İki kardeş dokuz yıl birbirlerini öldürmeye çalıştı: -Onu affetmeyeceğim! -Eve dönersem ölürüm!

İki kardeşin yolu bir akşam yemeğinde ayrıldı. O günden beri birbirlerine karşı savaştılar, birbirlerini öldürmeye çalıştılar. İki kardeş hâlâ düşman! Afgan Ulusal Ordusu'na katılan Nangyal "Eve dönersem ölürüm" diyor. Noori ise "Affetmeyeceğim..." İşte iki kardeşin öyküsü...

Son Güncelleme:

Nangyal ve Noori çocukluklarını her şeyi birlikte yaparak geçirdi. İki kardeş aynı takımda futbol oynadı aynı odada uyudular aynı okulda okuyup aynı yerlerde dini eğitimlerini aldılar. İki kardeş hayatlarının son dokuz yılını ise birbirlerini öldürmeye çalışarak geçirdiler. Afganistan'ın Kunduz şehrinde yaşayan doğup büyüyen iki kardeşin yolları bir akşam yemeğinde ayrıldı...

Nangyal o akşam yemeğinde ailesine verdiği bir karardan bahsedecekti. Afgan Ulusal Ordusu'na katılmaya karar verdiğini söylediğinde yemek masası buz kesti. İki kardeş o gün ezeli düşmanlara dönüştü.

“Noori, Nangyal'a cehennem yolunu seçtiğini ve Müslümanlara karşı Amerikalıları desteklediğini söyledi. Ardından kardeşlerim bir anda kavgaya tutuştu.”

Artık tamamen düşmana dönüşen iki kardeşin bir de kız kardeşleri var. İki biraderin 28 yaşındaki kız kardeşleri o akşamı böyle anlatıyordu. Bu kavgadan üç ay sonra Noori, Taliban'a katılmaya karar verecekti.

BİRÇOK KEZ KARŞI KARŞIYA GELDİLER

ABD'nin adeta bir fiyaskoya dönüşen çekilme sürecinin ardından Taliban, Afganistan'ı yıldırım hızıyla ele geçirirken işgal ağustos ayında aşağı yukarı sona ermişti. Nangyal ve Noori, cephede birçok kez yüz yüze çatıştıklarını anlatıyordu. Kız kardeşlerinin yardımlarıyla iki kardeş ayrı ayrı olarak röportaj verirken ikisi de açıkça hala birbirlerine karşı düşmanlık beslediklerini söylüyordu.

Son 9 yılda sadece bir kez konuşmuşlar. Nangyal, 34 yaşında. Noori ise 33...

Nangyal, “Kardeşimle savaşta dağlarda, köylerde defalarca karşılaştım. Ona ateş açmak şimdiye kadar yaptığım en zor şeydi, ama başka seçeneğim yoktu. Kalbime ateş ettiğimi ve kendimi öldürdüğümü düşünüyordum” diyor.

Afgan Ulusal Ordusu, bu yaz dağıldı. Taliban, Batı destekli hükümetlerin ve silahlı kuvvetlerin eski üyeleri için genel af ilan etti ancak misilleme cinayetler hala devam ediyor. Taliban'ın mutlak işgalinden hemen önce, 10 Ağustos'ta Noori, Nangyal ile ilk kez doğrudan iletişime geçti. Ama bu ne bir kardeşlik mesajıydı ne de bir hasret giderme çabası...

“Beni 'Zaferi aldık. Savaşçılarınızla birlikte teslim olun. Aksi takdirde öldürüleceksiniz' diye tehdit etti. Ben de beni teslim almaya gelirlerse onu öldüreceğimi söyledim.”

ABD'nin ülkeden çıkmasıyla Taliban, tüm dünyayı şoke edecek kadar kısa bir sürede Afganistan'ın neredeyse tamamına hakim oldu. Fotoğraf: Reuters  

'EVE DÖNERSEM ÖLÜRÜM...'

Noori'nin “Teslim ol!” çağrısından beş gün sonra Nangyal, bu karşılaşmayı yaşamamak için Kandahar'a taşındı. Nangyal hala Temmuz 2012'de verdiği kararın doğru bir karar olduğunu düşünüyor ve “Ben bir vatanseverdim ve Afganistan'ın özgürlüğü tehlikedeydi” diye konuşuyor:

“Orduya katılmak ve hayatımı ülkemin özgürlüğünü korumaya adamak benim sorumluluğumdu. Ama ben talihsiz bir askerim, sadakatim ve bu toprağa yaptığım fedakarlıklar, kardeşimin bana düşman olmasıyla sonuçlandı ve evime ağır trajediler getirdi. Biz eskiden kardeştik. Şimdi düşmanız. Eve dönersem ölürüm çünkü kardeşim benim bir hain olduğuma inanıyor.”

Noori'nin de hiçbir pişmanlığı yok:

“Kafirler ülkenizi işgal ettiğinde Müslümanlar için savaşmak zorunludur. Her şeyi, kardeş ilişkilerini ve hatta kendimi İslam için feda etmeye hazırım. Ülkemi kurtarmak için cihada katıldım. Kardeşim, kâfirlerin kölesiydi, Müslümanlara karşı onlar için savaşıyordu.”

Taliban, 1990'larda Afganistan'ın büyük bir kısmını yönetmekteydi ve 11 Eylül saldırısı sonrası ABD işgaliyle devrildi. 20 yıllık savaşta elbette sadece Nangyal ve Noori'nin ailesi dağılmadı. Şimdi sular durulmuş gibi ancak Noori, kardeşiyle uzlaşmasının imkansız olduğunu söylüyor. Noori çok net konuşuyor ve “Kardeşim Taliban'ın katili. Taliban'ı katleden katilleri unutmayacağım ve affetmeyeceğim” diyor.

'DÜNYANIN EN ŞANSSIZ ANNESİYİM'

Kardeşlerin babası 2010'da yaşamını yitirmiş. Nangyal ve Noori'nin yanı sıra üç de kızı olan 64 yaşındaki anne, defalarca oğullarını barıştırmaya çalışmış ama bir sonuca ulaşamamış:

“Ben dünyanın en şanssız annesiyim. Acımı kelimelerle anlatmam imkansız. Taliban ve Afgan güçleri arasında şiddetli çatışmalar olduğu için her gün benim için bir kıyamet günüydü. Oğullarım savaş alanında birbirlerine karşı savaşıyordu ve ben de oğlumun kardeşinin eliyle öldüğü haberini duymayı bekliyordum...”

Kardeşlerin 28 yaşındaki kız kardeşi, “Bu kavga evimize eşi görülmemiş felaketler getirdi. O günden beri bir tek mutluluk anı görmedik. Ailemiz felaketler ve ıstıraplarla doldu. Annem her akşam aynı yemek odasında yemekten önce ağlar ve sonra biz de onunla ağlardık...”

*Bu haberdeki bilgilerin büyük bir kısmı Vice'ta “The Afghan Brothers Who Have Spent 9 Years Trying To Kill Each Other” başlığıyla yayınlanan makaleden derlenmiştir.

Kaynak: Web Özel

Sonraki Haber