Salda Gölü'ne acımıyoruz!

Mars’taki jezero krateriyle benzeştiği için bilim insanlarının odak noktası durumundaki Salda Gölü, tüm önlem ve uyarılara rağmen kirletilmeye devam ediyor. Hoyratlığın bitmediği eşsiz bölge evsel ve tarıma bağlı kirlilik baskı altında bulunurken, son araştırma endişe yarattı.

Son Güncelleme:

Türkiye'nin en önemli tabiat parklarından Salda Gölü, her gün yüzlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaparken, kirlilik riski de artıyor. Mars’taki Jezero krateriyle benzeştiği için bilim insanlarının  odak noktası durumunda bulunan Salda Gölü'ne yönelik araştırmalar hız kesmeden sürerken, özellikle evsel ve tarımsal kirliliğin arttığına yönelik endişe veren bir araştırmanın sonuçları yayımlandı. Namık Kemal Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Asude Hanedar ile İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Ayşegül Tanık'ın hazırladıkları kapsamlı raporda olası kirlilik riskler açıkça gözler önüne serildi. 

EVSEL ATIK BASKISI 

Salda Gölü'ne iki yerden doğrudan evsel atık su deşarjı bulunduğu, havzada sağlıksız bir katı atık depolama sahası yer aldığının altı çizilen araştırmada, "Bölgede 4 adet krom madenciliği sahası bulunmaktadır. Yaygın kirleticiler olarak, 2 bin 223 büyükbaş hayvan ve 13 bin 639 küçükbaş hayvan ve yaklaşık 3 bin 121 hektar tarımsal faaliyetler hakimdir. Toplam yıllık gübre kullanımı havzada 3 bin 645 ton olarak hesaplanmıştır" denildi. 

Doğal dokuda zaman zaman renk değişiklikleri yaşanıyor.  

ALÜMİNYUM DEĞERLERİ 

Salda Gölü, doğal yapısı nedeniyle benzersiz özelliklere sahip olduğunun da altı çizilen araştırmada insan kaynaklı faaliyetler ve iklim krizine bağlı su su kaybından dolayı göldeki bozulmanın hızlandığına da dikkat çekilerek, şu saptamalara yer verildi: "Bu nedenle Havza 2019 yılında Özel Koruma Alanı olarak ilan edilmiştir. İnsan kaynaklı antropojenik artışların olduğu çok açık. Gölde ölçülen alüminyum (Al) değerleri ise beklenenin oldukça üzerinde çıktı."

Salda Gölü alınan tüm önlemlere rağmen insan kaynaklı kirlilikten nasibini aldığına dikkat çekilyior.

YÜKÜ KALDIRMIYOR 

Öte yandan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü'nden İpek Melisa Özmekik ile Tendü Hilal Göktuğ'un gerçekleştirdiği araştırmada ise Salda Gölü Tabiat Parkı’nın fiziksel taşıma kapasitesinin sürekli aşıldığına dikkat çekiliyor. Bölgeye hafta içi ziyaretçi sayısının ortalama bin 168 kişiyi aşmadığı, bu rakamın ekolojik hasar açısından sıkıntı yaratmayacağı ancak hafta sonu ziyaretçi sayısının ortalama 2 bin 70'e çıktığı ve bu sayının ise fiziksel kapasiteyi aştığı vurgulanıyor.  

DOĞAL SİT İLAN EDİLDİ 

Salda Gölü ve çevresi, 1989'da 1. derece Doğal Sit olarak tescil edilirken, 1992 yılında ise Salda Gölü çevresindeki bazı lokasyonlar 2. derece Doğal Sit olarak tescillendi. 2012 yılında mesire yeri olarak kullanılan göl çevresindeki 120 dekar alan ise Salda Gölü Tabiat Parkı olarak belirlenirken 2019 yılında ise Tabiat Parkı’nın büyüklüğü 570 dekara çıkarıldı. Ancak tüm bu koruma önlemlerine rağmen, Salda Gölü'ndeki son bir yıllık kirlilik yükü artmaya devam ediyor. Son olarak Namık Kemal Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Asude Hanedar ile İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Ayşegül Tanık ise hazırladıkları kapsamlı raporda olası riskleri açıkça gözler önüne serdiler.

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber