Bahçeli'den 50+1 tartışmasıyla ilgili flaş açıklama

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşma yaptı. Bahçeli, siyasetteki 50+1 tartışması, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, hükümetin para politikası ve erken seçim iddialarına ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. MHP lideri, siyasetteki 50+1 tartışması, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, hükümetin para politikası ve erken seçim iddialarına ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu. 

Bahçeli'nin açıklamaları:

"Türkiye üzerindeki stratejik oyunların farkındayız. Mevzubahis Türk Milleti olursa ilerleme azmimizin sınırı olamaz. Bu yüzden MHP yekvücuttur. MHP, milliyetçiliğin derinlerden günümüze kadar gelen ve geleceğe uzanan milliyetçilik fikriyatının son siyasi teşkilatıdır.  Milliyetçilik millet olma halinin şuurla kavranmasıdır. Bir millete mensup olmak başkadır, bu mensubiyetin devamını yüreklice savunmak başka bir anlam ifade eder. Demokratik milli devletlerde, ortalama bir politik uzlaşma arayışının temeli, insanın nasıl yaşayacağız ailesini nasıl geçindireceği, hangi hakları talep edeceği ve bunları kendisine kimin, nasıl ulaştıracağı gibi çağdaş beklentilerdir. MHP içinde milletin olmadığı, insanımızın refahının ve selametinin gözetilmediği hiçbir hedefi asla kabul etmeyecektir. Kim Türk Milleti'nin hasmı ise, bizim de sonuna kadar hasmımızdır. 

Bizim tarafımız millettir, demokrasidir. MHP'yi her zaman doğru anlayan, Cumhur İttifakı'nı doğru anlatan, sahip çıkan, bundan sonra da çıkacak Türkiye sevdalıları hep varolacaktır. 

"ATANAMAYAN ÖĞRETMEN SORUNUNA NEŞTER VURULMALI"

Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutlayacağız. Onların müstesna yerlerini konuşacağız. Sorunlarını samimiyetle ele almak, beklentilerini sırasıyla karşılamak, sosyal, ekonomik ve mesleki taleplerini yerine getirmek durumundayız. Atanamayan öğretmen sorununa neşter vurulmalı, bu konu artık kapanmalıdır. 

KILIÇDAROĞLU'NUN "BARIŞ TEŞKİLATI" SÖZLERİ

Kılıçdaroğlu geçen hafta bir Yunan gazetesine demeç vermiş yine çuvallamıştır. Demiş ki, iktidara geldiğimizde Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nı kuracağız, neden savaşıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, savaş nerededir, savaşan kimdir? Türkiye düşmanlarıyla kucaklaşmak maksadıyla helalleşme sayfası açan Kılıçdaroğlu'nun dilinin altındaki bakla nedir? Yunanistan'ın artan tahriklerine tepki göstermeyen CHP Genel Başkanı, bir kez daha yanlışa gömülmüş, gayri milli siyasetini deşifre etmiştir. Bu partinin bir grup başkanvekili, HDP'nin PKK ile ilişkisi olduğunu görmedim diyecek kadar milli gerçeklerden kopmuştur. Görüyor ama itiraf edemiyorsun. PKK ile HDP'nin kanlı madalyonun iki yüzü olduğunu cümle alem gördü de bir tek siz mi görmediniz?

50+1 AÇIKLAMASI

Siz başörtülü bakanı konuşmaktan önce ikna odalarında eziyet ettiğiniz gencecik kızlarımızın hesabını verin de görelim. Genel başkanlar düzeyinde asık ve mutsuz yüz hatları ile kamuoyuna çıkmışlardır. İP'in başkanı Türkiye'nin farklı farklı mahallelerine bölündüğünü söylüyor. Bu dil bölücüdür, zararlıdır. İP başkanı yüzde 50+1'in şahsıma sorulmasını istemiş. Ekranlarda hala 50+1 tartışması devam etmektedir. Bilen de bilmeyen de atıp tutmaktadır. Şimdi beni iyi dinlesinler. Cumhurbaşkanının iki turlu seçimle, halk tarafından, salt çoğunlukla yani 50+1 seçilme kuralı 21 Ekim 2007 tarihli anayasa değişikliği ile getirilmiştir. 16 Nisan 2017 tarihli halk oylaması ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçilmiş, seçim usulü değiştirilmemiştir. Dünyada cumhurbaşkanı veya devlet başkanını halkın seçtiği 99 ülkede 50+1 alan adayın seçilmesi anayasal norm olarak kabul edilmiştir. 103 ülkede halk seçerken bunlardan 99'unda salt çoğunluk uygulanmaktadır. Halk tarafından seçilmesinde uygulanan ikinci usul, yüzde 40+10 sistemidir. Bu sistem sadece Bolivya, Arjantin, Ekvator ve Kosta Rika'da geçerlidir. İlk turda yüzde 40 alıp yakın rakibine yüzde 10 fark atanın seçilmesi esastır. Bu ülkelerde aslında geçerli oyların salt çoğunluğu, kısaca 50+1 şartı aranmakta. Tek turda yüzde 40'la seçilmeyi öngören ülke örneği dünya üzerinde yoktur. Böylesi bir tercih olması halinde yürütmenin demokratik meşruiyet sorunu doğacaktır. Cumhurbaşkanını halkın seçtiği tüm sistemlerde geçerli oyların salt çoğunluğu ile seçilmesi temel kaidedir. Değiştirmeye kalkmak, bu konuyu tartışmaya açmak yönetim sistemine güvensizliği körükleyecektir. Bu masum bir talep değildir. Bize göre Cumhurbaşkanlığı Sistemi lehine en güçlü argümanlardan biri 50+1 oyla iktidara gelmek için partiler arası uzlaşı ve kutuplaşmanın azalmasıdır. 

EKONOMİ POLİTİKASI

Küresel enflasyon hızlı tırmanış halindedir. Mal ve hizmet arzının cevap verememesi durumunda ortaya çıkan talep yönlü enflasyon, diğeri de arz yönlü enflasyondur. Enflasyonla mücadele politikalarının geliştirilmesi, enflasyon kaynağının doğru tespit edilmesi ile yakından ilişkilidir. Kısa vadeli faiz oranını enflasyon oranındaki artış ve azalış kadar artırmak veya azaltmaktır. Enflasyon hedeflemesi özünde talep yönünden yaklaşmakta ve faiz yükselişlerinin toplam talebi azaltacağını öngörmektedir. Yüksek enflasyonu aslında mal piyasası aksaklıklarının ortaya çıkardığı sorun olarak tanımlamak en doğrusudur. Bu da bir ülkenin üretim yapısının sonucudur. Türkiye gibi üretim yapısının temelinde yatan ana sorun ham madde ve girdi ile birlikte makine ve enerjide ithal bağımlılıktır. Esnek kur sisteminde döviz kurunun değeri piyasa şartlarından belirlenmektedir. Yüksek yurt içi enflasyonunun uzun vadede milli paranın değer kaybına yol açması doğal olarak beklenmektedir. Yüksek enflasyon, faiz ve kur açmazı devamlı karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin üretim ve dış ticaret yapısı, enflasyonla mücadeleye sadece talepten değil, arz zaviyesinden de yaklaşmayı gerektirir. Yüksek faiz politikası uygulamak, daha sıkı para politikası sadece ekonomi üzerindeki daraltıcı etkiyi şiddetlendirirken bize göre yangına körükle gitmeyi destekler. Türkiye bir karar vermek ve uygulamak için bir irade ortaya koymak durumuyla karşı karşıyadır. Ya enflasyon artışına faizi artırarak, döngüyü kabul edeceğiz ya da yüksek faiz politikasından kademeli vazgeçerek enflasyonla mücadeleyi yeniden tanımlayarak üretimi esas alan politika anlayışına geçeceğiz. Bize göre başka alternatif kalmamıştır. İkisinin de risk ve maliyetleri vardır. Birincinin maliyeti ödenmesi ve devam etmektedir, ikincisi ise yapısal adımları şart koşmaktadır. Yüksek faiz politikasından kademeli vazgeçmek, üretim ve dış ticarette ithal bağımlılığını yapısal sorun olarak gündeme almayı ve kıran kırana mücadeleyi işaret etmektedir. Ekonomik güvenliğimiz için başka bir yol kalmamıştır. Yalnızca enflasyon ile mücadele değil, ekonominin tümü için öncelikli konu politika uygulamasındaki belirsizliği ortadan kaldırılmasıdır. Para politikası ve Merkez Bankası'nı baz alan, enflasyon ile mücadeleyi yalnızca faize bağlayan politikanın çözümde yetersiz kaldığı deneyimlerimizde sabittir. Kamu maliyesi yaklaşımına da ihtiyaç duyduğumuz gerçektir. Türkiye faiz kamburundan kurtulmalıdır, faiz uzun vadede üretim sistemine büyük hasarlar vermektedir. Bize göre hükümetin ekonomi politikası doğrudur.

MERKEZ BANKASI'NIN BAĞIMSIZLIĞI TARTIŞMASI: "HESABI VEREN SİYASET, KARARI VEREN DE SİYASET OLMALI"

Merkez Bankası'nın bağımsızlığı konusunu tartışmaya açmak, demokrasi ve milli iradenin gereğidir. IMF ve faiz lobisi oyunu ile mesafe alamayacağımız ortadadır. Bağımsız kurumlar milli iradenin üzerinde olamaz. Hesabını veren siyasettir, kararını veren de siyaset olmalıdır. 

"ERKEN SEÇİM FALAN YOKTUR"

Tekraren söylüyorum, erken seçim falan yoktur. Seçim 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır."

Kaynak: Haber Global

Devlet Bahçeli MHP Gündem haberleri