Profesör Halaçoğlu: Ermeni çeteleri 1915 öncesinde etnik temizliğe girişti

Tuğba Suiçmez
Tuğba Suiçmez

Biden'ın 'soykırım' açıklaması gündemdeki yerini korurken 15 yıl Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yapan "Ermeni Tehciri" ve "Sürgünden Soykırıma" kitaplarının yazarı Profesör Yusuf Halaçoğlu ile konuştuk. Halaçoğlu, "Ermeni çeteleri 1915 öncesinde etnik temizliğe girişti" diyor.

29.04.2021 11:31 | Son Güncelleme : 29.04.2021 15:41

ABD Başkanı Joe Biden'ın 'soykırım' kararı üzerine tepkiler devam ediyor. Osmanlı topraklarında kurulan ilk Ermeni terör örgütü Kara Haç Cemiyeti’nden, 1923’te Ermenilere verilen 1 milyar 300 milyon dolar tazminata kadar tüm detayları Haberglobal.com.tr okurları için Profesör Yusuf Halaçoğlu'na sordum. Konu hakkında kitapları olan ve 15 yıl Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yapmış Halaçoğlu Ermeni meselesinin dününü ve bugününü ortaya koydu.

Osmanlı'yı tehcire götüren süreçte neler yaşandı?

1812’den itibaren başta ABD olmak üzere, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Avusturya, İtalya Osmanlı topraklarında misyoner okullar açtılar; ABD bunların başını çekiyordu. 1845’te gelen Amerikan misyonerleri okullar açmaya başladı ve burada sadece gayrimüslimler eğitime alındılar.

Yüzyılın sonunda sadece Almanya, İngiltere, Fransa ve Amerika’nın kurduğu okul sayısı 1244’tü, bunlardan 625’i Amerika’nındı. Bu okullarla Osmanlı’daki Hristiyanlara milliyetçilik fikri yerleştirildi.

Dönemin süper güçlerinin Osmanlı Ermenileri hakkındaki planları nelerdi?

Müstakil Ermenistan devleti kurma düşüncesiyle hareket ediyorlardı. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nın 61. Maddesi’ne “Ermenilerin yaşadığı yerlere ıslahat yapılacak” hükmü koyuldu.

Rusya, İngiltere, Almanya Osmanlı’yı paylaşma planları yapmışlardı. Osmanlı’da yaşayan Hristiyanları kendi taraflarına çekme suretiyle avantaj ve nüfuz elde etme yarışına girdiler. Rusya, Ermenilerin yanında yer aldığını gösterme amacıyla böyle bir madde koydu.

'AMERİKA'DAKİ KU KLUX KLAN GİBİ KARA HAÇ CEMİYETİ'Nİ KURDULAR'

Osmanlı'daki ilk Ermeni terör örgütü hangisiydi?

Ermenilerin yoğun bulunduğu Erzurum, Sivas, Van, Bitlis ve Elazığ’da ıslahat yapılmak üzere, Berlin Anlaşması’nın yapıldığı 1878’de, Van’da Kara Haç Cemiyeti kuruldu. Bunlar Amerika’daki Ku Klux Klan gibi tamamen ırkçı yapıda, illegal derneklerdi. Hınçak, 1881’de Cenevre’de kuruldu.

1889’da Tiflis’te Taşnak-Sütyun kuruldu. Bu yapılar savaşla, silahla bir Ermenistan Devleti kurma amacıyla tüzüklerine hükümler koydular. Osmanlı Bankası baskınını yaptılar, Sultan Abdülhamit’e ve Osmanlı yanlısı olup Ermenilere destek vermeyenlere, Osmanlı devlet adamlarına suikastlar düzenlediler.  

Sultan Abdülhamit’in cuma namazı çıkışında şeyhülislamla bir dakika görüşmesi suikasttan kurtulmasını sağladı. Osmanlılar bunları yakaladı ve mahkum etti; fakat bu kişileri Batılıların baskısıyla serbest bırakmak zorunda kaldı.

O dönemde Anadolu'daki Ermenilerin nüfus yoğunluğu ne kadardı?

Doğu Anadolu Bölgesi de dahil olmak üzere Ermeniler hiçbir vilayette çoğunluk değiller. Müslümanlara oranlandığında yüzde 33 civarında bir nüfusla en kalabalık oldukları yer Bitlis. Anadolu’da toplam yüzde 19 civarında Ermeni nüfusu var. Bu çeteler çoğunluğu elde etmek ve Müslümanları kaçırmak için sivil halkı katletmeye başlıyorlar. Ermeni çeteleri 1915 öncesinde etnik temizliğe girişiyor.

Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde Ermeniler ne yaptı?

Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’na girerken Ermenilere “Bizim yanımızda yer alın, savaş sonrasında size üç vilayette özerklik vereceğim” diyor, fakat Ermeniler bunu kabul etmiyor. Osmanlı 1914’te Çanakkale, Kafkasya, Musul ve Filistin olmak üzere dört cephede savaşırken, Ermeniler içeride 23 yerde isyan çıkarıyor. Haberleşmeyi önlemek için telgraf tellerinin, mühimmat aktarımını önlemek için de tren yollarının bulunduğu kritik yerleri ele geçiriyorlar.

 

'17 NİSAN ERMENİ KATLİAMI GÜNÜ OLSUN DİYE KANUN TEKLİFİ VERDİM'

17 Nisan'da neler yaşandı?

17 Nisan’da Van yerle bir ediliyor, bu bölgede 80 bin insan katlediliyor. Genç kızları Akdamar Kilisesi’ne götürüp tecavüz ve işkence ediyorlar. Kadınlar iffetlerini korumak için kendilerini Van Gölü’ne atıp canlarına kıyıyorlar. Ben 17 Nisan’ın “Ermenilerin yaptığı katliam günü” olarak anılması ve bir “iffet anıtı” dikilmesi konusunda Meclis’e kanun teklifi vermiştim ama komisyona bile getirilmedi.

Ermeniler neden sözde “soykırım” anma günü olarak 24 Nisan tarihini seçti?

24 Nisan’da Ramgavar, Armanekan, Hınçak ve Taşnak örgütü mensubu 235 kişiyi tutuklama kararı alınıyor fakat bu kişiler sadece cezaevlerine gönderiliyorlar; yani öldürülmüyorlar. İşte Ermenilerin soykırım günü olarak andıkları 24 Nisan budur. Beyin takımları yakalanıyor bundan dolayı o günü “soykırım” günü olarak anıyorlar. Halbuki kimse öldürülmüyor.

Osmanlı tehcir sürecini yönetirken nasıl önlemler aldı?

Tehcir edilen Ermenilere nasıl davranılacağı, ne gibi tedbirler alınacağına dair bütün valilere tebligat gönderiliyor. Tedbirler içerisinde; gidenlerin yiyeceklerinin, emniyetlerinin, iaşe ve ibadetlerinin sağlanması, gerekiyorsa hastanelerin kurulması var.

Ayrıca kıymetli eşyalarını götürmelerine izin veriliyor. Kafilelere saldırılar olunca güvenlik gönderiliyor. Düşünün; bir taraftan dünyayla savaşırken bir taraftan da tehcir edilenleri korumak için askeri güç temin ediyorsunuz. Gittikleri yerlerde ibadetlerini yapabilmeleri için Osmanlı Devleti kilise yaptırıyor. Büyükler için 60, küçükler için de 20 para gündelik tahsis ediliyor. Başka devletlerin yardım etmelerine Talat Paşa’nın imzasıyla izin veriliyor.

 

Tehcirdeki ölümlerin sebepleri neler ve kimlerdi?

Çeteler tarafından yapılan baskınlarda bazı Ermeniler gasp ediliyor ya da yolda öldürülüyorlar. Sayı kesin olmamakla birlikte ölümler 8500 civarında. Burada ölüm var ama bu ölümler devlet tarafından değil, eşkıyalar tarafından yapılıyor.

1915 Ekim ayında bu baskınlardan sorumlu 1673 kişi Divan-ı Harp’e çıkarılıyor. Bunların içerisinde görevini ihmal eden yahut gerektiği gibi yerine getirmeyen devlet görevlileri de var. Örneğin Teşkilat-ı Mahsusa’dan iki kişi mahkemeye çıkarılıyor. 1673 kişiden 67’si idama mahkum ediliyor. Yani devlet suçluları cezalandırıyor.

Kaç bin Ermeni tehcir edildi, bunlardan ne kadarı geri döndü?

Tespitlerimize göre 500 bin civarında nakil var. 1918’de Geri Dönüş Kararnamesi sonrası hazırlanan belgeyle 644 bin 900 Ermeni’nin Osmanlı topraklarında yaşadığı gösteriliyor. Bu, Anadolu’dan hiç gitmeyenler de hesaba katılınca elde edilen sayı. Örneğin Kastamonu’daki, İstanbul’daki Ermeniler tehcir edilmemiş, oldukları gibi duruyorlar. Bir etnik grubu yok etme söz konusu değil.

Biden'ın açıklamasından sonra Ermeniler tazminat hakkı iddia edebilirler mi?

1918’e kadar, Balkan muhacirleri Ermenilerden kalan evlere yerleşiyorlar. Ermeniler geri döndüklerinde oradaki muhacir çıkarılır, ev Ermeni’ye bırakılırdı. Ama muhacir eve ekler yaptıysa ya da Ermenilerin mallarına zarar geldiyse Osmanlı onu da tazmin ederdi.

O tarihte geri dönmeyip Amerika’ya göç eden 218 bin Ermeni vardı. 1923’te Amerika ile Türkiye arasında yapılan anlaşmayla Amerika’daki Ermenilere 1 milyar 300 milyon dolar tazminat verildi. Amerika’daki Ermeniler zaten bu parayı aldılar. Bu tazminatın 900 milyonu gönderildiğinde ve dağıtıldığında Amerika ‘Verecek kimse kalmadı, artık daha fazla göndermeyin’ dedi. Bugün hak iddia edemezler.

Biden neden şimdi “soykırım” kelimesini kullandı?

Türkiye, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, İdlib Harekatlarıyla Suriye’de oluşturulacak bir Kürt devletine engel oldu, PYD sıkıştı kaldı. Böylece Amerika Ortadoğu’da arzu ettiği harita değişikliğini yapamadı. ‘Soykırım’ kabulünden önce 60 uçakla tatbikat yapıp Türkiye’ye gözdağı vermediler mi? Amerika Türkiye’ye “soykırım” demeden önce zaten tavır takınmıştı. “Soykırım” bunun üzerine tuz biber oldu.

'ERMENİLER AMERİKA'NIN UMURUNDA DEĞİL'

Biden'ın “İstanbul” yerine “Konstantinopolis” demesi nasıl açıklanabilir?

Biden’ın metinde ‘Tekrarlanmaması için söylüyorum” demesi aslında bu işi Türklerin yaptığını ve bugün de “tekrar suç işlememesi” diyerek daha ağır şekilde suçlaması anlamına geliyor. Konstantinopolis sözüyle Yunanistan’a jest yaptı ve “sizin yanınızdayız” demek istedi.

Aslında Ermeniler Amerika’nın umurunda değil. “Soykırım” ifadesi sadece kendi politikasını hakim kılmak için kullandığı bir unsur. Karabağ Savaşı’nda Amerika’nın sesi bile çıkmadı.

Türkiye bundan sonra nasıl adımlar atmalı?

Biden, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. Maddesi’nin birinci fıkrasına aykırı hareket etmiştir. “Soykırım” konusunda bir mahkeme hükmü yok. Bu durumda ABD Başkanı hukuksuzluk yapmış oluyor. Uluslararası nitelikte ‘nefret suçu’ diye bir kanun var; önyargıyla bir toplumun aşağılanması ve suçlanması nefret suçuna giriyor. Biden, bir mahkeme kararı olmaksızın atalarımı soykırımla suçluyor.

Biden’ın yaptığı tam bir nefret suçudur, ABD Başkanı da olsa mahkemede hesap vermek zorundadır. Türkiye’nin Biden’ı mahkemeye vermesi gerekiyor. Amerikalıların Kızılderililere uyguladıklarını, İkinci Dünya Savaşı’nda Pasifik’te Japonların katledilmesini, Fransa’nın Ruanda katliamını ‘soykırım olarak tanıyoruz’ dememiz ve tarih kitaplarına koymamız lazım.

15 yıl başkanlığını yaptığınız Türk Tarih Kurumu'nun tepkisini nasıl buldunuz?

Ben Türk Tarih Kurumu’ndayken kurduğum bir Ermeni masası ve orada çok sayıda genç vardı, hepsini dağıttılar. Verdikleri tepkiyi yeterli görmüyorum. Çıkıp çatır çatır televizyonlarda konuşmaları gerekir.

Kaynak: Özel Haber

Sıradaki Haber Yükleniyor