sanat. Ve bunun bu ülkede gelişmemiş olması çok sıkıntı çektiğim dönemdir. Zaman zaman bu ülke kötü yönetilmiştir. 

SANATA TALEP AZ, NEYE TALEP ÇOK?

Üzülerek söylemek zorundayım ama biz cahil bir toplumuz. Türkiye genelinde eğitim seviyemiz ilkokul 5'tir. Başka cevap gerekmez. Onların kabahati yok. Biz yapamadık bunu, siyasi otorite yapamadı. Biz onlara eğitimi taşıyamadık. Bu bölge kalkınmacılığından oldu yani. Doğuyu biz bıraktık. Kalkınmada öncelikli diye ilan ettik. Buradaki popülasyonu yüksek tuttuk ki batının ürettiği malları tüketebilsinler diye. Bu bizde müthiş bir bölünmeye neden oldu.

"CEM YILMAZ'I ÇOK BEĞENİYORUM"

Zeki çok belki ama iyi konuşan yok. Cem Yılmaz da dahil. Çok beğeniyorum. Çok zeki çocuk, mükemmel işler yapıyor. Ama aktör kumaşı zayıf. Olmak zorunda değil. Stand up da aktörlük gerekmiyor. Ama iyi konuşmak, tonlama da daha büyük başarılar bekliyor insan. 

Kaynak: Haber Global

haber global