5G çevreyi nasıl etkileyecek?

Daha hızlı bir internet altyapısı için ülkeler 5G'ye geçmeye hazırlanıyor. 5G baz istasyonları 4G'ye göre daha az enerji tüketecek ama çevreye daha zararlı olmasından endişe ediliyor.

Türkiye’de geçen yaz aylarında yaşanan orman yangınlarının acısı hala taze. Dere yataklarına ısrarla ev yapmaya devam ettiğimiz ve buna da izin verildiği için Karadeniz her yaz felaketlere gebe. Bu gelişmeler gösteriyor ki Türkiye iklim değişikliğini iliklerine kadar hisseden ülkelerden biri. Her sonbahar ayında barajlarımızdaki kuraklık bizi düşündürüyor.

Paris İklim Anlaşmasını kabul etmemiz ve ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismini Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapıyor olmamız boşuna değil. Türkiye iklim değişikliği ile daha aktif bir mücadele koyacak fakat yeni riskler de kapıda. Bunlardan biri de 5G!

5G mobil internet teknolojisini hızlandıracak ama daha çok enerji tüketeceği için atmosfere daha çok karbondioksit salınmasına neden olabilir mi? Pandemi ile birlikte evden çalışmanın artmasının da mobil internete olan talebi küresel anlamda artırdığı gözden kaçmamalı.

Yapılan araştırmalara göre; dünyada data trafiği her yıl yüzde 60 oranında artıyor. 2040 yılına kadar bu veri trafiğinin atmosfere salınan karbondioksit yüzde 14’ünü oluşturacağı tahmin ediliyor.

DAHA AZ ENERJİ DAHA ÇOK KULLANIM

Analist Louise Schreiber’a göre; 5G baz noktaları daha az enerji tüketecek ama daha yoğun kullanılacağı için çevreye daha çok olumsuz etkisi olacak. Schreiber bunu akıllı telefon örneği ile açıklıyor: Akıllı telefonunuzun bataryası geçmiş modellere göre daha uzun süre gider ama daha çok kullandığınız için gün içerisinde ikinci kez şarja takabilirsiniz.

Profesör Enrique Dans’a göre, 5G baz istasyonları kullanılmadığında kendilerini uyku moduna alabiliyor. Yani etrafta 5G tüketen biri yoksa istasyon çalışmayacak ve enerji tüketmeyecek.

NASIL DAHA EKONOMİK KULLANILIR?

5G’nin mobil internet hızından dolayı çok fazla talep göreceği aşikar. Bu sebepten baz istasyonlarının enerji kullanımının 2026 yılına kadar yüzde 150-170 oranında artabileceği hesaplanıyor.

Brookings Institute’dan Darrell West’e göre; 5G istasyonlarının enerji kullanım saatleri iyi planlanırsa yüksek dozda enerji tüketmeyebilirler. Örneğin hangi saatlerde pik yaptığına bakılıp enerji planlaması ona göre kurgulanırsa, bu verimli olabilir.

Schreiber mobil datanın yüzde 80’inin video izlemeden kaynaklı oluştuğunu söyleyerek insanların da baz istasyonlarının kullandığı enerji trafiğini artırdığını vurguluyor. Schreiber ayrıca otomatik olarak oynatılan video reklamların da ciddi data trafiğine neden olduğunu ifade ederken, “Otomatik oynatılan reklamlar çevrede ciddi iz bırakıyor, aslında çok verimli değiller” ifadelerini kullandı.

5G olsun olmasın, eninde sonunda bu kadar çok data merkezi açılması iklim değişikliğini olumsuz etkileyecek. Uzmanlara göre kişiler de data tüketirken sorumlu olmalı ve enerji verimliliğini düşünmeli.

BİR E-MAİL KAÇ GRAM KARBONDİOKSİT?

Dünya nüfusunun yüzde 53.6’sı internet kullanıyor. Bu 4.1 milyar insan demek. İnternete girdiğimiz cihazlar ve internet alt yapısının dünyadaki sera gazı miktarının yüzde 3.7’sini oluşturduğu tahmin ediliyor. Bu tüm havayolu endüstrisinin gaz salınım miktarına denk. Yani her bir dünyalı internete girdiği için yılda atmosfere salınan 414 kilogram sera gazından sorumlu.

Tabi tek bir kişinin internet kullanım alışkanlıklarını değiştirmesi, iklim değişikliği için etkili olmaz ama ihtiyacımız olmayan datayı tüketmek de pek yardımcı olmuyor.

Lancaster Üniversitesi’nde karbon ayak izi üzerine çalışan Mike Berners-Lee bir spam mailin atmosfere 4 gram sera gazı gönderdiğini, içinde eklentiler olan bir e-postada ise rakamın 50 grama kadar çıkabildiğini söylüyor. Günlük sıradan iş yeri mail trafiğini olan bir insanın atmosfere gün sonunda 1.6 kilogram sera gazı bıraktığı tahmin ediliyor. Yılda bu rakam 135 kilograma kadar çıkabiliyor. Bu yüzden gereksiz bir mail atmadan önce birkaç kez daha düşünün.

 Kaynaklar: Wall Street Journal, BBC

Sonraki Haber