Pereira'yı bekleyen iki sınav

Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü Vitor Pereira oldu. Portekizli teknik adamın çalışma stilini yakından takip etmiştim. Yönetimle ters düşme adına bildiğini okuyabilen bu renkli Portekizliyi bir iletişim ve transfer sınavı bekliyor. Başarılarıyla mı söyledikleriyle mi konuşulacak göreceğiz...

Son Güncelleme:

Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Vitor Pereira oldu. 2015-2016 sezonunu Samandıra-Kadıköy hattında geçiren Portekizli’yi o dönem her an yakından takip eden biri olarak notlarımı sizinle paylaşacağım. 

Pereira dönemin sportif direktörü Terraneo’yle birlikte 9 Haziran 2015’te İstanbul’a indiğinde onu görüntüleyen sadece ben ve kameraman arkadaşım Kağan Yazıcı olduk. Önceki sene boyunca aldığım Portekizce derslerinin de etkisiyle hocayla muhabbetimiz kısa sürede iyi seviyeye geldi. Her antrenmanda, maçta bizzat takımın takibindeydim. Şimdi Haber Global’de spor müdürlüğü yapıyorum. Yani sahada değilim artık. Ama notlarım hala taze. 

2015’te Fenerbahçe’de Avrupa basınına verdiği bir röportajda Portekizli hoca şunları söylüyordu. “Ben Portekizlilerin çok duygusal olduğunu düşünüyordum. Ancak Türkiye'ye gelince gördüm ki Türkler bizden daha duygusal ve futbola tutkuyla bağlı. Biz Portekiz'de yüzde 50 kafa, yüzde 50 duygularımız ile oynarız. Türkiye'de ise futbol yüzde 80 duygular, yüzde 20 kafa ile oynanıyor” 

Buradan yola çıkarsak bana göre Pereira’nın burada yönetmesi gereken en önemli iki nokta var. 

1- İLETİŞİM: Teknik direktörün açıklanma sürecinde beklentiler çok yükseldiği için oluşan tepkiyi yönetmek, bunu takıma minimum derecede yansıtmak ve sezona mutlaka iyi skorlarla başlamak. 

2-TRANSFERLER: Çok iyi bir golcüye ihtiyacı var. Ayrıca ilk döneminde hatırlıyoruz ki merkezi kapatmayı çok seviyor. Stoper ikilisini netleştirmek istiyor. Buraları çabucak belirlemeli ki kısa zamanda sezon başına hazır olunabilsin. 

Pereira takım kadrosuna göre diziliş belirlemeyi de başarıyor. İlk döneminde 4-2-3-1, 4-4-2, 4-3-3, 3-5-2 denedi. Diğer takımlarında da böyle yaptı. Denedi. Hatta Fenerbahçe’de ikinci sezonu başlarken Monaco turu öncesinde o dönemki başkan Aziz Yıldırım kendisine “Üçlü savunmayı Avrupa’da deneme, ligde deneyeceksen dene” demesine, kendisinin de bunu kabul etmesine rağmen turu üçlü savunmayla tamamladı.

Monaco o turun en güçlü takımıydı. Yani en zor kura çekilmişti. Pereira üçlü savunmayla neredeyse turu geçiyordu. Üçlü oynattığı için mi maçlar bu kadar başabaş geçti yoksa dörtlü oynatsa Fenerbahçe turu geçebilir miydi bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz elbette. Ama anlatmaya çalıştığım şu; bazen yönetimle ters düşmeyi, kovulmayı bile göze alarak sahada bildiğini uygular. 

Topsuz antrenmanı sevmez. Bilimi ikinci planda tutar. Ona göre futbol topla oynanır ve bunun haricindeki çalışmalar gereksizdir. Futbolcular genelde fazla teorik toplantı, çalışma yapmayı sevmezler. O yüzden oyuncular Pereira’nın çalışma sisteminden keyif alırlar. Ama bu sahaya nasıl yansır. Göreceğiz. 

 
 
 
 
 
View this post on Instagram
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

A post shared by Onur Tugrul (@tugrulonur)

Topuk Yaylası kampında bir akşam teknik ekiple karşılıklı maç yapmak için sözleştik. Pereira ve ekibine karşı, basın mensupları. 

Portekizli bu maçı da kazanmak için elinden geleni yaptı. Pas hatası yapan ekibine sık sık kızdı. Kendisini orta sahada pas merkezi yaptı. (Bunu takımda Diego’ya yaptırırdı) Oyunu bir sağa, bir sola yönlendirip bizi fena halde yordu. Antrenmanda da bunu göstermek için takıma “Tak tak tak” diye bağırırdı. Topun hızlı döndürülmesine takıntı derecesinde önem verirdi. Maçı 6-2 kazandılar. Yorgunluktan ayaklarımıza kramplar girdi  Ama çok eğlendiğimizi hatırlıyorum. 

Uzun lafın kısası; Pereira şüphe yok ki çok renkli bir karakter. Tüm sene kendini çok konuşturacak, o kesin. Ama sahadaki başarılarıyla mı yoksa saha dışında yaptıkları, söyledikleriyle mi, bunu zaman gösterecek. 

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber