Avrupa Birliği'ni 2024'te neler bekliyor?

Avrupa Birliği 2024’te önemli sınavlarla karşı karşıya kalacak. Bunların bazıları, Ukrayna savaş gibi, önceki yıllardan miras kaldı; bazıları da Avrupa Parlamentosu seçimleri gibi gelecek yılın sınavı olarak ortaya çıkıyor.

Son Güncelleme:

Avrupa Birliği’ni 2024 yılında en çok meşgul edecek konular arasında Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş, Donald Trump'ın ABD Başkanı olarak olası geri dönüşü, AB Parlamentosu seçimleri, AB’nin genişleme süreci vs… gibi konular bulunuyor.

DW’de yayımlanan haber-yoruma göre, halihazırda AB’yi en çok meşgul eden konu olan Ukrayna’daki savaş, 2024’te de AB’nin başını ağrıtmaya devam edecek. Brüksel, Rusya'nın olası bir zaferinin Avrupa'nın güvenliğini tümden tehlikeye atması ihtimalinden çok çekiniyor. AB, bu nedenle, Ukrayna'ya kendi topraklarını savunması için gerektiği sürece Ukrayna’ya yardım edeceğini defalarca dile getirdi. 

Ancak AB’nin bu yükümlülüğünü 2024’te de yerine getirip getiremeyeceği konusunda kuşkular var!

Brüksel'de artık sıklıkla savaş yorgunluğu ve dayanışma ruhunun zayıflamasından söz ediliyor. Ukrayna'ya malî yardımların karara bağlanması gittikçe zorlaşmaya başladı. Macaristan, son Avrupa Birliği zirvesinde, AB’nin Ukrayna’ya 50 milyar avroluk yardım bütçesini engelledi. AB, bu sebeple, Rusya ile barış müzakerelerine başlayıp başlamama kararını Kiev'e bırakma stratejisi 2024'te yeniden gözden geçirebilir.

AB içinde Ukrayna’nın en ateşli savunucularından olan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Bizim hedefimiz, dondurulmuş bir çatışma daha değil, adil ve kalıcı bir barış olmalı" diyor. Von der Leyen, "Ukrayna'da istikrar ve refah yaratmanın en iyi yolu, bu ülkenin AB üyesi olmasından geçiyor. Avrupa, yeniden güçlenecek bir Ukrayna için cevap olabilir" görüşünü savunuyor.

DONALD TRUMP

ABD’de 2024 Kasım’ında yapılacak Devlet başkanlığı seçimleri bir başka kaygı konusu.

Radikal bir Cumhuriyetçi olan Donald Trump, hakkında görülen davalara rağmen yeniden Başkan sıfatıyla Beyaz Saray'a geri geldiği takdirde, bu sadece AB için değil, aynı zamanda NATO için de zor zamanların başlaması anlamına gelecek. 

Ukrayna'ya destek, Rusya'ya karşı caydırıcılık ve ticaret konularında en önemli müttefikin böyle bir durumda devre dışı kalması olasılıklar dahilinde! 

Brüksel, Başkan olması halinde, sağı solu hiçbir zaman belli olmayan Trump'ı kızdırmamak için Ukrayna'ya yönelik askerî yardımları büyük oranda üstlenmeyi teklif edebilir.

Alman-Amerikan Ticaret Odası, Trump'ın başkanlık koltuğuna oturması halinde Avrupa'yı yüksek gümrük vergileri ile cezalandırabileceğini düşünüyor. Böyle bir durumda AB'nin de ABD'ye karşı gümrük tarifelerini ve diğer vergileri yükseltmek zorunda kalacağı ifade ediliyor. Bu da büyük olasılıkla ABD-Avrupa ticaret hacminin düşmesi ve ekonomik büyümenin yavaşlaması anlamına gelir.

Trump'ın, pek çok Avrupa ülkesinin en önemli ticarî ortağı konumunda olan Çin ile ilişkileri kötüye götürmesi halinde de, dünyanın halihazırda olduğundan daha da istikrarsız bir yola girebileceği öngörülüyor. Bu da Brüksel'deki dış politika uzmanları tarafından bir kâbus gibi algılanıyor.

Böylesi bir gelişme, AB’de sadece bir kişiyi, Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ı mutlu eder yorumlarına yol açıyor. Macaristan Başbakanı, Trump'ın şahsında, kendi deyimiyle "kısmî demokrasi" ile mücadelesinde önemli bir müttefike sahip olur. 

AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİ

Yaklaşık 400 milyon Avrupalı, haziran ayında Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için sandık başına gidecek. Bu, oy kullanma hakkı olanların sayısı, ancak son seçimlerde sadece yaklaşık 200 milyon seçmen oy vermeye gitmişti. 

Altı ay öncesinden beklenti, AP'de en büyük grubu yine Hristiyan Demokratların oluşturacağı yönünde. Diğer yandan aşırı sağcılar ile sağ popülistlerin de oyunu büyük olasılıkla arttıracağı ifade ediliyor.

Eurobarometer adlı kuruluşun kamuoyu araştırmasına göre, Avrupalı seçmenler için en önemli konu kendi ekonomik durumları ve hayat standartları. Ukrayna, Göç, Reformlar ve AB Genişleme Süreci gibi başlıklar ise daha sonra gelen ve seçmen nezdinde daha az önem taşıyan konular!

Ursula von der Leyen'in seçimlerden sonra da görevine devam etmesi bekleniyor. Bunun için, AB'ye üye 27 ülkenin hükümeti tarafından von der Leyen’in adaylığının AP'ye teklif edilmesi ve teklifin Parlamento tarafından kabul edilmesi gerekiyor.

AB’NİN GENİŞLEME SÜRECİ

Von der Leyen’in Ukrayna konusunda söyledikleriyle birçok üye ülke için çok aceleye getirilen ve fazla ileriye gidilen bir adımdan söz ediliyor. 2024'te Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik görüşmelerine başlanması planlanıyor. 

Savaşta büyük bir yıkım yaşayan Ukrayna'nın olası AB üyeliği, AB için aşırı masraflı bir katılım süreci oluşturacak. Bu sebepten dolayı, Ukrayna'nın siyasî alanda en büyük destekçilerinden Polonya ve Baltık ülkeleri bile, Kiev ile müzakerelere başlanması konusundan tedirgin oluyor. Zira Ukrayna'nın AB üyesi olması, bu ülkelerin Brüksel'den para alan değil, Brüksel'e para veren üyeler konuma geçmesi anlamına geliyor.

AB yetkilileri, tedirginlik yaşayan üyeleri, müzakerelerin sadece bir başlangıç olduğunu ve tam üyeliğin ancak yıllar, hatta belki de on yıllar sonra gerçekleşebileceğini dile getirerek rahatlatmaya çalışıyor.

Bazıları yaklaşık 20 yıldır AB kapısında bekleyen ve tamamı AB'ye girmek isteyen Batı Balkan ülkeleri, Ukrayna ve Moldova'nın rekor hızla tam üye yapılma çabasını kuşkuyla izliyor.

Karadağ, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya'ya, biraz da bu ülkeler üzerindeki Rusya ve Çin etkisini azaltmak amacıyla tam üyelik için somut bir tarih verilmesi bekleniyor. Sırbistan ve Kosova için ise bu ülkelerdeki etnik çatışmalar ilerlemeyi frenlediğinden manzara o kadar parlak değil!

Bosna-Hersek ise işlevsiz bir devlet imajından çok ağır adımlarla uzaklaşabilen bir ülke! Burada aşılması gereken en büyük engel, Rusya tarafından desteklenen Bosnalı Sırpların diğer etnik gruplarla mücadelesi.

İÇ REFORMLAR

Yeni üyelerin AB'ye dahil edilmesinden önce, karar mekanizmaları ve AB'nin finansmanı baştan aşağı yeniden düzenlenmek zorunda. 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB'nin yeni üyeleri içine bünyesine katma kabiliyetinin devamı için Avrupa'nın egemen ve ekonomik açıdan güçlü olması gerektiğini uzun süredir dile getiriyor. Alman hükümetinin hazırladığı reform taslağı da oy birliği ile değil oy çokluğuyla daha fazla karar alınabilmesi maddesini içeriyor.

AB diplomatlarına göre, bu reform tasarılarından bazılarının 2024'te hayata geçirilip geçirilmeyeceği henüz açık değil. Zira oybirliği ile karar alma maddesinin devre dışı bırakılması için ilgili kararın da oybirliğiyle alınması gerekiyor. Ancak AB, son yıllarda veto hakkını hiç çekinmeden kullanan ve neredeyse şeye karşı çıkan diyen Macaristan ve Polonya'yı mantıklı bir çizgiye çekebilmiş değil! Bu iki ülkeye karşı, hukukun üstünlüğü ilkesini çiğnedikleri gerekçesiyle başlatılan davalar tıkandı. 

AB karşıtı Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 2024 yılında da güçlü bir biçimde koltuğunda oturacak gibi görünüyor. Polonya ile ilgili ise bir umut var. Bunun nedeni de Varşova'da direksiyona, AB'nin eski Konsey Başkanı ve Avrupa yanlısı Donald Tusk’ın geçmiş olması…

Donald Tusk, 20 yıl önce, sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi ile Malta ve Kıbrıs Rum Kesimi AB üyesi olduğunda bugün hâlâ geçerli olan ve Birliğin halihazırda iç tüzüğü niteliğini taşıyan Lizbon Anlaşmasını yürürlüğe sokmuştu. 

Bu anlaşmanın güncellenip güncellenmeyeceği tartışmaları 2024'te çok daha fazla gündeme gelecek gibi görünüyor.

DİĞER KONULAR

AB, bu öne çıkan konular dışında, gelecek yıl bazı başka ödevleri de yerine getirmek durumunda. Bunlardan biri, üzerinde yoğun tartışmaların olduğu AB Göç ve Sığınmacı Paktı'nın yasalaşması süreci. Birliğin ayrıca, üye devlet bütçeleri ile ilgili borçlanma konusunda yeni kurallara ihtiyacı var.

Yapay zekâ ile ilgili bir düzenlemenin de bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. İklim dostu teknolojiler için daha fazla yatırımların da yürürlüğe sokulması önemli konulardan biri.

AB'nin kaynak arayışı ise ele alınması gereken bir başka konu. Komisyon, yedi yıl için 1,1 trilyon avro bütçesi olan Birliğin kasasına 66 milyar avro daha aktarmayı hedefliyor. AB bütçesine aldığından çok para veren Kuzey Avrupa ülkeleri ile verdiğinden daha fazla oranda bütçeden faydalanan Doğu ve Güney Avrupa ülkeleri arasında derin görüş ayrılıkları 2024'te daha da sertleşebilir!

AB vatandaşları ise bu tartışmalara oldukça mesafeli. Eurobarometer anketinde Brüksel'de alınan kararlara yeterince etki edememekten şikayetçi olan AB ülkesi vatandaşlarının yüzde 60'ı, buna rağmen AB'nin geleceği konusunda genel olarak iyimser görünüyor. 

Halkı en az iyimser olan ülke ise AB’nin kurucu ülkelerinden biri olması sebebiyle sürpriz bir şekilde Fransa. Ülkedeki iyimserlik oranı yüzde 50'nin altında. Yüzde 86 ile en iyimser vatandaşlar ise Danimarkalılar. Almanya'da ise, 2024 ile alakalı olarak AB'deki gelişmelere iyimser bir gözle bakanların oranı yüzde 58 çıkıyor.

Kaynak: Ajans Bizim

Sonraki Haber