Türk araştırmacılardan, okulları 'metaverse' ortamına taşıyan teknoloji

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) araştırmacılar, öğrencilerin bir avatarla temsil edildiği ve üç boyutlu "metaverse" dünyasında, derslerin fiziksel gerçekliğe en yakın ortamda yapılabildiği "sanal okul" projesini geliştirdi.

Son Güncelleme:

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Tokel, Facebook, Microsoft, Roblox ve Epic gibi şirketlerin milyarlarca dolarlık yatırım planıyla gündeme gelen "metaverse" konsepti ve ODTÜ'de bu konuda yürütülen çalışmalara ilişkin önemli açıklamalarda  bulundu. 

Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in şirketin adını "Meta" olarak değiştirdiğini hatırlatan Tokel, "Metaverse kavramını üç boyutlu bir ortam ve avatarlı temsiliyet olarak tanımlayabiliriz. Gerçek hayatın bilgisayar ekranında veya sanal gerçeklik gözlükleriyle simüle edilmiş hali olarak da tarif edebiliriz. Bu ortamda, kişiler kendilerini üç boyutlu karakterleri, yani avatarlarıyla temsil ediyorlar ve ortamdaki diğer avatarlarla etkileşimde bulunuyorlar." bilgilerini verdi.

Günümüz teknolojileri sayesinde internetteki iki boyutlu ara yüzlerin artık üç boyuta kaymaya başladığını aktaran Tokel, bu yeni teknolojilerde "internet" yerine "immernet" kavramının geçmeye başladığını ifade etti.

"ODTÜ için metaverse yeni bir kavram değil." diyen Tokel, bu konudaki çalışmalara 2010'da ODTÜ'nün üç boyutlu sanal kampüsünü kurarak başladıklarını ve tercih yapacak öğrencilerin kampüse gelmeden bilgi alabilecekleri bir altyapıyı oluşturma hazırlıklarının sürdüğünü söyledi.

 

"TERAPİLER ÜÇ BOYUTLU ORTAMLARA TAŞINACAK"

 Sanal kampüsün ardından sosyal fobisi olanları, sanal gerçeklik ortamında korkularıyla yüzleştirerek tedavi edebilen "sanal terapi" teknolojisini geliştirdiklerini dile getiren Tokel, "Sanal klinik üzerine çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bu teknoloji ile psikologlarla görüşmeler artık Kovid-19 salgını ile beraber artan çevrim içi ortamlar yerine üç boyutlu ortamlarda gerçekleşebilecek. Bu ortamlarda kişiler kendilerini çok daha rahat hissediyor ve çok daha rahat ifade edebiliyor." diye konuştu.

"BU TEKNOLOJİYİ AMAÇ DEĞİL, ARAÇ OLARAK KULLANMAYI HEDEFLİYORUZ"

Tuğba Tokel, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile özellikle eğitim alanında da "metaverse" üzerine pek çok çalışma yürüttüklerini anlattı. Bunlardan birinin üç boyutlu sanal ortamlarda yabancı dil eğitimi olduğunu ifade eden Tokel, "Eğitim alanında bu teknolojiyi amaç değil, araç olarak kullanmayı ve eğitim ortamlarını üç boyutlu tasarlama konusunda uygun örnek uygulamalar geliştirme amacındayız." diye konuştu.

"FİZİKSEL GERÇEKLİĞE EN YAKIN ORTAM SAĞLANIYOR”

Covid-19 salgınıyla "sanal okul" projesi üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Tokel, sosyal ve fiziksel mesafe ile birlikte aslında duygusal olarak tüm insanların birbirlerinden çok uzaklaştığını belirtti. Özellikle çocukların, okul ortamından uzaklaşması ve sadece ekran başında eğitime devam etmesinin zorluğuna dikkati çeken Tokel, şöyle konuştu:

"Bu teknolojiyle uzaktan öğrenme süreçlerinde, öğrencilerin yüz yüze olmasa bile arkadaşlarıyla beraber sanal okul ortamına girebilmesine imkan sağlanıyor. Klasik iki boyutlu çevrim içi ortamlarda öğrenciler, sadece bir fotoğraf ve kullanıcı adı, pasif şekilde dersi dinliyorlar, hatta isteyenler kameralarını bile kapatıyorlar. Aslında ortamda bulunmuyorlar, sadece duyuyorlar. İki boyutlu sanal dünyada, olayların ve sınıfların içine girilemiyor ve dışardalık hissi çok yaşanıyor.

HEM ÖĞRENCİLERİN, HEM DEÖĞRETMENLERİN AVATARI VAR

Sanal okul gibi üç boyutlu metaverse ortamında ise öğrencilerin hem kendilerinin hem sınıf arkadaşlarının ve hem öğretmenlerinin avatarı var. Biz metaverse ortamlarında bu bulunuşluk hissine odaklanıyoruz. Nasıl gerçek dünyada olduğumuzu hissediyor ve diğer kişilerle etkileşim halindeysek, metaverse ortamında da fiziksel gerçekçiliğe en yakın ortam sağlanabiliyor."

Bu uygulamada önem verdikleri ikinci önemli konunun, "sosyal bulunuşluk" olduğunu aktaran Doç. Dr. Tokel, öğrencilerin, üç boyutlu sınıf ortamında arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle "sosyal bulunuşluk" hissini yaşadıklarını kaydetti.

TEMELİNDE BULUNUŞLUK YATIYOR

Tuğba Tokel, şöyle devam etti:

"Üçüncüsü ve belki en önemlisi ise öğrencinin kendisinin sosyal bulunuşluk hissi yaşamasının yanında diğer arkadaşlarının da kendini fark ettiğinin bilincinde olması, yani birlikte bulunuşluk. Metaverse kavramının temelinde bulunuşluk yatıyor. Bu ortamda motivasyonu oldukça yüksek tutulabiliyor. Öğrenciler, metaverse ortamında kameralarıyla değil, avatarlarıyla üç boyutlu sınıflara giriyorlar. Sunum yapmak istediğinde tıpkı gerçek ortamdaki gibi sunumunu yaparak, diğer arkadaşlarıyla etkileşime giriyor. Metaverse ortamda yapılan bir ders, gerçek hayattaki etkileşimin bir benzeri. Sanal okullarda, ders sonrası sosyal etkileşimler de yapılabiliyor. Bu projeyle akademik kazanımların yanı sıra daha sosyal ve daha duygusal etkileşimleri de desteklemeyi amaçladık."

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Tokel, sanal okullarda, yüz yüze eğitim sonrasında etüt saatlerinin de yapılabileceğini belirterek, "Öğrenciler, ders sonrası eksiklerini gidermek için öğretmenleriyle bir araya gelebilirler. Belki üniversiteye hazırlık seviyesindeki öğrenciler buna daha çok ihtiyaç duyabilir." dedi.

Okula uyum için de sanal okulların kullanılabileceğini belirten Tokel, "Öğrenciler, okula daha başlamadan sanal ortamda bu deneyimi yaşayabilir. Bu teknoloji, aynı zamanda oyunlaştırmayı da içerdiğinden, çocukları ürkütmeden okula alıştırmada kullanılabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Tokel, geliştirdikleri sanal okulda, fiziksel gerçeklik ve bulunuşluk hissinin hem sanal gözlüklerle hem de masaüstü sanal gerçeklikle sağlanabildiğini anlattı.

 

"TELEVİZYON GİBİ SANAL GÖZLÜK DE HAYATA GİRECEK"

 Doç. Dr. Tuğba Tokel, üç boyutlu sanal okulların geleceğine ilişkin soru üzerine, "Metaverse kavramının çok konuşulmasıyla birlikte bu teknolojiler, herkesin çok ilgisini çekti ve daha da çekecek gibi görünüyor. Bu alanda çok araştırmalar yapılacak, bu konuda pek çok Ar-Ge ve yatırımlar yapılıyor. Belki çok yakın gelecekte tüm öğrencilerin sanal gerçeklik gözlüğü olduğunu öngöremeyiz. En azından masaüstü sanal gerçeklik ile başlayarak daha sonra donanımın da evlere gireceği bir dönem ki belki üç-beş yıl sonra gelebilecek. Bu çok zor değil, nasıl tüm evlerde televizyon var bu teknoloji de bir şekilde hayata girecek." diye konuştu.

Tokel, dünya genelinde de canlı sınıf ortamlarının artık üç boyutlu metaverse ortamlarına doğru kaydığını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Sonraki Haber