Yunanistan-Türkiye hattı ısındı… Müstafi Tümamiral Yaycı anlatıyor: Doğu Akdeniz'de neler oluyor?

'Mavi Vatan' kavramının mimarlarından Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı Haberglobal.com.tr okurlarına özel açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu'nun Yunanistan ziyareti bölgedeki gerginliği azaltır mı? Doğu Akdeniz'deki enerji mücadelesinde Türkiye'nin önündeki fırsatlar neler?

Son Güncelleme:

Libya’yla Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması’nın fikir babası, “Mavi Vatan” kavramının mimarlarından Cihat Yaycı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Atina ziyaretindeyken bölgede yaşanan gelişmeleri Haberglobal.com.tr okurları için değerlendirdi. 

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Strateji Başkanı Yaycı, Doğu Akdeniz’de yapılması gerekenleri anlatırken “Vatan toprağı neyse vatan suyu da odur, verecek ne bir karış vatan toprağı ne de bir damla vatan suyu vardır” ifadelerini kullandı. 

Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyareti olumlu bir adım mı yoksa taviz mi?

“Deniz hukukuna göre Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’e kıyısı yoktur. Zaten Yunanistan tüm adalarının Ege Denizi’nde yani Adalar Denizi’nde olduğunu söyler. Dolayısıyla Doğu Akdeniz Yunanistan’la müzakere edilebilecek bir konu değildir.”

Diplomasi olmazsa Doğu Akdeniz’deki sorun nasıl çözülecek?

“Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de muhatap alınıp müzakere edilmesi baştan kaybetmemiz anlamına gelir. Hakkı olan taraf hakkı olmayan tarafla müzakere ederse, hakkından veriyor demektir. 

Elbette diploması iyi bir şeydir ama benim Dışişleri Bakanı’nın ziyaretinden beklediğim şudur; Yunanistan’ın yaptığı hukuksuzlukların görüşülmesi.”

Türkiye bundan sonra ne yapmalı?

“Türkiye bugüne kadar dik durdu. Kamuoyundaki ve devleti yönetenlerdeki algı sayesinde tarihinde hiç olmadığı kadar denizlerine sahip çıktı. Türkiye’nin denizlerine sahip çıkmasını cezalandırmak ve geri adım atmasını sağlamak istiyorlar. Türkiye bu haklı duruşunu devam ettirmelidir."

“TÜRKSÜZ BİR KIBRIS TÜRKİYE’SİZ BİR DOĞU AKDENİZ İSTENİYOR”

Milli Mücadele’nin başlangıcı 19 Mayıs’ın, Yunanistan Başbakanı Miçotakis tarafından “Pontus Soykırım Günü” olarak anılmasına değinen Yaycı “Üç yıl boyunca Batı Anadolu’yu yakıp yıktılar, 19 Mayıs’ta kim, kime soykırım uygulamış?” diyerek tepki gösterdi ve ekledi; “ ‘Kıbrıs Helenizmi’ lafı başlı başına soykırım niyetidir. Böyle pişkin bir devletle nasıl müzakere edilir?”

“1950’den itibaren Kıbrıs’ta bütün katliamları yapan, küvetlerde çocukları öldüren Yunanlılar değil mi? Bu resmen soykırımdır. Türksüz bir Kıbrıs, Türkiye’siz bir Doğu Akdeniz isteniyor.” 

Türkiye Yunanistan’ın Kıbrıs’ta yaptıklarını “soykırım” olarak addediyor mu?

“Hayır, biz sadece defansta bekliyoruz. Halbuki bize yapılanları gündem edinmemiz lazım. Yerel mahkemelerimizin “soykırım” kararı alması gerek. Yunanistan “Pontus soykırımı” derken Türkiye buna karşılık Meclis’te hangi kararı aldı?”

“DOĞU AKDENİZ TÜRKİYE’YE ANASININ AK SÜTÜ GİBİ HELAL”

Oruç Reis neden limanda?

“Yöneticilerin tek boyutlu bakmaları mümkün değildir; devleti yönetmek çok boyutlu dengeleri muhafaza etmektir. Ben yapılması gerekeni söylüyorum, elbette uluslararası ilişkiler gözetiliyor ve milli dengeler hesaplanıyordur. Ama eğer Yunanistan’la müzakere için Oruç Reis limanda tutuluyorsa büyük bir yanlıştır çünkü Türkiye zemin kaybeder. Doğu Akdeniz Türkiye’ye anasının ak sütü gibi helal. Bu alanda Yunanistan’ın hakkı olmamasına rağmen biz kendi hakkımızı kullanmaktan imtina eder ve bunu bir mutabakata bağlarsak Türkiye kaybetmiş demektir.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in “gaz emaresi” açıklaması gidişatı nasıl etkiler?

“Bölgede 572 yıllık ihtiyacı karşılayacak gaz hidratı var. Bu, Türkiye’nin büyük devlet olmasını ve enerji sorununu aşmasını sağlayacak bir imkân.”

(Cihat Yaycı’nın Filistin’le Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması için önerdiği model)

Libya ile uygulanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının Filistin’le de uygulanabileceği fikrini öne süren Yaycı, modelin nasıl hayata geçebileceğini anlattı:

“Filistin ve İsrail ile karşılıklı kıyımız var. Çizimlerimiz uluslararası alanda kabul gören bir yöntem. Türkiye Yunanistan’ın on dört katı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yaklaşık yedi buçuk katı olmak üzere açık ara en uzun deniz kıyısına sahip. Ama Türkiye’ye bırakılan Yunanistan’ın dörtte biri, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) beşte biri. Bunun sebebi diplomatik, bürokratik ve akademik bilgisizlik. 

İsrail ile ilişkilerimizin çok iyi olduğu zamanlar vardı, daha önceden girişimde bulunabilirdik. GKRY ile yaptığı anlaşmadan çok daha fazla deniz alanı kazanırdı. İsrail bizimle mi anlaşırdı GKRY ile mi?”

“FİLİSTİN’LE MEB ANLAŞMASININ ÖNÜNDE HİÇBİR ENGEL YOK”

Türkiye ile yaşanan Gazze geriliminden sonra İsrail bu anlaşmaya yanaşır mı?

“On altı bin kilometre kare deniz alanını Rumlara bırakıyorum diyorsa, onların bileceği iş. Deniz hukukuna göre bizim İsrail, Filistin, Lübnan, Mısır’la karşılıklı kıyımızın olduğu aşikâr. Filistin ile münhasır ekonomik bölge anlaşması yapmamızın önünde hiçbir engel yok.”

Bu anlaşma bölgede kime kazandırır, kime kaybettirir?

“Bu anlaşmanın yapılması Yunan-Rum oyununu bozar; Mısır, İsrail, Filistin ve Türkiye’ye kazandırır. Bu diplomatik atakları kullanmamız gerek.”

Önerdiğiniz modele dair bir adım atıldı mı? 

“Filistin modelimle ilgili hiç kimseyle görüşmedim, hiç kimse de arayıp sormadı. Zaten Libya ile anlaşma konusu da hiçbir bürokratın değil; Sayın Cumhurbaşkanı’nın başarısıdır."

Doğu Akdeniz alanında devletten bir danışmanlık teklif edilse ne düşünürsünüz? 

“Artık bir akademisyenim ve akademisyen olarak hizmet etmekten zevk duyuyorum. Bütün amacım devletin hassasiyetlerini muhafaza ederek Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet’e hizmet etmek.” 

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber