Vaatler ülkesi Fenerbahçe

Vaatler ülkesi Fenerbahçe

Son 3 yılda 69 transfer yapan, takımın başına 6 teknik direktör getiren Fenerbahçe, taraftarına yine "Ellerim bomboş" şarkısını söyletiyor. Peki sorun ne? Çözüm belli mi?

“Vaatler ülkesinde insanlar açlıktan ölür…”

Fenerbahçe uzun süredir hep vadediyor…

Verilen sözlerle...

Sürdürülebilir olacağı iddia edilen ekonomik yapıyla...

Avrupa düzeyinde olacağı söylenen futbol şubesiyle...

Son 3 yılda yapılan toplam 69 transferle...

Ülke ve dünya çapında kadroya katılan yıldız isimlerle...

Son 3 yılda takımın başına gelen 6 teknik direktörle...

Altyapı ve gençler hakkındaki planlarla…

Kısacası “Vaatler Ülkesi” Fenerbahçe. Son 3 yılın sonunda Fenerbahçe taraftarı yine, ”Ellerim bomboş” şarkısını söylüyor. Hayal edilen şampiyonluklar, kupalar, kaliteli futbol, güçlü ekonomik yapı … hayalden başka kelimeyle anlatılamadı. Hatta bunlarla ilgili artık “hayal kırıklığı” kelimesini daha çok kullanır olduk.

Bu sezon başında sportif direktör olarak kulübün efsane ismi Emre Belözoğlu göreve getirildi. Transferde adeta şov yapıldı ve 18 yeni isimle Türkiye’nin en derin, en alternatifli kadrosu kuruldu…

3 BÜYÜK SORUN

Yeni sezon için Fenerbahçe’yi 3 önemli sorun bekliyordu…

1-Pandemi

2-40 haftalık uzun ve sıkıştırılmış maç programı

3-Ego yönetimi

Pandemi sezon boyunca tüm takımları etkiledi ve belki de bu sorunu en az zararla atlatan takım Fenerbahçe’ydi. Çünkü Fenerbahçe’nin elinde tüm bölgeler için en az iki çok iyi alternatif vardı. Hatta zor zamanlarda örneğin Ozan sağ bek, Szalai sol bek, Gustavo stoper bile oynadı ve açıklar çok rahat kapatıldı.

Sadece ligde toplam 40 hafta oynanan maçlarda ise Fenerbahçe yine alternatifli kadronun avantajlarını kullandı ama özellikle maçların 2. yarılarında giderek oyundan düşen, temposunu kaybeden, fiziksel sorunlar yaşayan bir Fenerbahçe gördük. Çoğu zaman, “ilk yarı başka 2. yarı başka takım vardı sahada…” ifadesini duyduk, söyledik. Aslında korkulan başa geldi ve yaş ortalaması yüksek ana aktörler tempoyu kaldıramadı.

Yorulan oyuncular geçiş oyunlarında hem yavaş kaldı hem de fiziksel kalite gerektiren aksiyonlarda kolaya kaçıldı. Örneğin sürekli Caner’in erken ortalarıyla gol aradı sarı -lacivertliler. Bir başka önemli problem de üretkenlikti. Ön alanda üretken olunamayınca duran toplarla sonuca gitmek zorunda kalındı. 14’ü kornerden olmak üzere duran toptan toplam 28 gol bulan Fenerbahçe’de gol pozisyonlarına çok fazla girilse de sonuçlandıramama gibi bir sorun yaşandı. Gol vuruşlarındaki yetersizlik konusunda, en golcü ismin “12 golle Valencia” olması durumu özetliyor.

Fenerbahçe'nin en golcü ismi Enner Valencia sezonu 12 golle noktaladı. Fotoğraf: AA

Belki de en zor konu olan ego yönetimi Fenerbahçe’nin en çok zorlandığı konuydu. Maçlarda oyundan keyif alan, coşkulu, takım havasını sahaya yansıtan bir Fenerbahçe’yi son haftalar hariç neredeyse hiç görmedik. Genellikle işleri olduğu için sahada bulunmak zorunda olan ve sadece söyleneni yapmakla mükellefmiş gibi davranan oyuncular vardı çubuklunun içinde. Çünkü hepsi çok önemli kariyerleri olan, ciddi başarılar kazanmış, lider olmak, sürekli oynamak isteyen ve ayrıcalık bekleyen futbolculardı. Her birine transferleri sırasında bir sürü sözler verilmiş ve hayaller kurdurulmuştu. Ama sezon ilerledikçe o hayalleri kırılan oyuncular taraftara da hayal kurduramadılar.

BU SEZON KADIKÖY’DEN ÇIKIŞ VARDI

Fenerbahçe’nin 2020-2021 sezonu ne zaman hatırlansa şüphesiz ilk akıllara gelen, rekor kırılan! iç saha performansı olacak. Zira deplasmanda en çok kazanan Fenerbahçe iç sahada kazanamıyordu.

Sezona istikrarsız sonuçlarla başlayan sarı lacivertli takım 7. hafta sonunda liderlik koltuğuna da oturdu. Ama ne olduysa ondan sonra oldu. Kadıköy’de Konyaspor, Beşiktaş, Malatyaspor ve G.Antepspor maçlarını kaybeden Fenerbahçe sıralamada 3. sıraya geriledi.

Sonrasında ligin devre arasına kadar oynanan 7 haftada 6 galibiyet 1 beraberlikle 2. Sırada yer alan Fenerbahçe şampiyonluk hedefi konusunda umut veriyordu. Saha sonuçları devre arasına kadar iyiydi ama oynanan futbol ve birçok karşılaşmada kaleci Altay’ın “Maçın Adamı” seçilmesi camiayı huzursuz ediyordu…

Teknik direktör Erol Bulut’un, “biz önde oynamayı denedik ama başaramadık, oyunu daha geride kabul etmeliyiz” cümlesi durumu özetliyordu. Yönetim etkili, güçlü bir oyun ve istikrarlı sonuçlar beklerken Erol Hoca kendi kafasındaki çözümlerde ısrar ediyordu.

Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Erol Bulut / Fotoğraf: AA

MESUT “MESUT” ETMEDİ

Devre arasında bir dünya markası Mesut Özil Fenerbahçe kadrosuna dahil edildi. İsmi ve kariyeri çok ağır olan Mesut’un takımdaki rolü ince hesaplar gerektiriyordu. Fiziksel olarak çok kötü durumda olan Mesut hazır olmadan sahaya atılırsa hem takımın ritmini bozacak hem de yeniden sakatlanacaktı. Ama eğer takımdan uzun süre ayrı tutulursa da beklenti içinde olan taraftar baskısı artacaktı.

İlk ihtimal oldu. Mesut hazır olmadan oynadı ve maçlarda takım kurgusunun bozulmasına sebep oldu. Sonra da sakatlandı ve yaklaşık 1 ay sahalardan uzak kaldı.

Devre arasında Mesut dışında Galatasaray’ın almak istediği İrfan Can, genç Macar stoper Szalai ve Queens Park Rangers’ın genç yeteneği Nijeryalı Osai Samuel kadroya dahil edildi.

Fenerbahçe Mesut Özil'i büyük umutlar ile transfer etmişti. Fotoğraf: AA

GALATASARAY DERBİSİ DENGEYİ BOZDU

Sezonun 2. yarısına 2 galibiyetle başlayan Fenerbahçe için belki de en kırıcı olan sonuç Kadıköy’deki Galatasaray mağlubiyeti oldu. Daha sonra 26. haftada kendi sahasında Göztepe’ye ve 30. Haftada yine evinde Gençlerbirliği’ne mağlup olan Fenerbahçe’de artık Erol Bulut’la yolların ayrılması konusu sesli bir şekilde dile getiriliyordu.

Fenerbahçe’nin deplasman karnesi belki de tarihin en iyisiydi ama iç sahada alınan toplam 6 mağlubiyet kabul edilebilir gibi değildi.

“İyi sonuçlar birleştirir ama kötü sonuçlar ayırır” demişti Sportif Direktör Emre Belözoğlu… Erol Bulut’la 31. haftada oynanan ve 1-1 berabere biten Beşiktaş derbisi sonrası yollar ayrıldı. Şampiyonluk umutları azalmıştı ve son bir şans olarak, “neden olmasın” denilerek Emre Belözoğlu teknik direktör olarak takımın başına getirildi.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Emre Belözoğlu / Fotoğraf: AA

Aslında beklenenden daha iyi bir 10 hafta yaşandı. 7 galibiyet 2 beraberlik 1 mağlubiyetten oluşan karne Fenerbahçe’yi tekrar şampiyonluk potasına soktu ama en kritik maç olan ve kazanılsa son haftaya Fenerbahçe’yi en güçlü şampiyonluk adayı olarak taşıyacak olan Kadıköy’deki Sivasspor maçı tam bir yıkımla sonuçlandı. Fenerbahçe kendi sahasında yine çok kritik bir maçta yenildi ve şampiyonluk planlarken 3. sıraya düştü.

Dikkatinizi çekmiştir, burada da konuşulması gereken teknik-taktik değildi… Takım yine ihtiyaç duyduğu o motivasyonun çok uzağındaydı. Bu gelecek yıllar için de üzerinde durulması gereken kritik bir nokta. Çünkü sadece bir-iki futbolcuda değil takımın tamamında bu “donukluk” vardı.

Son hafta mucizelere kalmış olan şanslar da gerçekleşmeyince Fenerbahçe bu sezonu da hayallerinin çok uzağında tamamlamış oldu.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Fenerbahçe uzun süredir “sil baştan” mantığıyla her seferinde yeni bir yapılanmaya gidip, aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayarak başarıya ulaşmaya çalışıyor. Sonra hep aynı sonuçlar alınıyor. Eğer yeniden bir takım kurulup, yeni vaatlerle önümüzdeki sezona başlanırsa çok büyük bir ihtimalle aynı sonuçlar alınacak. Yine inanılmaz paralar saçılacak, yine vaatler verilecek ve yine hayaller kurulacak…

Çok sık kullanılan “transfer şampiyonu” sıfatı takımları hiçbir zaman başarıya ulaştırmadı. Her seferinde büyük bir coşkuyla karşılanan yıldızlar sezon sonu hain ilan edilerek kulüpten gönderiliyor. Bu hikayede bir yerlerde yanlışlık yok mu? Artık durmalı, kafamızı batıya çevirip bir kez daha düşünmeliyiz. Sonra belki başarılı olanları taklit etmeliyiz. Bu ayıp değil. Amerika’yı yeniden keşfetmek gereksiz. Yapılan hatalardan dersler çıkarıp daha çok doğruların yapıldığı gelecek dileğiyle…