ABD'nin tarihi faiz kararları Türkiye'yi nasıl etkiler? 'Resesyon ihtimali...'

ABD'de son 40 yılın en yüksek enflasyon oranı görülürken ABD Merkez Bankası Fed mücadele noktasında faiz artırımı yolunu seçiyor. Resesyon ihtimalini güçlendiren bu adımların küresel çapta etkileri olacağı ifade edilirken bu süreçte Başkan Joe Biden'ın koltuğunun da sallanacağı düşünülüyor.

Son Güncelleme:

Yükselen fiyatlar tüm dünyada olduğu gibi ABD'de de vatandaşı derinden etkiliyor. Tarihi enflasyon artışının önüne geçmek için ABD Merkez Bankası Fed üst üste faiz artışlarına giderken bu sürecin resesyon ile sonuçlanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Hatta resesyonun Başkan Joe Biden'ın koltuğunu da sallayacağı görüşü son zamanlarda öne çıkmakta.

Ekonomide durgunluk olarak da ifade edilen resesyon, ülkelerin ekonomik faaliyetlerde kısa süreli küçülmesi durumunu anlatıyor. Genellikle iki çeyrek ile birkaç yıl arasında sürebilen resesyon ekonomik büyümenin belirli bir süreliğine negatif olmasını tanımlıyor.

BİR ANDA 0'DAN 70'E!..

Çarpıcı olan durum ABD'nin bu noktaya çok hızlı gelmiş olması. Bloomberg Economics'in araştırmasına göre 2024'ün ilk çeyreğinde bir resesyon yaşanması ihtimali Ocak 2022'de yüzde 0 olarak -yani ihtimal dışında- ölçülürken Mayıs 2022'de bu oranın yüzde 71.7'ye yükseldiği görülüyor.

ABD'de politika faiz oranı yüzde 1.5 ile yüzde 1.75 aralığına çıktı.

Bunda elbette savaşın da etkisi çok büyük. Dünya, Covid'in etkilerini geride bırakmayı düşünürken patlak veren savaş enflasyon dalgasının küresel çapta büyüyerek devam etmesine neden olmuş durumda.

Son olarak enflasyonun yüzde 8.6 ile son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı ABD'de bu dalganın önüne geçebilmek için bu kez hiç olmadığı kadar büyük bir dalgakıran gerekti. Fed, 15 Haziran'da yaptığı açıklama ile 1994'ten bu yana en büyük faiz artırımına gitti ve 75 baz puanlık bir artış yapma kararı aldı.

YIL SONU TAHMİNİ DE GÜNCELLENDİ

Jerome Powell, temmuz ayında da 75 baz puanlık bir faiz artırımına gidebileceklerini açıkladı. Böylece ABD'de politika faiz oranı yüzde 1.5 ile yüzde 1.75 aralığına gelirken Fed'in yıl sonu faiz oranı tahmini ise yüzde 3-3.5 olarak güncellendi.

Faiz artırımı global bir trende dönüşürken İngiltere, Yeni Zelanda, Kanada, Norveç, İsviçre (15 yıl sonra ilk kez), Brezilya, Kuveyt, Bahreyn, BAE, Suudi Arabistan, Katar ve Hong Kong faiz artırımına gitti. AB Merkez Bankası da geçen hafta önümüzdeki ay 11 yıl sonra ilk kez faiz artırımı uygulayabileceğini ifade etmişti.

Aynı zamanda Ocak 2021'deki 79 puanlık seviyesinden Nisan 2021'de 88.3'e yükselen tüketici güven endeksi Haziran 2022'de 50.2'ye geriledi. Ocak 2021'de yüzde 55.8 olan Biden'ın halk desteği (approval rating), bir buçuk sene sonra Haziran 2022'de yüzde 38.9'a indi. Öte yandan ABD'de seçmenlerin yüzde 55'i ülkenin şu an resesyonda olduğunu, yüzde 27'si ise gelecek 1 yıl içinde resesyona girileceğini düşünüyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: 'SIRADAN BİR OLAY DEĞİL'

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Salgın dünyada ekonomideki dengeleri, alışkanlıkları altüst etti. Hemen her alanda üretim aksadı, küresel ticaret aylar boyunca adeta durma noktasına geldi. Fed'in attığı adımı gördünüz. Niye acaba? ABD'de böyle bir adımın atılması sıradan bir olay değil" sözleriyle ifade ettiği durum bize ne anlatıyor? ABD'nin yaşayacağı bir resesyon, Türkiye ve dünyayı nasıl etkiler?  

Tera Yatırım Şef Ekonomisti Enver Erkan tabloyu değerlendirirken resesyon olgusunu tetikleyen unsurları ise eş zamanlı yaşanan küresel jeopolitik riskler ve kötüleşen arz koşulları olarak aktarıyor. Enflasyon ile resesyonun bir arada olduğu durumda stagflasyon (durgunluk sürecinde de fiyat artışı yaşanması) riskinin artacağına da dikkat çeken Erkan şöyle ekliyor:

“Fed, para politikası nezdinde görevinin bilincinde olduğunu göstermek noktasında bu yıl daha hızlı bir sıkılaşma patikası belirlemiş durumda.”

'RESESYON GLOBAL ÇAPTA OLABİLİR...'

Erkan sürecin Türkiye'ye etkisini değerlendirirken “Resesyon global çapta olabilir; söz konusu ihtimal, Türkiye'nin dış talebi ve buna bağlı olarak da ihracat profili açısından önemli” diyor ve devam ediyor:

Rusya krizi yakın zamanda çözümlenecek gibi gözükmüyor ve kötüleşen arz koşulları Avrupa gibi bölgelerde resesyon ihtimalini artırıyor. Bu durumda kur ya da TL'nin değeri gibi değişkenler veya üretim seviyesi ne olursa olsun, dışarıda talep yoksa ihracat yavaşlaması ihtimal dahilinde olur.”

Bununla birlikte global çapta merkez bankalarının enflasyonu ve muhtemel kalıcı etkilerini öncelemesi nedeniyle faiz artırımından geri adım atmayacağını da ifade eden Erkan, “İçeride negatif reel faizler şu anda dış finansman atraksiyonu noktasında Türkiye'nin avantajına değil” yorumunda bulunuyor.

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber