Uçuş esnasında Covid'e karşı ne kadar güvendesiniz?

Metin Aktaşoğlu
Metin Aktaşoğlu

Aşılama her geçen gün hızlanıyor, aşılanan insan sayısı arttıkça uçuşlara yönelik talep de artıyor. Peki uçakların havalandırma sistemleri ne kadar güvenli? ABD'de yapılan çarpıcı araştırma merak edilen bu soruya yanıt aradı...

18.04.2021 17:05 | Son Güncelleme : 18.04.2021 17:45

Covid kısıtlamalarının gevşediği ve dünyada aşı programlarının hız kazandığı her gün daha çok insan uçaklara biniyor. Ancak yeni varyantların yeni dalgalara dönüşebileceği yönündeki korku da tazeliğini koruyor. Pandeminin uzayacağı düşüncesi yeterince endişe verici...

Peki uçuşlar ne kadar güvenli? Bir uçakta hava akışı nasıl sağlanıyor? New York Times bu konuda kapsamlı bir çalışmaya imza attı.

Buna göre tek koridorlu uçakların çoğunda sürekli olarak taze ve devridaim bir hava karışımını soluyoruz. Uçakta hava, tavan kanallarından içeri üfleniyor ve zemine yakın deliklerden de emiliyor. Emilen havanın yarısı, uçaktan salınırken, diğer yarısı ise filtrelenip yeniden kabine geri gönderiliyor.

Araştırmacıların da yardımıyla havanın kabin içinde nasıl aktığı ve potansiyel viral unsurların nasıl bir risk oluşturduğunu anlamak için 2 milyondan fazla hava partikülü simüle edildi.

HAVA İKİ İLA ÜÇ DAKİKADA BİR TEMİZLENİYOR

Uzmanlar, uçak içinde havanın yaklaşık olarak her iki ila üç dakikada bir tazelendiğini söylüyor. Bu, marketlere ve diğer kapalı alanlara göre daha yüksek bir hız. Güvenlik protokollerine ek olarak, bu hız sayesinde uçuşlarda belgelenmiş çok fazla süper yayıcı olay tespit edilmedi.

Uçaklardaki yüksek hava dönüşümü oranı, uzun süre durma ile oluşabilecek hava ceplerini minimize etmek amacıyla taze ve var olan havayı eşit bir şekilde karışmaya zorluyor. Ancak elbette bu uçuşların tamamen güvenli olduğu anlamına da gelmiyor.

BİRİ HAPŞIRDIĞINDA...

Maskeli biri kabin içinde maskesi takılı halde hapşırdığında hava yanlardan çıkarken partiküller de koridorda hareket ediyor ve mevcut hava akışıyla karışıyor.

Tüm parçacıklar aynı boyutta değil. Ve çoğu da bulaşıcı viral madde içermiyor. Ancak yakındaki yolcular kısa bir süre atıştırmak için bile maskesini indirdiyse, hapşırmayla salınan viral partiküllerin solunma şansı da artıyor.

Uçağın farklı yerlerinde insanların hapşırması gibi durumlara karşı ise havalandırma sistemi, havanın kabin içinde dolaşımını önlemek için havanın ve havayla karışan partiküllerin yalnızca birkaç sıra çevresinde tutulmasını sağlıyor.

HAVALANDIRMA AYRILMAZ BİR PARÇA!

Tasarım gereği, havalandırma sistemi bir uçağın çalışma prensibinin ayrılmaz bir parçasıdır: Uçağın motorları tarafından çalıştırılan sistem, sürekli olarak dışarıdaki havayı emer, daha sonra basınçlandırır ve sıcaklığı kontrol etmek için iklimlendirir.

Basınçlandırma önemli bir rol oynar çünkü seyir yüksekliğindeki hava zayıftır. Zayıf hava hızlı uçmak için iyidir, ancak solumak için iyi değildir. Hava doğru sıcaklıkta uçağa girdikten sonra, havayı kabine dağıtmaya yardımcı olan ve tavan kanallarına yükselen boruları tırmanır.

Uçuş boyunca, kabin havası periyodik olarak iki HEPA filtresinden, taze ve devridaim havasının karıştığı, zeminin altındaki bir manifolda emilir. Her filtrede, mikroskobik partiküllerin çoğunu yakalayan 12 adet yoğun kıvrımlı fiberglas ağ paneli bulunur.

Uçaklarda havalandırma sistemleri küçük farklılıklar gösterse de çoğu yolcu uçağı, benzer filtreleme ve devridaim yöntemlerine sahiptir. Kabinden hava çekildikten sonra, devridaim olmayacak kısım, kabin basıncının sürekli ayarlanmasına yardımcı olan bir valf aracılığıyla uçağın arkasından ayrılır.

UÇAĞIN DIŞINDAKİ RİSK FAKTÖRÜ

Bulaşıcı hastalık uzmanlarına göre, uçaklarda havanın nasıl aktığı, güvenlik denkleminin çok sayıdaki parçasından yalnızca biri: Bulaş potansiyeli, terminallerde, havaalanı restoranlarında, barlarında ve güvenlik hattında da bulunuyor.

Daha fazla insanın uçak kullanmaya başladığı şu günlerde -16 Nisan'da ABD'de yaklaşık 1.5 milyon kişi havaalanlarını kullandı- kalabalıklar ve yoğunluklar fiziksel mesafeyi korumayı daha güç kılıyor. Harvard'dan araştırmacılar havaalanlarının büyüklüklerine ve yolcu hacimlerine göre riskin değişebileceğini söylüyor. İnsanların nerede, ne kadar süre bulunduklarına bağlı olarak bulaş riski de değişiyor. Örneğin terminallerde bulunan restoranlar doğal olarak maskelerin rutin biçimde çıkarıldığı ortamlar oldukları için daha riskli.

YENİ SİSTEMLER KURULDU, ANCAK...

Yine Harvard'dan araştırmacılar havaalanlarının solunum yoluna bağlı patojenlerin hava yoluyla yayılmasını azaltmaya yönelik bir şekilde tasarlanmadığını da öne sürüyor. Bazı havaalanları pandemi sürecinde yeni veya ek hava filtreleme sistemleri kurdu ancak mesafe, tedbir ve diğer güvenlik önlemleri hala oldukça hayati.

Epidemiyolog Saskia Popescu, "Zorluk sadece uçağın içinde değil. Havaalanı da dahil olmak üzere tüm yolculuk sürecinde tedbirleri göz önünde bulundurmak gerekiyor" ifadelerini kullanıyor.

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr

Metodoloji: New York Times, araştırmasında Boeing 737NG versiyonunu kullandı. Modellemede uçağın tüm koltuklarının dolu olduğu bir senaryo ele alındı. 2,5 milyondan fazla parçacığın akışını simüle etmek için FEFLO olarak bilinen bir hesaplamalı akışkanlar dinamiği kod sistemi kullanıldı.

Kısmen HEPA filtrelerinden yakalanmadan geçmiş olabilecek patojenlerin hareketini tespit etmek için kabin giriş kanallarına çok sayıda çok küçük parçacık yerleştirildi. Simülasyon, yolcuların başlarına yakın dolanan havanın kabinde 50 saniyeden daha az kaldığını gösterdi.

Modellemenin bir parçası olarak farklı hapşırma pozisyonları simüle edildi ve neyin havada kalabileceğini tahmin etmek için sadece daha küçük parçacıklar kullanıldı. Maskelerin, maskesiz hapşırıldığında yüzeylere ve vücut kısımlarına inebilecek daha büyük partikülleri engelleyebileceği görüldü.

Kaynak: Bu makalede yer alan bilgilerin büyük bir çoğunluğu New York Times'ta How Safe Are You From Covid When You Fly? (Uçarken Covid'e karşı ne kadar güvendesiniz?) başlığıyla yayınlanan çalışmadan derlenmiştir.

Kaynak: Özel Haber

Sıradaki Haber Yükleniyor