Rusya'nın silah ticaretinin arka planında ne var? Amaç para mı? Yoksa...

Ülkeler 'Soğuk Savaş' döneminden bu yana silahlanma yarışına ara vermeden devam ediyor. Peki Rusya özelinde silah ticareti ne ifade ediyor? Stratejik olarak ne kazandırıyor? Uzmanlar anlatıyor...

Son Güncelleme:

Dünya bir yılı aşkın süredir Covid-19 ile mücadele ederken, süper güçler arasındaki rekabet hem askeri hem de siyasi alanda hız kesmeden devam ediyor. ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler ekonomik olarak bir yarış içerisinde. Silah ticareti de bu alanda önemli bir pay sahibi olarak göze çarpıyor.

Stockholm merkezli Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü 2016 yılından bugüne kadar olan silah ticaretine ilişkin verileri paylaştı. Rapora göre, ABD, Fransa ve Almanya’nın silah ihracatında önemli bir artış gerçekleşti. Rusya ve Çin silah satışında beklenen artışı gerçekleştiremedi. Aynı zamanda ABD’nin Birleşik Arap Emirlikleri’ne bu süreçte 23 milyar dolarlık askeri malzeme sattığı da gözlerden kaçmadı.

Ancak Rusya bu süreçte silah satışını artıramamış olsa da stratejik önemdeki lokasyonlara silah satarak jeopolitik anlamda kazanç sağladı. 

Özellikle Türkiye ve Hindistan’a S-400 satması da buna örnek olarak gösteriliyor. Peki Rusya stratejik noktalara silah satarak neyi amaçlıyor? Uluslararası silah ticaretini gelecek günlerde neler bekliyor? Güvenlik ve Strateji Uzmanı Coşkun Başbuğ ve İstanbul Kültür Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni haberglobal.com.tr okurları için yanıtlıyor.

“RUSLARDAN SİLAH ALINMASI ABD’YE DOKUNUYOR”

Rusya’nın NATO dışındaki ülkelere silah satması konusunda sorun ortaya çıkmadığını söyleyen Prof. Dr. Hasan Köni, “Bir NATO ülkesinin Rusya’dan silah alması da NATO sistematiği içerisinde kabul ediliyor. NATO’yu bir arada tutabilmek için aynı yerden silahlanan aynı ateş gücü olan bir sistem olması gerekiyor” diyor.

Rusya tarafından üretilen ve Türkiye'nin de aldığı S-400 füzeleri Kaynak: Reuters

“NATO’YU BİR ARADA TUTABİLME ÇABASI DA VAR”

Köni, Rusya’nın silah satışının NATO ülkeleri arasında da bir ayrılık olmasına neden olabileceğini vurgulayarak, “NATO Rusya’dan silah almaya başlarlarsa dağılır” ifadelerini kullanıyor. ABD’nin Almanya ve Rusya öncülüğündeki Kuzey Akım-2 projesine de tepki gösterdiğini hatırlatan Köni, “ABD, Hindistan'ın Rusya'dan silah almasına da tepki gösterdi. ABD bir ülke aldığında diğer ülkelere de örnek olabileceğini düşünerek bunlara engel olmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

"RUSLARIN SİLAH SATMASI VE DOMİNO ETKİSİ ABD’NİN KORKUSUYDU"

Türkiye ve Hindistan’ın S-400 kararlarından hareketle, bölge ülkelerinin de ticari olarak ne uygunsa oraya doğru yöneldiği sonucuna varan Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, “Türkiye ve Hindistan’ın kararının domino etkisi yaratması ABD’nin en büyük korkusuydu” diyor. Güvenlik Uzmanı Başbuğ, Körfez Ülkeleri'nin, Fransa ve Almanya'nın da dahil olmak üzere ABD’ye sırt yaslayarak değil, silah tedarikini tabana yayarak hiçbir yere bağlı kalmamaya çalıştıklarını vurguluyor.

Güvenlik ve Strateji Uzmanı Coşkun Başbuğ

“RUSYA ABD’NİN SİLAH SATMADIĞI ÜLKELERE ALTERNATİF OLUŞTURUYOR”

ABD’nin şu an Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan ve Beyaz Rusya’yı NATO içerisine almaya çalıştığına dikkati çeken Prof. Dr. Hasan Köni, bu şekilde Rusya’ya baskı yapıldığını söylüyor. Ancak diğer yandan silah satışında da Rusların ABD’ye alternatifler oluşturduğunu aktaran Köni, “ABD’nin F-35 satmadığı ülkelere Rusya Su-57 uçağını alternatif olarak sunabiliyor. Böylece silah sistemi de değişiyor” açıklamasında bulunuyor.

“SIKIŞTIRDIĞINIZ SİSTEM KENDİNİ KURTARMAK ZORUNDA”

Rusya ve Çin yakınlaşmasına dikkati çeken Köni, Çin’in üretim kapasitesinin güçlü olduğunu ve otoriter bir rejim olmasına rağmen kapitalist bir ülke olduğunu vurguluyor. ABD’nin yeni ittifaklarla Çin’i sıkıştırmaya çalıştığını anlatan Köni, sözlerine şöyle devam ediyor:

Çin de tıpkı ABD gibi üretirken satmak istiyor. Rusya ile Çin bu şekilde yakınlaşıyor. Şu anda Çin İran’ı silah anlamında besleyen bir ülke konumunda. İran’ı ekonomik açıdan besleyen de Çin. 

İstanbul Kültür Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni

“RUSYA’NIN BÖLGEDE YOĞUN GİRİŞİMLERİ VAR”

Rusya’nın bölge ülkelerinin pazar arayışı içerisine girmesiyle birlikte hakimiyet çabasının arttığını söyleyen Başbuğ, “Bunun kapsamında Rusya’nın ülkelerle ticaret anlaşması olarak silahları da işin içine katması bölgedeki dengelerin yeniden kurulduğunu gösteren net bir gelişme” açıklamasında bulunuyor. ABD’nin S-400 özelinde Türkiye ile Hindistan’a tavır aldığını hatırlatan Başbuğ, şu değerlendirmede bulunuyor:

ABD, S-400’ü kullanarak arka planda kendisinin hakim olduğu pazarların Rusya başta olmak üzere diğer yapılara kaymasını engellemeye çalıştı. Fakat bunun karşılığı olmadı. Hem Türkiye hem de Hindistan bu söylemleri kulak arkası ederek görmezden geldiler.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Nato Dışişleri Bakanları toplantısının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile ortak bir basın toplantısı düzenlemişti. Toplantıda NATO ülkelerine ithafen birliktelik mesajları vermişti. Detaylar, Haber Global haber bülteninde böyle ele alınmıştı. ?

"ABD’NİN GÜCÜNÜ KAYBEDEN GÖRÜNTÜSÜ VAR"

Rusya’nın bölgedeki pazar arayışına karşın ABD’nin net bir yanıt veremeyeceğini vurgulayan Başbuğ, “ABD’nin geneli incelendiğinde hem siyaseten hem askeri anlamda pazar kaybeden, gücünü yitiren ve giderek de zayıflayan bir ülke görüntüsü var” değerlendirmesinde bulunuyor. Bur çerçevede pazarda altyapı arayışına girilebileceğin söyleyen Başbuğ, “Bölgedeki silah pazarı dengesinin bu şekilde değişeceğini düşünüyorum” açıklamasında bulunuyor.

“SAVAŞ KONSEPTİ ARTIK DEĞİŞİYOR”

Önümüzdeki dönemde Rusya ve ABD arasında silah yarışının kızışacağını ifade eden Başbuğ, Türkiye’nin de burada önemli bir rolünün olacağını savunuyor. Sözlerine “Dünyada artık savaş konsepti değişiyor” diyerek devam eden güvenlik ve istihbarat uzmanı, İngiltere’nin de “Az asker çok teknoloji” modeline geçtiğinin altını çiziyor. Askeri operasyonların da bu bağlamda yapıldığını söyleyen Başbuğ, “İngiltere İHA ve SİHA’lara ciddi bir para ayırarak asker sayısını azaltmak gibi bir takım girişimlerde bulunuyor” diyor.

“ABD TÜRKİYE’Yİ DE KENDİSİNE TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR”

Türkiye’nin hem konumu hem de silahların fiyatı konusunda avantajlı olduğunu söyleyen Başbuğ, ABD’nin eski silahları satıp yedek parça açısından ülkeleri kendisine muhtaç hale getirdiğini belirtiyor. Türkiye’nin böyle bir politikası olmadığının altını çizen Başbuğ, Türkiye’nin elindeki teknolojiyi paylaşmakta elinin açık olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor:

Türkiye şartlar uyduğu takdirde her türlü teknolojik paylaşımı yapmaya hazır. Bunları gören devletler neticede her ne kadar ABD’nin baskısını hissetse de kendine bir yer bulma arayışı içerisindeler. Bu durumda da ilk kapısını çalacağı ülke Türkiye olacak. Çünkü jeopolitik anlamda da önemli bir noktadayız. 

ALMANYA’DA RUS YAPIMI RADARLAR NE İFADE EDİYOR?

Başbuğ, S-400 ile radar sisteminin birbirinden çok farklı olduğunu ve birbiriyle kıyaslanamayacaklarını ifade ediyor. Aynı zamanda radarın eldeki mevcut sisteme entegre edilmesinin de zor olduğunu söyleyen Başbuğ, “Yine de Almanya’nın zamanında almış olması ve kendi silahlı kuvvetleri içerisinde kullanması bir handikap” değerlendirmesinde bulunuyor.

“KÖRFEZ’DE DENGELER YENİDEN KURULUYOR”

Güvenlik ve İstihbarat Uzmanı Coşkun Başbuğ, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin ABD’nin en büyük pazarı olduğunu söylüyor. Ancak Başkan Biden’ın göreve gelmesinden sonra ülkelerin yeni bir arayış içerisine girdiğini ifade eden Başbuğ, “Körfez’de dengeler yeniden kuruluyor. Biden Trump döneminden kalan izleri silebilmek için bölge ülkeleriyle ilgili ezberleri bozan girişimlerde bulunuyor” diyor.

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber