Marilyn Monroe: Önce sinemanın istediği kadın oldu, sonra kendi istediği

Marilyn Monroe: Önce sinemanın istediği kadın oldu, sonra kendi istediği
Marilyn Monroe üzerine yapışan 'aptal sarışın' rolünden kurtulmak için ciddi çaba harcadı. Fotoğraf: Wikipedia

Marilyn Monroe ölümünün 60. yılında hayatını anlatan bir belgesel ile yeniden gündemde. Sinema literatürüne 'aptal sarışın' rolünü işleyen Monroe 36 yaşında hayatını kaybederken, artık kafasındaki filmleri çekebilecek bir konuma gelmişti.

Hollywood sineması dünyanın bütün film endüstrilerini etkiledi. Filmlerin hayata olan bakışımızı da bir yönüyle şekillendirdiğini düşünürsek Hollywood’un insanları etkileme gücü inanılmaz. Örneğin dünyayı uzaylılar basarsa önce New York’u işgal edeceklerini artık kanıksamış durumdayız. Veya bir filmde sarışın ve güzel bir kadın varsa ona biçilen rolü az çok tahmin edebiliyoruz. İşte sinemadaki bu aptal sarışın furyası (klişesi) Marilyn Monroe ile başladı.

Türkiye’de de 50’li yıllarda hatırı sayılır bir hayran kitlesi olan Monroe’nun ilk gişe filmlerinden biri ‘Erkekler Sarışın Sever’di. (Gentelman Prefer Blondes) Buradaki bir replik Monroe’nun daha sonra ‘aptal sarışın’ imajından kurtulmak için neler yaptığını anlatıyor sanki: “Önemli bir durum olduğunda akıllı olabilirim. Fakat pek çok erkek bundan hoşlanmıyor.”

YÜZDE 5 KADIN

Kariyerinin ilk başlarında pek çok aktris gibi stüdyo ve oyuncu partnerleri üzerinde kontrol hakkı yoktu. Northwestern Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre 1950’lerin ortalarında Hollywood’da yapımcı, yönetmen ve yazarların sadece yüzde 5’i kadınlardan oluşuyordu.

1953 yılındaki ‘Bir Milyoner ile Nasıl Evlenilir?’ (How to Marry a Millionaire?) isimli filmde yine bir ‘aptal sarışını’ canlandırdı. Film bugünün parası ile yapımcılara 150 milyon dolar kazandırdı. Monroe ve ‘aptal sarışın’ artık sinemada bir klişe haline dönüşmek üzereydi. Art arda aynı roller teklif ediliyor, Monroe ise oyuncu kimliğini ön plana çıkaramadığını düşünüyordu.

Benzer bir rol teklif edildiğinde kabul etmedi, ayrıca filmdeki partneri Frank Sinatra’ya haftada 5 bin dolar kendisine ise bin 500 dolar önerildiğini öğrenince sinir küplerine bindi. Dönemin aktrislerinden Mir Sorvino, “İnsanların sinemaya gitmesinin asıl sebebi oydu. Ona daha iyi bir maaş önerilmemiş olması delice” demekte. Sinatra ile çekecekleri film projesi hiç hayata geçmedi ancak stüdyo bir sonraki proje için Monroe’nun maaşına peşinen zam yaptı.

Marilyn Monroe 1954 yılında Kore Savaşı sırasında Amerikan askerlerine moral vermek için bölgeye gitti. Orada bulunduğu sırada Türk askerleri ile de tanıştı. Fotoğraf: Wikipedia

EFSANE POZ 

1954’e gelindiğinde ünlü film yıldızı onu efsanelere taşıyacak ve ikonik pozunu vereceği ‘Yaz Bekarı’ (The Seven Year Itch) filminde rol aldı. Bu filmden sonra Los Angeles’tan taşındı ve Hollywood’u terk etti.

Artık endüstri kuralları yerine kendi kurallarını dayatacak kadar güçlenmişti. Öte yakaya geçerken New York’ta kendi yapım şirketini kurdu. Marilyn Monroe Yapımcılık ismini verdiği şirketini kurduktan sonra New York’ta oyunculuğunu ilerletmek için dersler de aldı.

Monroe'nun Yaz Bekarı filminde eteklerinin uçuştuğu sahne sinema tarihine geçti. Fotoğraf: Wikipedia 

Kısa bir süre sonra Fox stüdyoları Monroe’nun maaşına yine bir zam teklif ederek ona filmlerini kendi stüdyoları bünyesinde çekmeyi önerdi. Stüdyo, Monroe’nun hiçbir işine karışmamaya söz vermişti. Marilyn Monroe hakkında yarın CNN tarafından Reframed: Marilyn Monroe adında bir belgesel yayımlanacak. Belgeselin yapımcılarından Sam Starbuck, “Değerini biliyordu, Hollywood’un erkek egemen stüdyo patronları tarafından domine edilmeye izin vermedi. Statükoyu zorladı ve kazandı” demekte.

DRAMA AĞIRLIK VERDİ

Monroe kendi film şirketi ile bir iş yapmadan hemen önce ‘Otobüs Durağı’ (Bus Stop) filmini çekti. Cherie isimli başarısız bir müzisyeni oynuyordu. Filmde klasik sarışın halinden eser yoktu. Karakterinin solgun yüzünü iyi oynayabilmek için kendini en kötü gösterebilecek makyajlardan birini yapmıştı.

Monroe’nun filmleri üzerine çalışan Wesleyan Üniversitesi’nden Jeanine Basinger, “Bu filmde farklı bir kalite vardı. Daha gerçekçi ve daha az teşhirciydi” demekte.

Monroe daha sonra kendi stüdyosundan çıkan ilk filmi ‘Prens ve Şov Kızı’na (The Prince and the Showgirl) imza attı. Bu filmde Avrupalı bir prense aşık olan Elsie isimli karakteri oynadı. Marilyn Monroe 1962 yılında aşırı doz uyuşturucudan 36 yaşında hayatını kaybetti.

Sinema sektörüne önce onların istediğini veren Monroe, kariyerini noktalarken kendi kurallarını sektöre dayatabilecek bir hale gelmişti.

*Yukarıdaki derlemede yer alan bilgilerin büyük bir bölümü CNN’de Janelle Davis imzası ile yer alan ‘How Marilyn took the male-led film industry and flipped it on its head’ isimli makaleden alınmıştır.

 

Kaynak: Web Özel

ÖZEL HABERLER Magazin Haberleri