Pompeo: Komünist şehir haline gelmesinden korkuyorum

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Hong Konglu medya patronu Jimmy Lai'nin kefalet talebinin reddedilerek Ulusal Güvenlik Yasası uyarınca hapiste tutulmasını eleştirdi.

Son Güncelleme:

ABD Dışişleri Bakanlığının web sitesinde yayımlanan röportajında Hong Konglu medya patronu Jimmy Lai’nin durumuyla ilgili soruyu yanıtlayan Pompeo, medya patronunu "gerçek bir vatansever" olarak nitelendirerek kefalet talebinin reddedilmesini şöyle eleştirdi: 

"ABD yönetimi gibi o da Hong Kong halkını çok önemsiyor. Bu, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in demokrasi hakkında söz verdiği bir başka örnek. Şi, Hong Kong halkının özgürlüğü için 50 yıllık bir taahhütte bulundu fakat şimdi bu hareketle kendi sözünü ezdi.”

Pompeo ayrıca “Biz Çin’in bu tutumuna meydan okuduk. Bu konuda Birleşik Krallık ve bize katılan diğer ülkeleri memnuniyetle karşılıyoruz. Çünkü Hong Kong’un, Çin yönetimindeki bir başka komünist şehir haline gelmesinden korkuyorum ve bu çok kötü. Bu durum Şi Cinping’in vadettiği şeyle tutarsızdır ve Çin Komünist Partisine asla güvenemeyeceğinizin bir başka örneğidir. Bu sebeple onların iddia ettikleri her şeyi doğrulamalısınız.” ifadesini kullandı.

South China Minoring Post’un haberine göre, 73 yaşındaki Hong Konglu medya patronu Jimmy Lai, 1 Temmuz’da yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası ile suçlandıktan sonra eylül ayında gözaltına alınmıştı. Ardından bu ay içinde kefalet talebinde bulunan Lai'nin bu talebi de Çin mahkemelerince reddedildi. Lai, bugün erken saatlerde ellerinde kelepçelerle ve belinde zincirlerle mahkemeye götürülürken görüntülendi.

Polis, Lai hakkında delil toplamak için yurt dışı ziyaretlerini, sosyal medya paylaşımlarını incelerken Lai’nin gelecek dört ayı gözaltında geçirmesi bekleniyor.

Lai'ye 3 Aralık'ta dolandırıcılık suçlaması yöneltilmiş, Next Digital şirketine ait büronun kira sözleşmesinin süresinin ihlal edildiği yönündeki suçlamalarla bağlantılı olarak Lai ve Next Digital'ın iki yöneticisi mahkemeye çıkarılmıştı.

Apple Daily gazetesini çıkaran Next Digital'ın sahibi Lai ve 10 çalışanı, 10 Ağustos'ta da ulusal güvenlik yasasını ihlal etmek ve yabancı ülkelerle gizlice iş birliği yürütmek suçlamasıyla gözaltına alınmış ancak iki gün sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. Ancak mahkeme daha sonra bu kararı bozarak kefalet taleplerini reddetmişti.

HONG KONG'DA YÜRÜRLÜĞE GİREN YENİ YASA TASARISI

Çin'in en üst düzey yasama organı Ulusal Halk Kongresi (UHK) Daimi Komitesinde 30 Haziran'da oy birliğiyle kabul edilen yasa, Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından da imzalamıştı.

Devleti yıkmaya teşebbüs, vatana ihanet ve ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemleri yasaklayan ilgili yasa, Çin hükümetinin onayı sonrasında Hong Kong yerel hükümetinin resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

Yasa, içeriği itibarıyla asıl olarak Haziran 2019'da suçluların Çin'e iadesini öngören yasa tasarısına karşı başlatılan ve yıl sonuna kadar yoğun kitle protestolarıyla sürdürülen hükümet karşıtı protesto hareketini hedef alıyor.

Yasa ile Çin medyası tarafından "Hong Kong'un vatan hainleri" olarak yansıtılan muhalif gazeteciler, iş adamları ve aktivistlerin ulusal güvenlik gerekçesiyle yargılanmalarının önü açılırken, bu kapsamda yasaklanan suçları işleyenlere 3 yıldan müebbete kadar hapis cezası verileceği belirtiliyor.

HONG KONG'UN STATÜSÜ

Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nin 1997'de Çin’e devri öncesinde, 1984'te, Çin-İngiltere Ortak Deklarasyonu imzalandı. Hong Kong’un Çin’in bir parçası olmasının yanı sıra kendi içinde İngilizler tarafından kurulan kapitalist ekosistemin devam etmesini temin etmek amacıyla geliştirilen "Bir Ülke- İki Sistem" formülüyle bölge Çin’e devredildi.

Söz konusu deklarasyon Hong Kong’un "Bir Ülke-İki Sistem" formülünün 50 yıl boyunca ayakta kalmasını hedeflerken, özel idari bölgenin yönetim, yasama ve yargı bağımsızlığının korunmasını ve aynı kalmasını şart koşuyor.

Ayrıca, Hong Kong’da mevcut ekonomik ve sosyal sistemin değişmemesi koşulunu taşıyan deklarasyon, ifade, basın, toplanma, seyahat, hareket, mesleki tercih, akademik araştırma ve dini inanç özgürlüklerinin korunmasını temin ediyor.

Deklarasyonda Çin'in bölgeyi doğrudan egemenliği altında bulunduracağı ve Hong Kong'un baş yöneticisini yerel seçim sonuçlarına atayacağına vurgu yapılırken, İngiliz tarafının gözlemci veya farklı bir statüye sahip olduğundan bahsedilmiyor.

Kaynak: AA

Sonraki Haber