Yoksulluk, göçler ve çatışmalar derken... | Küresel ısınma kolerayı nasıl tetikliyor?

Koleranın yayılmasını arttıran faktörlere yoksulluk ve çatışmalarla birlikte küresel ısınma da eklendi. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere birçok kuruluş, koleraya neden olan basil virüsünün iklim değişikliğinden ötürü artan sıcaklıklardan etkilendiğini belirtiyor.

Son Güncelleme:

Kolera vakaları uzun süredir düşük seviyelerde seyrediyordu fakat vakalar son dönemde küresel çapta artmaya başladı. Sadece bu yıl 30 ülkede kolera salgını ortaya çıktı. Artışın, kolera aşısı bulunduktan sonra görülen en ciddi kolera salgınının yaşanmasına neden olduğu ifade ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de hastalığın öldürücülüğünün üç kat arttığı yönünde uyarıda bulunuyor. Araştırmacılar ve uzmanlar, zorunlu göçlerin, yoksulluğun ve çatışmaların yanı sıra, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıkların da kolera virüsünün yayılmasında büyük rol oynadığı konusunda hem fikir. İklim değişikliğinden kaynaklanan seller, kuraklıklar ve fırtınalar temiz suya ulaşımı engelliyor. Ayrıca, aşı tedarikinin az olması da son salgınlarda 3 yerine 2 doz aşı uygulanmasına neden oluyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'nün Aşılama Departmanı Başkanı Miriam Alia, koleraya neden olan basil virüsünün yayılmasının ardında sıcaklıkların artmasının ve ekstrem doğa olaylarının yattığını belirtiyor. Kuraklıkların su kaynaklarını azalttığını, bunun da virüsün yayılması riskini yükselttiğini dile getiren Alia, ayrıca sel taşkınlarının da kanalizasyon sistemlerine zarar verdiğine, bunun da bulaşıyı arttırdığına işaret ediyor.

Aila, “Bütün bunlara iklim göçlerinin ve çatışmaların yanı sıra, yerinden edilen insanların kötü hijyen koşullarının olduğu ve sağlık hizmetlerine ulaşımda sorunların bulunduğu mülteci kamplarında yaşadığını eklediğimizde 'müthiş bir fırtına' ile karşı karşıya olduğumuz görülmekte” uyarısını yapıyor.

Malavi'de artan vakalarından ötürü kolera aşısı damlatan genç kız. Fotoğraf: Reuters 

Kolera, insanlığın uzun süredir mücadele ettiği bir hastalık. Kirli su ve yiyeceklerin tüketilmesiyle bulaşan basili virüsü, akut ishale neden oluyor. Mevcut durumda, az gelişmiş ve kötü hijyen sistemine sahip 47 ülkede kolera salgını görülüyor. Hastalık, bulaştıktan sonra birkaç saat içinde ölüme yol açabiliyor. Erken teşhis ve müdahale durumunda öldürücülüğü yüzde 1'e düşen kolera, ancak tedaviye erişemeyen vakalarda yüzde 50 oranında öldürücü olabiliyor.

'AŞI ÜRETİMİ YETERSİZ'

İlk kolera aşısı denemeleri 19. yüzyılda yapıldı. Kolera aşısı da çiçek aşısı gibi ağızdan uygulanabiliyor, ayrıca soğuk zincir dışında 14 gün muhafaza edilebiliyor.

Miriam Alia, mevcut üretimin ne önleyici ihtiyacı ne de aktif pandemi ihtiyacını karşıladığını aktarıyor. Bu sene için planlanan üretimin 36 milyon doz olduğunu kaydeden Alia, "benzeri görülmemiş" salgınların, acil durumlar için daha fazla doz tahsis edilmesini zorunlu kıldığını aktarıyor. Bu nedenle, kolera aşılamasını yöneten Uluslararası Koordinasyon Grubu'nun (ICG), 19 Ekim'de müdahale dozlarını ikiden bire düşürme kararı aldığına, bu durumun da bağışıklık süresini kısalttığına dikkat çekiyor.

EN ÇOK VAKA HAİTİ'DE

Kolera salgınının en yaygın yaşandığı ülke Haiti. Eylül sonunda başlayan salgında vefat sayısı 100'e, vaka sayısı ise 10 bine çıktı. Vakalardaki artış endişe verici boyutlarda.

Son 15 yıldır kolera vakasının görülmediği Suriye'de de eylül ayında salgın başladı. Ülkede vaka sayısı 13 bine, salgından dolayı yaşanan can kaybı ise 60'a yükseldi.

Malavi ise kolaradan dolayı en çok can kaybının görüldüğü ülke; vaka sayısı 10 bin 300'e, vefat sayısı ise 300'e çıktı. Malavi'de ocak ayında meydana gelen Ana fırtınası ve Gombe siklonu büyük taşkınlarla ve binlerce kişinin yerinden olmasıyla sonuçlanmıştı. Ülkede şu an insanların suya erişimi çok sınırlı ve ülkenin hijyen koşulları ise endişe verici.

Lübnan, Kenya, Nijerya ve Bangladeş de kolera salgınının görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor.

DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, geçen ekimde kolera salgınlarına ilişkin uyarıda bulunmuş ve şöyle konuşmuştu:

Salgınların sayısı değil, öldürücülüğü de artıyor. Elimizdeki veriler sınırlı ancak ortalama ölüm oranının bu sene son beş yıla göre 3 kat arttığı görülebiliyor.

Ghebreyesus değerlendirmesinde, “Seller, fırtınalar ve kuraklıklar gibi ekstrem hava olayları içme suyuna ulaşımdaki engelleri arttırıyor ve koleranın yayılması için uygun ortam yaratıyor” ifadelerine yer vermişti.

DSÖ Genel Sekreteri ayrıca, kolera hastalığının yoksulluk ve çatışmalardan beslendiğini ve şimdi de bunlara iklim değişikliğinin eklendiğini vurgulamıştı.

Kaynaklar: El Pais, Dünya Sağlık Örgütü, AA

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber