Ramazan nasıl normalleşmeyle biter?

Ramazan ayı, rekor vaka sayılarıyla ve can kayıplarıyla başladı. Ramazan Bayramı'nın 'normalleşme' anlamına gelebilmesi için neler yapmak gerektiği tartışılıyor. Haberglobal.com.tr'ye konuşan uzman isimler süreci değerlendirdi...

Son Güncelleme:

Beklenen ramazan ayı geldi. Pandemi koşullarında girilen ikinci ramazanın sonunda vakaların düşmesini, Ramazan Bayramı'nın normalleşmeye dönüş anlamına da gelmesini diliyoruz.

Hepimizin dilekleri bu yönde. Ancak normalleşme döneminde rekor vaka sayılarına ulaşılırken, Ramazan Bayramı'yla hayatımıza yeniden girmesi öngörülen gevşemenin sağlıklı olabilmesi için geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması gerek.

Not: Bu haber yayına alındıktan birkaç saat sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazan ayının ilk iki haftası için kısmi kapanma dönemine geçildiğini açıkladı. Yeni kurallara göre sokağa çıkma yasağı 19:00-05:00 arası uygulanacak. 65 yaş üstü ve 18 yaş altına toplu taşıma yasağı gelecek. Sınav yılında olan ilkokul 8 ve lise son sınıf öğrencilerine ek olarak okul öncesi dışında yeniden uzaktan eğitim modeline geçilecek. 

Peki Bayram'ın müjdeyle gelmesi için ne yapmak lazım? Prof. Dr. İsmail Balık, Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Funda Neslihan Furtun ve Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran, Haberglobal.com.tr okuyucuları için anlattı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran Ramazan ayının tam kapanma için uygun olduğunu söyledi. 

Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran

"Dört hafta tam kapanma ya da tam kapanmaya yakın bir kısıtlama şart" diyen Prof. Dr. Cankurtaran "Bakın, İngiltere normalleşiyor. Mekanlar açıldı. Normalleşme böyle olur. Aşılarınızı yaparsınız, aşılanmayı yüzde 50'lere getirirsiniz sonra kalıcı olarak açılırsınız. Bir aç, bir kapat olmaz. Okullar mesela, açıldı, kapandı. Öğretmenleri aşılamadan okulları açmamak gerekirdi" sözleriyle aşılamaya da dikkat çekti.

'2020 YAZINDAN DERSLER ÇIKARMAK LAZIM'

Prof. Dr. Cankurtaran "Aşılamayı ABD ve İngiltere gibi yüzde 30'lara, 40'lara getirmeden bu iş bitmez" derken 2020 yazından örnek verdi:

"Korktuğumuz şu ki Ramazan Bayramı ile iç turizmi canlandırmak adına açılma kararı alınır ancak salgın belli oranda kontrol altına alınmazsa geçen sene olduğu gibi bütün yaz virüsle geçer, sonbaharda yine 2020 sonbaharı gibi bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz. Bundan yöneticilerin ve insanoğlunun dersler çıkarması lazım."

'KAPANMA DIŞINDA BİR TEDBİR AKLIMIZA GELMİYOR'

Dr. Funda Neslihan Furtun ise "Vaka sayılarının 50 binin üzerinde seyretmesi alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu gösteriyor ve şu anda kapanma dışında vakaları azaltacak bir tedbir aklımıza gelmiyor. Bilim de bunu söylüyor" diye konuştu.

Uzm. Dr. Funda Neslihan Furtun

"Kapanmanın sosyal ve ekonomik etkilerini devletin kompanse etmesi lazım. İnsanlara ekonomik ve sosyal açıdan destek sağlanabilirse bu kapanma yapılmalı" da diyen Furtun, "Sağlanamıyorsa maalesef yapılamıyor. Devletin en azından kaynaklarını 15 gün için buna ayırması mümkün görünüyor" ifadelerini kullandı.

'BU HASTALARIN YOĞUN BAKIMDA NASIL CAN VERDİĞİNİ BİZ GÖRÜYORUZ'

Ancak Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Furtun "Sağlımız ekonomiden daha önemli olmalı" sözleriyle şunun altını çizdi:

"Her insanın bir yaşam hakkı var. İnsanlar bu seviyede hayatlarını kaybederken somut ve net adımlar atılmaması gerçekten bizleri derinden yaralıyor. Bu hastaların yoğun bakımda nasıl can verdiklerini biz görüyoruz... Vaka hızını düşürmenin tek yolu kapanma. Kaç gün olur? Aslında önerilen bir ay ama bu ülkemiz için çok olası görünmüyor. En azından 15 gün olmalı diye düşünüyoruz. Bugün (13 Nisan) alınacak kararı bekliyoruz. Bütün tabip odaları ayın 15'inde Ankara'da bir araya geleceğiz."

AŞI VE ORUÇ TARTIŞMASI

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık ise başka bir tartışmaya dikkat çekerek oruç tutanların aşı olması konusuna dikkat çekti. Bilindiği üzere Diyanet İşleri'nin fetvasında aşının orucu bozmadığının altı çizildi.

Prof. Dr. İsmail Balık

İFTAR SONRASI AŞI RANDEVUSU

Prof. Dr. Balık, Anadolu'da var olan "Ben orucumu sakatlamak istemem" düşüncesinin altını çizdi ve böyle düşünenler için belki iftar saatleri sonrasında da aşı randevusu verilebileceğini belirtti.

Prof. Dr. Balık, Hıristiyanlık'ta ve Musevilik'te de "ultra-ortodoks" kesimlerin aşı karşıtlığında olduğunu ve bu görüşlerin aşı programlarını etkilediğini hatırlattı ve "Her ülkede sağlık otoriteleri, kendi toplumlarının özelliklerine göre çareler geliştirmeli" ifadesini kullandı.

'SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZ BU KADAR YORULMUŞKEN...'

Aynı konu hakkında görüşünü sorduğumuz Prof. Dr. Mustafa Cankurtaran ise "Akşam saatlerine elbette aşı randevusu koyulabilir ancak sağlık çalışanlarımız bu kadar yorulmuşken akşamlarını da doldurmak ne kadar doğru olur?" dedi ve ekledi:

"Diyanet İşleri zaten aşının orucu bozmadığını söyledi. Bu kadar insanın hayatını kaybettiği bir süreçte 'aşı orucu bozar mı' sorusu bile absürd aslında. Her gün 250 kişinin öldüğü bir ülkede bu soruların sorulmaması gerekiyor. Tabii ki dediğimiz gibi akşam saatlerine randevu verilebilir, bir nöbetçi hemşire yerine 10 hemşire çalıştırılır ancak sağlık çalışanlarının adeta canının çıktığı bu süreçte birileri Diyanet'in açıklamasına rağmen 'aşı acaba bozuyor mudur' tereddütü yaşıyor diye hareket edilmemesi lazım."

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber