Nuri Bilge Ceylan: "Film yapmak, mektubu şişenin içine koyup denize atmak gibi"

Viyana'daki Türk Filmleri Haftası'na katılan Nuri Bilge Ceylan, sinemaseverlerle buluştu. Yoğun katılımın olduğu söyleşide Ceylan, film çekmeyi "mektubu şişenin içine koyup denize atmak gibi" diye tanımladı, "Kime ulaşacağını bilemezsiniz," dedi.

Son Güncelleme:

Nuri Bilge Ceylan, Türk Filmleri Haftası kapsamında Avusturya'nın başkenti Viyana'daydı. Son filmi Ahlat Ağacı'nın gösterimi sonrası sinemaseverlerle bir söyleşide bulunan usta yönetmen, hem film yapma sürecini anlattı hem de soruları yanıtladı.

Aldığı ödüllerden dolayı onur duyduğunu ama ödül için film yapmadığını vurgulayan Ceylan, ödüllerin bir sonraki film için kaynak bulmaya yaradığını söyledi. 

Ceylan, tüm filmlerinin zorlu süreçlerine işaret edip "Ben filmlerimde kendimi test ediyorum. Aslında uzun diyalogları seviyorum. Tiyatroyu ve Dostoyevski kitaplarını seviyorum. Onun romanlarında sayfalar dolusu konuşma vardır ve benim okurken en sevdiğim şey bu. Fakat uzun diyalogları sinemada yaptığınızda zorlayıcı olabiliyor. Bunun da bir yolu olması gerektiğine inanıyorum. Bu benim için bir nevi meydan okuma. Bu nedenle deniyorum," dedi.


Ceylan, çekmek istediği filmle ortaya çıkan sonucun örtüşüp örtüşmediğine ilişkin bir soruyaysa şu yanıtı verdi: "Aslında başlarken kafamda çok net bir film olmuyor. Sadece bazı duygu ve düşünceler oluyor. Ben film yaparken, kafamdaki ideal olana ulaşmaya çalışmıyorum. Onun yerine bir arayış içinde oluyorum. Benim için film yapmak, duygular, karakterler arasında bir denge bulmaya çalışmaktır. Montaj yaparken, gerçekçi, ikna edici bir denge oluşturmaya çalışıyorum." 

Filmlerinde doğal seslere, özellikle rüzgâr sesine sıklıkla yer vermesine de değindi Ceylan, "Bunlar yaşama çok fazla mana katıyor. Tüm doğal sesler bana çok fazla şey hissettiriyor. Müzik gibi geliyor kulağıma ve bu yüzden filmlerimde doğal sesleri çok kullanıyor, müziği daha az kullanıyorum. Çünkü müziğin doğal sesleri engellediğini düşünüyorum," dedi.


Nuri Bilge Ceylan, her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ettiğini belirtti ve ekledi: "Film yapmak, mektubu şişenin içine koyup, denize atmak gibi. Kime ulaşacağını bilemezsiniz. Dalgalar ve rüzgâr nereye götürürse oraya gider. Fakat bir önemi olmalı. Belki de en önemli soru, bir filmi ne için yaptığınız. Bunu bulmak da kolay değil." AA

Sonraki Haber