Atmosferi yok etmeye başlamadan önce... 1765'in 'havasını' sergiliyor!

Atmosferi yok etmeye başlamadan önce... 1765'in 'havasını' sergiliyor!

Ünlü sanatçı Wayne Binitie, Glasgow'daki Cop26 iklim konferansı ziyaretçilerini olağanüstü bir sergiyle karşılıyor. İnsanlık atmosferi yok etmeye başlamadan hemen önce Sanayi Devrimi'nin başlangıcı olarak kabul edilen 1765'in havasını bir buz içinde sergiliyor. Peki bunu nasıl başardı?

İçinde Antarktika havası taşıyan 1756 yılından kalma bir tüp, Glasgow'daki Cop26 iklim konferansını ziyaret eden katılımcıların uğrak yerlerinden biri oldu. Kutup buzunun barındırdığı gizli tarihe dair ciddi bir ipucu olarak görülen bu araştırma adeta serginin merkezini oluşturmakta.

Sanatçı Wayne Binitie geride kalan beş yılı, geçmişteki iklim değişikliklerinin kaydını tutan, buz tabakasının derinliklerinde buz silindirlerini delen, bunları analiz eden ve koruyan British Antarctic Survey bilim insanlarıyla olağanüstü yoğun bir işbirliği üstlenerek geçirdi.

ATMOSFERİ YOK ETMEYE BAŞLAMADAN HEMEN ÖNCE...

Yoğun çalışmalar sonucunda elde edilen ve korunun buz çekirdekleri bizleri modern insanlığın farkında olmadan atmosferi yok etmeye başlamasından hemen önceye götürüyor. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın etkilerinin en net biçimde hissedildiği bu dönemde, değişim başlamadan hemen önceye gidiyoruz.

Cop26 iklim konferansı Avrupa'nın ve dünyanın dört bir yanında iklim aktivistlerinin sokaklara dökülmesine neden oldu. Fotoğraf: Shutterstock

Çalışma, buzun içinde hapsolmuş mümkün olan en saf havanın sergilenmesine olanak tanıyor.

Glasgow Bilim Merkezi'ndeki Polar Zero sergisinde ziyaretçilerin odak noktası haline gelen eser, birçok tarihçinin Sanayi Devrimi'nin başlangıcı olarak belirlediği tarih olan 1765'ten kalma havayı kaplayan silindirik bir cam heykel formunda.

İkinci bir silindir ise kar yağdığında yakalanmış, sıkışan ve şimdi o tarihten bu yana atmosferik karbondioksitteki korkunç artış oranını ortaya koyan minik hava kabarcıklarının görülebildiği bir buz çekirdeği sunuyor.

Birleşik Krallık'ın köklü okullarından Royal College of Art bünyesindeki Sanat ve Beşeri Bilimler Araştırma Konseyi tarafından finanse edilen doktora öğrencisi Wayne Binitie, “Konunun ölçeği o kadar ezici ve o kadar karmaşık ki uzaklık, hatta kıyamet hissi uyandırabilir” diyor: “İnsanlar, bu uzaklık hissini ortadan kaldıracak, mesafeyi daraltacak somut bir şeye ihtiyaç duyarlar.”

'AĞAÇ HALKALARI SAYMAK GİBİ'

British Antarctic Survey'de buz madenciliğinden sorumlu olan buzulbilimci Dr. Robert Mulvaney ise tarihin belirli bir çağından buz çıkarmanın gerçek bir şekilde mümkün olduğunu söylüyor:

“Antarktika'ya her yıl kar yağıyor ama erime olmuyor. Böylece kar birikiyor ve altında yıllardır birikmekte olan tüm karı sıkıştırıyor. Derine indikçe geçmişe doğru daha da ilerliyoruz. Bu aslında büyük bir ağacın yaşını öğrenmek için halkalarını saymak gibi bir şey...”

 
 
 
 
 
View this post on Instagram
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Wayne Binitie (@waynebinitie)'in paylaştığı bir gönderi

Dr. Robert Mulvaney ayrıca “Bizlere yardımcı olan şey, sık sık bir yerlerde yanardağların patladığını biliyor olmamız ve bunun kanıtını bulabiliyor olmamız. Bu bilgilerden ve buradaki deneyimlerimizden de yola çıkarak belirli bir yıla ait bir bilgiye ulaşmak için kazılara başvurmamız sandığınız kadar zor bir şey değil” diye konuşuyor.

Asıl zorluk sergileme noktasında yaşanmakta. Küresel mühendislik uzman grubu Arup'tan Graham Dodd bir tüp içinde hava ve eriyen bir buz çekirdiğine dayalı bir sergi oluşturmanın ve böyle bir sergiyi bir araya getirmenin büyüleyici derecede zor olduğuna dikkat çekiyor:

“Bir buz çekirdeğini tamamen erimeden sergilemek; ziyaretçilerin buza yaklaşmalarına izin verirken, doğru yalıtım seviyesini oluşturmak için kesin hesaplamalar yapmayı ve yaratıcı düşünce kullanmayı gerektiren teknik bir başarıdır.”

GEÇMİŞE DOKUNMAK, GEÇMİŞİN TADINA BAKMAK...

Sergi ayrıca tam olarak yaşayan bir sergi. Polar Zero'nun ziyaretçileri, buz çekirdeği yalıtılmış tüpünden çıkarken, Wayne Binitie'nin sürükleyici müziği ve doğa sesleri eşliğinde patlayan antik hava kabarcıklarını duyacaklar. İsteyenler buzlu suya dokunabilecek hatta söz konusu suyun tadına dahi bakabilecekler.

Bu temas çok önemli. Binitie de buna vurgu yapıyor:

“Dünyaya dokunmanın ve onunla temas halinde olmanın ne demek olduğunu sormak her zamankinden daha acil görünüyor. Böyle bir zamanda bu sergi, çok duyusal bir deneyim.”

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr

*Haberde yer alan bilgilerin büyük kısmı The Guardian'da "Capsule of 1765 air reveals ancient histories hidden under Antarctic ice" başlığıyla yayınlanan makaleden derlenmiştir.

Kaynak: Web Özel

Birleşik Krallık