Erkan Can: Dizilerde amatör ruh kalmadı

Haber Global Kültür Sanat haberleri
Erkan Can: Dizilerde amatör ruh kalmadı

Haber Global ekranlarında yayınlanan Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının bu haftaki konukları usta oyuncular Erkan Can ve Cem Davran oldu. Programda samimi açıklamalarda bulunan Can, dizilerde 1980'li yıllardan sonra amatör ruhun kaybolduğunu söyledi.

Haber Global ekranlarında yayınlanan Candaş Tolga Işık'la Az Önce Konuştum programının bu haftaki konukları usta oyuncular Erkan Can ve Cem Davran oldu.

Programdan önce çıkan başlıklar şu şekilde:

Cem Davran: Son 15 yıldır Kulis'te beraberiz. Erkan Can'la Alevli günler oyunumuz var. 13 yıldır devam ediyor. Tartuffe oyununda ilk kez iki ana karakteri Erkan tek başına canlandırdı. Bu oyunu eleştiren de oldu. Yeni yazıldığını sanan da olur. Tiyatro, hayatın aynasıdır.

"TOPLUMUN ESTETİK BEĞENİ DÜZEYİ BAMBAŞKA BİR YERE GİTTİ"

Benim için Ruhsar daha önemli. Onunla bir nesil büyüdü. O bir dönemdi. Çocuklar onlarla büyüdü. Bir de dört beş nesil izlediği için. Üniversiteye gidiyorsun, herkes bir anda şarkısını söylüyor. Ruhsar'da televizyonda kült bir iş oldu. Bu tonlarda bir dizi artık hiç çekemezsin. Komşuluk var, mahalle var, öbüründe anne oğlu evlendirmek istiyor. Yıllar sonra benim oğlum bununla ilgili bir araştırma yaptı. Bununla ilgili öğrenciler tez hazırlamışlar. Öbür dünya var çünkü. Şimdi böyle bir işi birçok sebepten yapamayız. Kanka kelimesi ilk kez Ruhsar'da duyuldu. Yılan Müfit yani Hakan Gerçek ile benim aramda. Bir de Ruşen Amca'nın oğlu Sedat vardı. O da kült oldu. Aileden gösterilen başarılı çocuk figürü vardır. Bugün Kahpe Bizans da çekilemez. O dönemlerde çektiğimiz birçok şey bugün yapılamaz. Çünkü birincisi toplumun estetik beğeni düzeyi bambaşka bir yere gitti. İyi bir yere gitmedi. Onun üzerinden bir ticaret oluştu ve o geri dönemez. Bir de Türkiye o günlerin Türkiye'si değil artık. Bu yaşamsal bir şey. Toplum değişti ve artık bambaşka bir kanaldan ve dalga boyundan gidiyor. Şimdi İkinci Bahar yapılamaz. Nostalji biraz zehirdir ama bizdeki karşılığı biraz özleme dönüştü. Eskiden komşuluk vardı.

Artık Alevli Günler'i seyredemeyeceksiniz. Ancak onun profesyonel bir kaydı var. Onu bir yerde değerlendirmeyi düşünebiliriz. Her oyuncunun 50 yılda bir başına gelen oyunlar vardır. Biz anlamadık. Herkes birden fazla bilet alıyordu Alevli Günler oyununa. Erkan'la aynı yerde büyüdük. Asıl aile gibi olmamızı sağlayan şey ise Alevli Günler oyunudur. Evden çok turnede birlikte otel odalarındaydık. Oyun 12- 13 yıl oynadı ve galiba Türkiye'de gitmediğimiz yer yok galiba. Erkan Can bizim kabile reisimizdir resmen. O yolunu dengesini bozmaz.

"SEVDA DEMİREL'İN HANDE ATAİZİ'NE TOKAT ATTIĞI PROGRAM CANLI DEĞİLDİ"

Hande Ataizi ile yaptığımız İki Kere Kiki programını ben yazdım. Bunun adı yanlış yazıldı o yüzden öyle kaldı. Aslında İki Kere İki idi. O zamanlar ben şov yapıyordum. Şov karakterlerinin kıyafeti vardı. Sevda Demirel'in olduğu program canlı değildi. Ama o zamanlar magazin kameraları program kayıtlarına girebiliyordu. Yapımcı görüntüler daha sonradan verilecek dendi ve kanal yayınlandı bunu. Herkesin gözü önünde olduğu için verildi bu da. Talihsiz bir olaydı bu da. Sevda Demirel kalktı gitti. Başka konuk aldık. Hande Ataizi toparlandı sonra programa geri döndü. O zamanlar herkes şoka girmişti. Programdan çıktıktan sonra "Ben ne yapıyorum, ben tiyatrocuyum" demiştim. O da aslında teatral bir işti. Bir şov programıydı. Sonrasında çok da güzel bölümler çektik.

Sünnetçi Kemal Özkan konuktu. Her konuğa şakalar düşünürdük. Ben sünnet kıyafetiyle geldim. Hesapta beni sünnet edecek. Bir tüp ayarladım. Bir basıyordum kan fışkırıyordu. Şimdi böyle şeyler çekilebilir mi? 

"TİYATRO İLE İLGİLİ BİR DUYURUNUN INSTAGRAM'DAKİ KARŞILIĞI ÇOK DÜŞÜK"

Ben sosyal medya ile ilgili genel bir değerlendirme yaptım. Ben Twittercıyım. Öbür taraf daha başka. Gelişmeleri takip ederim. Geçen oturdum. Youtube videoları izledim. NFT nedir diye. NFT dijital tapu gibi bir şey. Dijital hak sahipliği bir şey. İnceler ve sonra ufak ufak içine girmeye başlarım. Sosyal medyada daha da çok olacağım. Bir ürün var ve onun kitlesiyle en doğru nerede buluşursun bunu bir mantığı yok. Tiyatroyla ilgili duyurunun Twitter'daki karşılığı yüzde 60 ise Instagram'da yüzde 10. Tiktok'ta hesabım var ama girmedim. Twitter benlik bir alan. 

Bizi Erkan'la bir araya getiren hep tiyatrodur. Diziden kazandığın para da aslında tiyatro sayesindedir. Ben pandemi döneminde kurdum tiyatroyu. 

"NEYİM VARSA TİYATROYA BORÇLUYUMDUR"

Yakınımdaki insanlarla çok konuştum tiyatro kurarken. Şu anda yeni bir oyun çıkarıyoruz. İstanbul'un en güzel salonlarında oynayacağız. Belirli bir bütçeler içinde dönüyorsun ama ben bütün hayatımı tiyatroya borçluyum. Kutsiyeti de sevmem. Aslında tiyatronun kapısı herkese açıktır. Benim babam da tiyatroda aksesuar şefiydi. Benim neyim varsa tiyatroya borçluyumdur. Pandemi bütün dünyada bir noktaya geldikten sonra yurt dışında oynayacağız. Erkan Can için tarihi bir projem var. Deli gibi çalışıyorum ben bunları. Sonuç olarak hiç delilik falan değil. Allah'a şükürler olsun bugüne kadar beni hem maddi hem de manevi olarak doyurdu. 

Tiyatro seyircisi koronavirüsten sonra daha da bilinçli geliyor. Tiyatro seyircisi başka bir şeye benzemez. Salonda herkes maskeli şekilde yan yana oturdu. Hiç problem olmadı. Kimse onlar ben onları gördüğümde çocuk gibi heyecanlanıyorum ve şükran borçluyum onlara. Bir de tiyatrolara destek olma güdüleri var. Tiyatro söz konusu olunca bana  bir şeyler oluyor.

Ispanak yevmiye anlamında kullanılır. "Ne zaman yatacak ıspanaklar?" deriz. Erkan ağabeyle bir oyunda oynuyoruz. Kadın karakteri canlandırıyor. Bir çıktım kapı açıldı. Etek giymiş. Normalde pantolon giyiyordu. Kafasına peruk takıyordu. Bir keresinde de uyuyakalmıştı. İçi geçer. 

Yeni salon var, diyorlar. Biz geliriz, diyoruz. bir yer var gittik. İnşaat bitmemiş. Her yer açık. Salonda oturacak bir şeyler koymuşlar. Dolu salon. Organizatörü çağırdık, dedik, oynanmaz burada. Rüzgar esiyor her yerden. Öleceğiz. Henüz inşaat halinde. Sadece kaba inşaat bitmiş yani. Hayatımda ilk defa iki buçuk saatlik oyunu 45 dakikada oynadık. Bütün oyunu anlayacakları şekilde ana oyunu oynadık. Bir yandan da acı çektik ama. Bir taraftan seyirci de donuyor. Hafiften içten içe utanarak ama çaresizlikten oynadık yapabilecek bir şey de yok. 

"DİZİLERDE ESKİSİ GİBİ AMATÖR BİR RUH KALMADI"

Erkan Can: Yüzde yirmimizi görebiliyorsunuz. Yüzde yüzümüz infilak eder. Herkes kulisine girer kendi odasında takılır. Sonra bir anda birisi bir çıkar sonra ortada büyük salonda herkes toplanır ve bir muhabbet başlar. Ta ki birisi uyarana kadar. "On beş dakikamız kaldı." der. Birisi fark eder. Ben "Fazla tıraş cildi bozar." derim. Gemide kült oldu. Geleceğe kaldı. Mahallenin Muhtarları benim en büyük antrenmanım. Benim için o da çok güzel. Bir baba anne için "Hangi çocuğunu seviyorsun?" sorusunun cevabı yoktur. Benim için de öyle. Tüm repliklerim senaryoda yazıyor. Gemide filmini yazmak seneler sürdü. Hiçbir replik boş değildir. Hiçbirisi boş değildir. Senaryosu çok iyidir. Film kült oldu. Dizilerde eskisi gibi bir kafa kalmadı. O amatör ruh kalmadı. Aynı futbolda olduğu gibi amatör ruh 80'den sonra bitti. Diziler de böyle. İnsanlar şimdi eski dizileri yapsalar para kazanamayız diye düşünüyorlar. Ekipmanlar değişiyor. Rejiler değişiyor. Biz eskiden klasik kamera geniş plan, yürü. Mahalle kültürü de kalmadı artık. Cem'le nasıl tanıştık, bilmiyorum. Bir şekilde tanıyoruz birbirimizi. Sosyal medyayı öğrenmeye çalışıyorum. Ben eski bir adamım. Bir kere buna kafayı takarsam sonra işimi gücümü bırakırım. İşim gücüm var benim. Mesela turneye gideceğiz. Ekip toplanacak. Kimseden haber çıkmıyor. Ben ses kaydı yapıyorum, "Arkadaşlar durağa yönelik çalışalım." O zaman herkes düşer. Ben yolumdan ayrılmam aynı yoldan giderim. Bizim arkadaşlarımız var. Bunu yapan birisi var. Bunun ne kadar önemli olduğunu da biliyorum. Ya da Cem'e söylüyorum. Şunu yap diyorum. Twitter'da da söylüyorum birilerine yazıyor. Bu aralar hiç Twitter'a girmiyorum. 

"SEYİRCİLERDE HOŞGÖRÜ AZALDI"

90'lardaki seyirci birçok şeyi tolere ediyordu. Hoşgörüsü azaldı. Neden azaldığını anlatmaya program yetmez. Git gide okuma azaldı. Bu da birinci neden. Gayet de yeterli bir cevap sanırım. 

Orhan Elçin babayla oynuyorum. Askerden geldim. Sahneye girdim. Bir iki replik ben "trak" tabii ama beni oynattı. Sonra ezberledim her şeyi. Ben Orhan Elçi baba var ya diye çok rahat etmiştim. Orada çok "trak"lar yemiştik. 

"DEVAMSIZLIK YÜZÜNDEN LİSEYİ BİTİREMEDİM, HAYLAZDIM BİRAZ"

Liseyi bitirmedim. Sanat okulu ikinci sınıf metal bölümü. Boykotlar yüzünden devamsızlıktan kaldık. Liseyi bitirmeden konservatuvar sınavlarına girilmiyor sanıyorduk. Sonra araştırdık. 27 yaşımda askerden geldim. Ortaokul mezunlarını alıyorlardı. 1985'e kadar çocuk tiyatrosu yaptım. Bir sürü karma işler yaptık. Ortaokul da 7 senede bitti. Haylazdım biraz. Babam da öğretmendi. Makine dairesine yazdırmıştım kendimi. Yağcı olacaktık. Hazırladık bir şekilde gideceğiz.

"YILDIZ KENTER HOCALARIN HOCASIYDI"

Yetenek sınavına girdim. Aklımda bir sürü tirat vardı. Çalışıyoruz, ediyoruz. Bursa Devlet Tiyatrosu'nun oyunlarında çok oynamıştım yıllarca. Gittim sınava dediler ki, "Senin yaşın 27", olmaz. Yıkıldım. Sonra okudum. Üstün yetenek sınavına girersen sınıf atlıyorsun. O sınava gireceğim. Bursa'ya döndüm. Gittik. Hemen hazırlandık. Geldik sınava, oynadım hazırlıklarımı. Jüride Mehmet Birkiye, Yıldız Kenter, Müjdat Gezen var. Yıldız hocayı tanıyorum. Benim işim tiyatro. Oynadım. Yıldız Kenter, "Sen ne yapacaksın?" dedi. "Burası olursa devam ederim" dedi. Olmazsa gemiye gideceğim dedi. Sonra baktım ki üçüncü sınıftan aldı beni. Ben de dedim ki, "Müsaade ederseniz ben birden başlamak istiyorum" dedim. Yıldız Kenter hocaların hocasıydı. Bir devir kapandı. Bir sürü hocamız gitti. Yıldız hocanın bir ayağı İngiltere'ydi. Annesi İngiliz. Ama onlar burada olmayı, burada eğitim vermeyi tercih ettiler. Öce tuvalete giderdi okula girince. "Medeniyet tuvaletlerden başlar" diye girdi. Bir saat o gün bütün öğrenciler bitti ama kırmadan dökmeden. O bize hayat verdiği hayat dersini bir kere söyledi hepimizin kafasına nakşetti bu. Yıldız hoca bir devir kapattı. Bir daha öyle bir insan gelmesi çok zor. 

Zafer Algöz ile Bursa Devlet Tiyatrosu'nun kursundan tanışıyoruz. Hep benim kulaklarımı çınlatır. 

Asker arkadaşlarımla her Nisan ayının son haftası bir ilde buluşuruz. Geçen pandemiden önce Adana'da buluşacaktık. Hep aynı yerde buluşmayız. Türkiye'nin her yerinde askerlik arkadaşım var. Adana çıkmıştı oylamada geçen sene. Merkez Ankara oluyor. Malatya'da, Ankara'da, Konya'da, Zonguldak'ta yaptık. Mesafe önemli değildir. 

Kovboy çizmesi merakım vardır. Evet, var. Kovboy filmleriyle bu merakım başladı. sonra Devlet Tiyatrosu'nda Tayfun Orhon diye bir ağabeyim vardır benim. Tayfun ağabey Amerika'ya gitti, orada çalıştı. Tiyatroya geldiğinde hep çizme giyerdi. Orada gözümüze takıldı. Mahallede Korsikalı Zeki diye bir ağabeyimiz vardı. O giyerdi. Yeni Zelendalı İngiliz bir sevgilisi vardı. Her yaz Kaş'a götürürdü onu. Bize Kaş'ı anlatırdı. Şu anda Korsikalı Zeki Yeni Zelenda'da. O giyerdi. Severdim çizmeyi. Çocukken çok hoşuma giderdi körüklü çizmeler. 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Haber Global

Haber Global Haber Global canlı izle Az Önce Konuştum candaş tolga ışık Candaş Tolga Işık haberleri haber global canlı yayın Cem Davran Erkan Can