Kırmızı et fiyatında sular durulmuyor!

Kırmızı et fiyatındaki artış gündemden düşmüyor. Peki kırmızı et fiyatı neden artıyor, nasıl düşer? İşte detaylar

Son Güncelleme:

Kırmızı ete peş peşe gelen zamlar Rekabet Kurumu'nun yakın takibinde. Peki fiyatlar neden artıyor? Ekonomim yazarı Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre;

Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta yaşananları ve piyasadaki gelişmeleri, buna bağlı olarak kırmızı et fiyatlarını gerçekçi bir dille analiz eden yazıda özetle şu bilgilere yer veriliyor:

1- Süt/yem paritesi temelde kırmızı et üretimini doğrudan etkileyen faktörlerin başında gelmektedir. Süt hayvancılığı yapan işletmelerin temel geliri süt satışlarından sağlandığından, çiğ süt fiyatının çoğu zaman maliyetin altında kalması; yani süt üreticisinin süt satışından kazandığı para ile hayvanlarını besleyeceği yemi alamaması (çiğ süt/yem paritesi); dişi hayvanlarını kesime göndermesi ile sonuçlanmaktadır. Dolayısıyla, dengesizliklerin temel sebebi süt fiyatlarıdır. Çiğ süt fiyatının en düşük olduğu dönemde dahi 1 litre süt üretimi için 1,5 kg %19 ham protein içeriğine sahip yem alınabilir olması süt işletmelerinin sürdürülebilir olmaları için kritik eşiktir.

2- Et tedariki; iki ana kalem sayesinde sağlanır. Birincisi besi danaları, ikincisi ise reforme ineklerdir. Reforme inek miktarı ise, toplam dişi sığır sayısının %50 sinin %20’si olarak kabul edilmektedir. Dişi sığırların; %50’si henüz süt üretimine başlamamış genç hayvanlardan, kalanı süt veren inekten oluşur. Süt veren ineklerin her yıl %20’si reforme olarak kesime gider ve ete dönüşür.

Üretici sayısı azalıyor

3- Süt üretiminin azalması, anaç hayvan kesimlerinin artması ile doğru orantılıdır. Kooperatiflerde toplanan süt miktarları ve üretici sayıları dikkat çekici bir biçimde düşmüştür. Bursa ili Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği bölgesel olarak Türkiye’nin süt üretim merkezlerinden biri olmakla beraber süt birliğinin aktif olmaması sebebi ile destekleme almak isteyen üreticinin örgütlü satış için kaydolmak zorunda olduğu bir birliğin üye sayısı 4000 civarından 1280 civarına düşmüştür. Bu oran sahada yaptığımız görüşmeleri teyit etmektedir.

4- Süt hayvancılığının bu denli küçülmesinin ve buna bağlı et arzında meydana gelen düşüşün temel sebebi süt fiyatının düşük tutulmasıdır. Zarar eden üretici işi bırakma eğiliminde olması ve gençlerin zarar eden bir işe girmek istememesi hem köyden kente göçü arttırmakta hem de ülkemizin üretimde dışa bağımlılığını arttıracağı ortadadır.

5- Azalan dişi hayvan sayısına bağlı olarak doğan erkek sayısı da azalmakta ve bu da besi materyalinin bulunamaması anlamını taşımaktadır. Dişi hayvan kesimlerinin artması kırmızı et arzında kısa dönemde artışa sebep olmakta ve market fiyatlarının sabit kalması anlamını taşımaktadır. Ancak, buradaki en büyük olumsuz etki uzun dönemde görülmekte; besiye alınacak erkek dana bulunamadığı için kırmızı et arzı düşmekte ve buna bağlı et fiyatları yükselmektedir. Şu anda sektörümüzün içinde bulunduğu durum tam olarak budur.

Kesilen hayvanın yerine yenisi konulamıyor

Kırmızı et fiyatındaki artışta 2018 yılında ihtiyacın çok üzerinde yapılan ithalatın, Et ve Süt Kurumu’nun yanlış müdahalesi nedeniyle üreticinin sektörden çekilmesine dikkat çekilen TÜSEDAD’ın yazısında, 2018-2019’da üreticinin maliyetin çok altında karkas et satmak zorunda kaldığı ve pandeminin de etkisi ile üreticinin zararının katlanarak arttığı ifade ediliyor. Besicinin kestiği hayvanın yerine yenisini koyamadığı belirtilen yazıda şu bilgilere yer veriliyor: “Kırmızı et üretimi yapan besicilerin, besi sürelerini uzatmaları (hayvanlarını daha uzun süre ellerinde tutma), ancak 1 ay olabilmektedir. Bundan daha uzun süre elde tutmak ekonomik olarak mümkün değildir. Çünkü, besiye alınan hayvanların yemden yararlanma dönemleri bellidir ve bu süreden sonra verilen yem ile hayvanın canlı ağırlık artışı arasındaki makas açılmaktadır. Bu ise besiciye zarar olarak dönmektedir.

Son dönemde, besicilikteki asıl önemli olan konu, karkas satış fiyatından ziyade kesilen hayvanın yerine yenisini koyma maliyetinin çok yüksek oluşudur. Bu sebeple besicilerimiz, canlı ağırlık artışı az dahi olsa hayvanlarını 1 ay kadar ellerinde tutmakta ve sonra kesime sevk etmektedirler. Temel sorun yine anaç hayvan kesimlerine dayanmaktadır.

Besi materyali dediğimiz biyolojik canlı bir hayvandır ve belirli bir süre yediği yem ile ekonomik bir ağırlık artışı olmaktadır. Dolayısıyla uzun süre (1 aydan fazla) kesime gönderilmeden elde tutulması ekonomik olarak zarar anlamı taşımaktadır. Bu nedenle kesime uzun süre geç gönderilmesi mümkün değildir.

Kesimden sonra ise; besicilerin karkas eti depolama kapasitesi ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Çünkü karkas et ancak dondurularak depolanabilmekte olup; bu depolar ise ülkemizde kesimhanelerde ve özel şahıslarda bulunmaktadır.”

Özetle, Sencer Solakoğlu başkanlığındaki TÜSEDAD’ın yazısında, benim bir yazıma da atıfta bulunularak kırmızı et fiyatlarının neden arttığı, çözümün ne olduğu çok net olarak ortaya konuluyor. Yıllardır bunları anlatıyor ve yazıyoruz. Umarız bu kez dikkate alınır.

TÜSEDAD’IN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

- İktisadi olarak hem arzın düştüğü hem talebin düştüğü bir dönemde fiyatı arttıran tek unsur arzın düşüş hızının daha keskin olmasıdır.

- İthalat ile ülkemiz çiftçisini ikame etmek çok yönlü bir hatadır. Sıkıştığımız yerde yabancı üreticiyi destekleyerek arzı arttıramayacağımız ortadadır.

- Kısa vadede kontrollü ithalat harici bir çıkış yolu yoktur. Kasaplık ve karkas ithalatı serbest piyasaya açılması mahsurludur. Bu üreticiyi çok zor duruma sokacak ve üreticinin sayısının hızla azalmasına sebep verecektir. Kontrollü ithalat ile kamunun ihtiyacının karşılanması kısa vadede tek çözüm olarak görmekteyiz.

- Orta ve uzun vadede yapılması gereken süt hayvancılığının kontrollü üretim planlamasının yapılıp, verimliliği arttırıcı faaliyetlerde bulunmak suretiyle üretimi planlı bir şekilde arttırıp fazlalık oluşacağı durumda süt tozunu dünya piyasalarında aktif pazarlamamızdır. Bu durumda hem ihracatçı konumda oluruz hem et ihtiyacımızı iç piyasadan karşılayabilecek bir konuma geliriz.

- Büyükbaş besiciliğinde, süreç anaç hayvanın gebeliği ile başlamaktadır ki bu süre 9 ay 10 gündür. Ülkemizde buzağı ölüm oranı %10-15 civarında iken bu rakam dünyada %5 civarındadır. Sadece bu aşamada yapılacak iyileştirmeler ile ülkemizin kırmızı et açığının kapatılması mümkündür.

- Ülkemizdeki et üretim maliyetinin yüksek olmasının bir diğer sebebi ise, ülkemizdeki meraların besleyici değerinin düşük olması ve hastalık yayılım riski nedeniyle meralardan yeterince yararlanamıyor olmamızdır. Oysa; mera ıslahı ile besi hayvanlarının meralardan yüksek miktarda yararlanmasının sağlanması ile üretim maliyetleri önemli ölçüde düşürülebilecektir.

Yazının devamı için tıklayın

Kaynak: Haber Global TV

Sonraki Haber