Londra’dan mektuplar-3 | II. Elizabeth’ten sonra İngiltere’yi ne bekliyor?

Kraliçe II. Elizabeth anayasal monarşinin sınırlarını bilen, siyasi meseleler konusunda düşünceleri bir yana duygularını bile açık etmeyen bir hükümdardı. Yerine geçen III. Charles ise sınırları zorlamaya hazır "aktivist bir kral" olabileceği sinyalini veriyor. Bu monarşinin sonu mu olacak?

Son Güncelleme:

Kraliçe II. Elizabeth, tahtta olduğu 70 yıl boyunca 15 başbakan ile çalıştı ve belki de çok azı onun siyasi konulardaki gerçek düşüncelerini öğrenebildi. Thatcher'in neoliberal ekonomi politikaları konusunda, İskoçya'nın bağımsızlık referandumunda, hatta İngiltere'yi kutuplaştıran Brexit zamanı bile açık vermedi, hep sessiz, mesafeli kaldı. 

Eski Başbakan Tony Blair, "10 yıl görev de yaptım, gerçek düşünceleri konusunda tek bir fikrim yok" demişti. David Cameron 2014 yılında İskoçya'da bağımsızlık referandumu yapılmadan önce endişeyle Kraliçe'den sadece rahatsızlığını belirtecek küçük bir sinyal vermesini istemişti ama 2. Elizabeth "Seçmenlerin gelecek hakkında dikkatli karar vereceğini umuyorum" demekten öteye gitmemişti. 

Kişiliğini temsil ettiği Kraliyet kurumunun önüne çıkarmayan, fikirlerini görevlerinin arkasında tutan 2. Elizabeth, artık yok. Ölümü İngiltere'nin uzun 20. yüzyılının nihayet bittiğini sembolize ediyor. Arkasında Avrupa'daki diğer kraliyet ailelerinin aksine halk tarafından daha çok desteklenen bir monarşi bırakıyor ve bir de soru işaretleriyle dolu yeni bir Kral. 

KÜRESEL ÇAPTA ROL ARAYIŞI

İngiltere'de hemen her gazetede şu başlığı okumak mümkün: "Kral 3. Charles nasıl bir hükümdar olacak?" Bu sorunun cevabı, akacak zamanda gizli. İngiltere bir yandan Brexit sonrası dönemde hem AB içinde hem de küresel çapta kendine yeni bir rol ararken şimdi Kraliyet kurumu da Elizabeth sonrası dönemde yeni bir role bürünebilir. Çünkü 3. Charles annesinin aksine ketumluğuyla değil, siyasete müdahale edici karakteriyle tanınıyor. 

Tony Blair zamanında tilki avı yasağına karşı çıkmış, Boris Johnson'ın yasadışı göçmenleri Ruanda'ya gönderme planına "dehşet verici" demişti. Galler Prensi iken uluslararası meselelerde de sessiz kalmadı. 

Irak'ı işgal eden askerlerin daha iyi ekipmanla donatılması için lobicilik yaptı, 2014 yılında Putin'i Hitler ile kıyasladı. Tüm bunlar Kral 3. Charles'ın anayasal monarşinin sınırlarını aşma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Temenniler, hükümdar olarak ölçüsünü koruyacağı yönünde. Annesinin büyük özveriyle sürdürdüğü "tarafsız ve sessiz hükümdar" rolünü koruması isteniyor. Ama bunun aksi olabileceğini düşünenler de var. Birleşik Krallık "aktivist bir hükümdar" ile karşılaşıp zorlu bir sınavdan geçebilir. Zira 2002 yılında sözcüsü şu açıklamayı yapmıştı: "Prens Charles, halkın sorunlarına dikkat çekmekle yükümlü olduğuna inanıyor." 

TAHTA ÇIKMAK İÇİN EN UZUN BEKLEYEN KRAL

İngiltere tarihinde tahta çıkmak için en süre bekleyen Kral olan 3. Charles, muhtemelen bu namını başarıyla unutturmaya çalışacak. Ama bu kolay olmayacak. 3. Charles yaşamı boyunca ya annesinin herkesi hayran bırakan görev bilincinin ya eski eşi Diana'nın zarafeti ve güzelliğinin ya da oğlu Prens William'ın karizmasını gölgesinde kaldı. Şimdi ise parlama vakti. Ama hata yapması temsil ettiği monarşinin sonunu getirebilir. 

Köşe yazarları, özellikle de cumhuriyetçi eğilimde olanlar "Aktivist monark" ihtimaline endişeyle bakarken, konuştuğum İngilizler bu hissi paylaşmıyor.  Kral 3. Charles'ın 73 yıl boyunca annesinden rehberlik aldığını,  hükümdarlık rolüne iyi hazırlandığını ve başarılı iş çıkaracağına inandıklarını söylüyorlar. 

3. Charles'dan çağa ayak uydurup Kraliyeti reformdan geçirmesi de isteniyor. 2 temel beklenti var: Daha küçük bir Kraliyet modeli ve daha az saray. Yeni Kral İskandinav modelini benimseyip kamu görevi üstlenecek Kraliyet ailesi üyelerinin sayısını azaltılabilir. Ayrıca Balmoral Kalesi'ni müzeye dönüştürme planı olduğu sanılıyor. Yaşamaktan pek hoşlanmadığı Buckingham Sarayı'nın en azından bazı kısımlarını da halka açabileceği iddiaları var. 

'KUSURSUZ VE MİSTİK BİR HÜKÜMDAR DEĞİL'

Ama tüm bunlardan önce yerine getirmesi gereken asıl görevi, halkın sevgisini kazanmak olacak. Annesi gibi "kusursuz ve mistik" bir hükümdar değil. Neredeyse tüm hataları biliniyor. Prenses Diana'ya ihaneti hala akıllarda. Şımarık ve tahammülsüz karakteri de her fırsatta kendini ele veriyor. Masadaki kutuların kaldırılmamasına çabuk sinirleniyor, bir dolma kalem damlatınca çıldırabiliyor.

Tüm bunlar İngiltere'nin 70 yıldır tanıdığı tek hükümdar olan Kraliçe 2. Elizabeth'ten çok farklı ve 73 yaşında kral olan 3. Charles'ın kendisini sevdirebilmek için annesi kadar vakti yok. Üstelik İngiltere’de monarşinin popülaritesinin de düşüşte olduğunu söylemek lazım. 10 yıl önce kraliyet ailesine destek verenlerin oranı yüzde 73 iken bu oran Mayıs'ta yüzde 62 seviyesine geriledi

Önümüzdeki birkaç yıl içinde İngiliz monarşisinin lağvı beklenmese de özellikle genç nesil arasında giderek azalan bu destek yeni kralı zorlayacak başlıklar arasında. Tüm bunlara rağmen halk 3. Charles’a kredi veriyor. Kraliçe öldükten sonra ilk kez ulusa seslendiğinde 5 İngiliz’den 3’ü bu konuşmasını dinledi ve yüzde 94’ü söylediklerini onayladı.

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber