Türkiye nasıl bir Taliban ile karşı karşıya? 'Sovyetler çekildiğinde...'

Metin Aktaşoğlu
Metin Aktaşoğlu

ABD, Afganistan'dan çekiliyor. Endişeler terör örgütü Taliban'ın ülkenin tamamında hakim olacağı yönünde. Öte yandan Türk askerinin Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın güvenliğini sağlaması bekleniyor. Peki 'nin karşısında nasıl bir Taliban var? Örgütün son durumu ne?

16.07.2021 12:05 | Son Güncelleme : 17.07.2021 08:56

Radikal İslamcı terör örgütü Taliban, son yıllarda gücünü tekrar kazandı. ABD'nin Afganistan'dan resmen çıkma kararı almasıyla örgütün ülkedeki hakimiyetini artırmasından endişe ediliyor. Bu endişeyi haklı çıkarırcasına geçen günlerde 8 maddelik bir bildiri yayınlayan Taliban, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bölgeden çekilme çağrısı yaptı. 

TBMM'den çıkması beklenen tezkereyle Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın güvenliğini resmen sağlamaya başlayacak olan Türkiye'nin anlaşma dahilinde; ABD'den ağır silah, istihbarat ve finans desteği almaya devam etmesi bekleniyor. Anlaşma resmiyete döküldüğünde emir-komuta Türkiye'de olacak.

Peki radikal İslamcı bir şeriat anlayışıyla kişisel hak ve özgürlüklerin tamamen yok sayıldığı bir düzen kuran, şeriat kurallarını hakim olduğu bölgelerde uygulayan Taliban nasıl bir örgüt? Türkiye'ye bakışları nasıl? Afganistan'ı nasıl bir süreç bekliyor?

Prof. Dr. Saadet Gülden Ayman ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han yanıtladı.

“Taliban'ın demografik tabanını oluşturan Paştun kimliği, dışarıdan kendi yaşam biçimine, muhtariyetine müdahale edilmesinden haz etmeyen bir kimlik” diyerek söze başlayan ve ancak bunun “bağımsızlık” gibi birey hak ve özgürlüklerini de öne alan bir söylem olmadığını ifade eden Prof. Han, “Kendi işlerine başkalarını karıştırmayan bir yaklaşımları var” diyor.

'KAFİRLERE KARŞI ORTAK MÜCADELE'

Afganistan'ın merkezi otoritenin kurulamadığı bir coğrafyayı temsil ettiğine değinen Prof. Ayman ise kabilelerin kendi çıkarları için kıyasıya mücadele ettiği yapıya dikkat çekiyor. Prof. Ayman'a göre “Kafirlere karşı ortak mücadele” söyleminin yanında, merkezde toplanmamış bir askeri gücün Taliban'a ve diğer direniş gruplarına avantaj sağladığını da söylemek mümkün:

“ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın sağladığı destekle Sovyet işgaline direnişte rol oynayan savaş ağalarının Sovyetler çekildiğinde ortak bir siyasal reçete oluşturamamasının ve bunların birbirleriyle kanlı bir savaşa girmesinin Taliban’ı ortaya çıkardığını görüyoruz.”

Profesör Han buna rağmen Taliban'ın halk üzerindeki etkisinin korkunç olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yapılan araştırmalar Afganistan halkının yüzde 70-80'inin Taliban'ın temsil ettiği hayata dönmek istemediğini gösteriyor. Bu biçare insanların kendilerini savunacak gücü yok. Taliban'ın temsil ettiği modele karşı toplumsal sivil muhalefet söz konusu değil.”

Afganistan'da Taliban'ın kabul edilişinde güvenlik endişesinin doğurduğu çaresizlik de yatıyor. Profesör Ayman tecavüzlerin ve şiddet olaylarının toplumda o dönem büyük bir korku yarattığını ve ilk başta "Güvenlik ne şekilde sağlanacaksa sağlansın" düşüncesinin hakim olduğunu vurguluyor. Peki nasıl oldu da Taliban bu kadar hızlı bir şekilde ülkeye yeniden hakim oldu?

'TALİBAN, TÜRKİYE'YE SEMPATİ DUYMAZ AMA...'

Prof. Han, "Afganistan'a bakmayı bilen her uzman bunun böyle olacağını biliyordu. Bu çatışmayla da olmuyor. O coğrafyadaki bir takım gruplar taraf değiştirip Taliban'a biat ediyorlar" derken Taliban'ın, Türkiye'ye bakışını ise “Taliban açısından yaklaştığımız zaman Türkiye, sempatiyle yaklaşılabilecek bir ülke değil. Türkiye; laik, demokratik bir hukuk devleti” diyor ancak devam ediyor:

“Afganistan ile Türkiye arasında ciddi bir tarihsel ilişki var. Türk askeri Afganistan'da başkalarının yaşadığı zorlukları yaşamamıştır. Değişim olmayacağını ümit ederiz, gönül böyle ister.”

Burada yeni süreçte Türkiye'nin pozisyonu aktarılana göre net gözükse de bir ayrıma dikkat çekmek gerekiyor. “Nezaret mi mukavemet mi?” diyen Prof. Han bu ayrımı, “Ya Türkiye, Afganistan'da kamu otoritesinin tesisiyle uğraşacak ya da Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirişine nezaret edecek. Bunu yapmazsa Türkiye ki yapmamalıdır, hiç kuşku yok, o zaman ciddi bir çatışma başlamasının potansiyeli çok yüksek” şeklinde ortaya koyuyor.

'ASKERİ-STRATEJİK DEĞİL, SİYASİ-DİPLOMATİK'

Prof. Ayman ise şöyle uyarıyor: “Türkiye’nin halkın desteğini arkasına alamamış gözüken merkezi otoritenin destekçisi olarak algılanması bu bakış açısını tümden değiştirebilecek bir potansiyel taşımaktadır” diyen Prof. Ayman ise uyarıyor: “Türkiye, Afganistan’ın güvenliğinde oynayacağı rolü istese de sınırlı tutamayacaktır. İhtiyaç duyulan ve yapılabilecek en önemli katkılar askeri-stratejik çerçevede değil siyasi-diplomatik çerçevede hayata geçirilmelidir.”

[1] Prof. Dr. Saadet Gülden Ayman: İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Profesörü Saadet Gülden Ayman, uzun süredir Afganistan ve Taliban üzerine araştırmalar ve çalışmalar yapmaktadır. Prof. Ayman'ın "Taliban'la Uzlaşı: Zorluklar ve Beklentiler" başlıklı bir makalesi de bulunmaktadır.

[2] Prof. Dr. Ahmet Kasım Han: Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Uluslararası İlişkiler Profesörü Ahmet Kasım Han, 2005 ve 2011'de NATO'nun Afganistan'da gerçekleştirdiği NATO/ISAF operasyonunda NATO gözlemciliği yapmıştır.

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr

Kaynak: Özel Haber

Sıradaki Haber Yükleniyor