İsrail 'yeşil rozet' sistemine geçiyor: Aşı olmayan giremez!

Merthan Sümbelli
Merthan Sümbelli

İsrail nüfusunun yüzde sekseninden fazlasını aşıladı. Normalleşme adımlarını atan ülkede aşı olmayanlar kapalı mekanlara alınmayacak. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bilim insanları yorumluyor...

20.02.2021 09:24 | Son Güncelleme : 20.02.2021 16:52

18 Şubat tarihi itibarıyla nüfusunun yüzde 81'ini aşılayan İsrail dünyada normalleşmeye ülke çapında geçen ilk devlet olacak. İsrail'de aşılama, aşılama sonrası salgının seyri anlamındaki örnekler dünya için de emsal teşkil ediyor. Pfizer-Biontech aşısı kullanan İsrail'de iki hafta sonra restoranlar, etkinlik merkezleri ve konferans salonları açılacak. 

Aşılanmış veya virüsü yenmiş kişiler 'yeşil rozet' sistemi ile QR kod okutarak söz konusu mekanlara giriş yapabilecek. 

Başbakan Netanyahu’nun kabinesi bu hafta alışveriş merkezleri ve müze gibi toplu alanların açılmasını kararını verdi. Açılma esnasında sosyal mesafe ve maske takma zorunluluğu da elbette gözardı edilmeyecek. Oylamayla birlikte spor salonu, kültürel ve sportif aktiviteler, yüzme havuzları, oteller hepsi olmaması kaydıyla açılacak.

'AŞI AHLAKİ BİR GÖREVDİR'

Hal böyleyken, bazı vatandaşlar sosyal aktivitelerin gerçekleştirildiği bu salonlara giriş yapamayacaklar. Bu da İsrail’i ayrımcılık ve özgürlük gibi etik sorularla karşı karşıya bırakıyor. İsrail Sağlık Bakanı Yuli Edelstein, bu çerçevede “Aşı olmak ahlaki bir görevdir. Bu karşılıklı bir görevdir. Aşılanmayan herkes toplumun gerisinde kalacak.” açıklamasında bulundu.

Başbakan Benjamin Netanyahu aşı kargosunun başında poz verdi. Fotoğraf: Reuters

YEREL YÖNETİMLERDEN ARDI ARDINA HAMLELER

Bu süreçte en büyük hamle yerel girişimler tarafından geldi. İsrail merkez hükümeti yeni bir dalga başlamadan ulusal kapanmadan çıkmak için zorlandı. Tel-Aviv’de işçi sınıfının yoğunlukta olduğu bir bölgede bulunan alışveriş merkezi, aşı olduklarını kanıtlayan müşterileri için kapılarını açtıklarını duyurdu.

İsrail’in kuzeyinde bulunan Karmiel şehrinin belediye başkanı da çarpıcı bir adım attı. Şehirde bulunan işverenlerin, çalışanların aşılandıklarını kanıtladıkları takdirde, belediye ile ilgili işlerini halledileceği duyuruldu.

AŞI OLMAYANLAR TOPLUM TARAFINDAN DIŞLANIYOR MU?

Bazı şehirlerde aşılanmayan öğretmenler sınıflardan uzaklaştırıldı. Bazı otel sahipleri de bünyesinde çalıştırdıkları işçiler arasında aşı olmayanları işten çıkarmakla tehdit etti. Hayfa Üniversitesi’nden Dr. Maya Peled Raz, daha büyük amaçlar için kişisel özgürlüklerin belirli düzeyde sınırlanabileceğini savundu. Ancak yine de insanların aşılanma konusunda zorlanamayacağını ifade eden Raz, işverenlerin aşılanan kişileri çalıştırmayı tercih edebileceğini belirtti.

Burada bir denge oluşturulması gerektiğinin altını çizen Dr. Raz, “Bu uygulamalar bireysel hak ve özgürlüklere tamamen olmasa da belirli düzeyde zarar verebilir. Burada bir denge oluşturulmalı. Eğer bu denge oluşturulsa amacımıza daha kolay ulaşılır. Restoran ve konferans salonları gibi yerlerin açılmasını örnek gösteren Raz, sözlerine şöyle devam etti: Eğer aşı olmazsanız giriş yapamazsınız. Aşı olmadığınız takdirde başkalarının hayatını riske atmanıza izin veremeyiz.

İsrail'de aşırı ortodoks cemaati hükümeti katı koronavirüs önlemleri almakla eleştiriyor. Fotoğraf: Reuters

'AŞIYA ULAŞAMAYANLAR NE YAPACAK?'

Haberglobal.com.tr’ye konuşan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal, vatandaşların bir yere girmesinin kısıtlanmasının ve aşı pasaportu gibi uygulamaların getirilmesine karşı. Bunun uygulanabilir olmadığını düşünen Soysal, “Gelişmiş ülkelerde bile aşılama oranları çok üst seviyelere ulaşamamışken böyle uygulama çok uygulanabilir gelmiyor.” diyor.

İsrail örneği dışında bu tarz uygulamaların geçerliliğini piyasada yeterli seviyede aşı olmasına bağlayan Soysal, “Şu anda piyasada aşı yok ve aşı olmak isteyenler de aşı olamıyor. Bu neredeyse bütün dünyanın sorunu. Aşının olmadığı ve aşı olmayı arzu eden insanların aşıya ulaşamadığı bir ortamda böyle bir şey uygulanamaz.” açıklamasında bulunuyor.

NÜFUSUN YARISI AŞILANDI… PEKİ FİLİSTİNLİLER?

9 milyonluk İsrail nüfusunun yarısından fazlası aşılandı. Hatta 2,6 milyondan fazlası da aşının ikinci dozunu aldı. Ülkede günlük vaka sayısı da 4 bin civarında seyrediyor. Durum böyleyken işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin bir doz bile aşı olamaması çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Bu durum eşitsizlik bir yana, İsrail vatandaşlarının da sağlık konusunda risk altında olmalarına yol açıyor.

İSRAİL SAĞLIK BAKANI: AŞI ZORUNLU OLMAYACAK

İsrail'de aşılama zorunlu değil ancak bakanlık, halka temas halinde çalışanların iki günde bir test yaptırmalarını zorunlu kılacak bir yasa tasarısı sunmayı planlanıyor. 

AŞI OLANA BEDAVA PİZZA

Yerel otoriteler ve gönüllüler vatandaşlara pizza ve çeşitli tatlılar ısmarlayarak aşı olmaları için ikna etmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda Ultra-Orthodox şehri olan Bnei Brak’ta, Yahudilerin tatil günü olan şabat gününde bir tür güveç olan gelenek bir yemek yapılıyor. Yine de vatandaşları ikna etmek kolay olmuyor.

İsrail'in Yaffa kentinde vatandaşları aşı olmaya teşvik etmek için aşılama merkezinde künefe ikramı yapılıyor. Fotoğraf: Reuters

“TİYATROYA GİTMEDEN DE HAYATTA KALABİLİRİM”

Kudüs’te yaşayan 34 yaşındaki turizmci Ofek Hacohen, sağlıklı bir vücuda ve doğal bir yaklaşıma inandığını belirtiyor. Koronavirüsü grip ile bağdaştıran Hacohen, virüsün abartıldığını düşünüyor. Ayrıca aşıya da inanmadığını söyleyen turizmci “Kısıtlansam da aşı olmayacağım. Aşı karşıtı gösterilere kesinlikle katılacağım. Futbol maçlarına, restoranlara ya da tiyatroya gitmeden de hayatta kalabilirim.” diyor.

Ek kaynaklar: The New York Times, Reuters

Kaynak: Özel Haber

Sıradaki Haber Yükleniyor